Zuhruf Suresi’nin hayata ışık tutan mesajlarla dolu bir sure olduğunu okudukça, üzerinde düşündükçe anlıyor insan.
Bu Sure’nin dile getirdiği mesajlara kulak vermek zorundayız. Öldükten sonra sorgu ve sualimizin bu kitaptan, bu sureden olacağını da unutamayız; “Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf/44) Öğüt almak, şeref ve paye edinmek, ileride çekileceğimiz hesabımın kolay olmasını istemek bu sureyi iyi bellememiz ile doğru orantılıdır.
Müslümanlar ile kâfirlerin arasını net çizgiler ile ayıran emirlerin de yer aldığı bir Sure’den bahsediyorum. Müslümanların, inkârcılara yönelik bir özentiye girmemeleri, bu vesileyle dünya malına tamah etmemeleri gerektiğine vurgu yaparak kâfirlerin içine düştükleri girdabı dikkatlerimize sunuyor bu Sure.
Bu sureyi okumak, anlamak, yaşamak ve etrafımızda yer alan insanlara da aktarmak, Müslüman olarak en önemli görevlerimizden biridir. Bir görev olarak algılamak zorundayız. İnsanların silkelenmeleri ve dirilmeleri adına her zeminde ve her platformda hayatımıza rehberlik yapması gereken bu kuralları dile getirmemiz son derece önemli olacaktır. Çünkü uyanık olduğunu sanan ve aklını hevesine kurban veren kişiler öldüklerinde dövünecekler ve ağlayaraclardır. Şeytanlarından uzak olmasını dileyeceklerdir. Ama aklını Kur’an ve Sünnet ile seferber ederek hevesine pranga vuranlar, şeytanları düşman olarak belleyip uzak duranlar da öldüklerinde dirilecekler, gülecekler, şen ve şakrak bir hayat ile baş başa kalacaklardır.
Bu surede yer alan harika ve capcanlı birkaç ayeti dikkatlerinize sunmak istiyorum. Gündemin ve hayatın tam merkezinde yer alan birkaç ayet... İsterseniz bu sureyi baştan sonuna kadar birkaç tefsir kitabından da defaaten okuyun. Anlayın, anlamaya çalışın, sorun, soruşturun. İşte o zaman üzerinde tefekkür etmeniz ve derin derin düşüncelere dalmanız kaçınılmaz olacaktır. Anlamadıysanız bir daha, bir daha, olmadıysa bir daha okuyun. Tekrar tekrar okuyun. Ve yine anlamadıysanız şunu asla unutmayın ki ayetlerde sorun yoktur.
Mesajına dikkat çekmek istediğimiz ilk ayet şöyle dile geliyor; “Ey inkârcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?” (Zuhruf/5) İnsanlar istemiyor, algılamıyor, karşı çıkıyor, ret ediyor, tepiniyor, zamanlarının olmadığını iddia ediyor diye ayetleri dile getirmekten, orta yere sermekten vazgeçemeyiz.
Günümüz insanlarına baktığımız vakit aşırı gittiklerini, ayet ve hadislere karşı son derece cüretkâr davrandıklarına şahit olmaktayız. İbadetlere rest çekme, dini kuralları hafife alma, harama dalma, karşı çıkma konusunda frensiz gittiklerini görünce bu ayet ister istemez karşımıza kocaman bir levha olarak çıkmaktadır.
Evet, şimdi birkez daha okuyalım bu ayeti; “Aşırı giden insanlar oldunuz diye size ayetleri hatırlatmaktan vaz mı geçelim?” Yani bu konuda ketum mu davranalım? Sporu, sinemayı, ekonomiyi, eğitimi, öğretimi, yönetimi, siyaseti, savaşı, barışı, geziyi konuşalım da ayetlere sıra gelince de susalım, öyle mi? Farklı kural ve kaidelere, farklı dinlere uydunuz diye, farklı konuları dilinizde pelesenk ettiniz diye size ayetleri hatırlatmaktan uzak mı duralım?
İşte hayat, işte dünya, işte yaşam, işte işte insan, işte imtihan…
İşte önümüzde bizi bekleyen hesap kitap…
İşte girilmesi gereken cennet ve cehennem…
Kur’an ile yol alanlara Mü’min, Kur’an’ı kabul etmeyenlere de Kâfir diye isimlendiriyoruz. Bu isimlendirmeyi kişinin İslam beldelerinde doğmuş olması, isminin Ahmet, Mehmet, Ayşe veya Fatma olmasına göre vermiyoruz. Malumunuz bu işler güzel isimler ile yürümüyor. Bu işler yaşantıya yansıması gereken, hayatı düzenleyen zihinsel bir süreci ifade eden iman ve inkâr ile alakalıdır.
Kur’an ile bir yaşam, bir hayat, bir düzen, bir sistem kurgulamak, bunun için de istikamet üzere yürümek gerekmektedir. Uyarılarımızı, nasihatımızı, kaleme aldığımız satırlarımızı ayetlerden devşirmemiz kaçınılmazdır. Bu vesileyle çevremizi Kur’an ile uyarmamız son derece önemli ve gerekli bir görev olacaktır. Aşırı gittiler, baskı uyguladılar, sevmiyoruz diye ortalığı birbirine kattılar diye bizi ayetleri dile getirmekten geri bırakmayacaktır.
Biz konuşacağız, konuştuklarımız ayet olacak. Biz dile getireceğiz, dile getirdiklerimiz ayet olacak. İsteyen karşı çıkar, isteyen inkâr eder.
İnsanların bu ayetler ile yol ve yordam belirlemelerini sağlamaya çalışmamız Müslüman olmamızın zorunlu bir sonucu olduğunu unutamayız. Yeryüzünde Kur’an-ı Kerimi kabul eden insanların çıkacağı gibi ret eden, karşı çıkan ve hatta hükümlerinin yeryüzünde uygulanmasına mani olmak üzere var gücüyle çalışan insanlar da olacaktır. Mü’min ve Kâfir budur. İmtihanın kuralı, cennet ve cehennemin var olmasının en önemli sebebi de budur.
Ayetler kimseden çekinmez ve utanmaz, kimseleri de kayırmaz. Farklı insanlara farklı telkinlerde de bulunmaz. İlk anda indiği gibidir her ayet. Gerçeği ve olması gerekeni serer orta yere. İsteyen kılavuz olarak başvurur isteyen de olabildiğince uzak durur. Tercih meselesidir. İmtihanın vazgeçilmez neticesidir.
Uyarıları dikkate almayan insanlar sanırım yeryüzünde gün geçtikçe çoğalıyorlar. Yaşadıklarımız bunun en bariz ispatıdır diye düşünüyorum. Yüce Allah; “Kim, Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.” (Zuhruf/36) Şeytanlaşmış insanların çoğalması, şeytanlar ile iş tutanların yeryüzünü kasıp kavurması bu ayetin tecellisi olduğunu söylediğimiz vakit yalan söylemiş olmayız.
Doğru iş yaptığını sanan insanlardan geçilmiyor ortalık. Cadde ve sokaklar medeniyetin zirvesinde kanat çırpan insanlarla dolu. Alenen işlenmekte olan günahlar, sürekli yapılan isyanlara rağmen hemen her insan kendisini anasından doğduğu zamanki gibi tertemiz ve günahsız olarak algılamak istiyor. En azından böyle kabul ediyor. Sanki hiç günah işlememiş, sanki hiç isyana tevessül etmemiş… Haddi zatında kendisi ve gelecek nesli için cennetin tam orta yerinde yer kapmış.
Adeta bugün inmiş, bugünkü insanları tarif etmekte olan şu ayeti de dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu tarife uyan yüzlerce, binlerce belki de milyonlarca insan dolaşıyor cadde ve sokaklarda; “Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf/37) Doğru iş yaptığını sanan fakat yanlış işlerden vazgeçmeyen insan yığını… Mantar gibi çoğalıyor böylesi insanlar…
Yolumuzu aydınlatan muthiş bir ayet değil mi? Yaptıklarımızı her gün her an Kur’an mikyasıyla değerlendirmemiz gerekmez mi bu ayetin muhatabı olmamak adına? Şeytanlaşmanın, şeytan ile iş tutmanın, şeytan gibi düşünmenin asıl nedeni iyi iş yaptığını sanmamız olduğunu öğreniyoruz. O halde yaptığımız tüm iş ve işlemlerimizi Kur’an ve Sünnete sorarak yapmak zorundayız. Allah muhafaza bu duruma düşebiliriz!
Bu ayetler üzerinde tefekkür ettikçe çevremizde gezinen bazı insanların nasıl da şeytanlaştığına şahit olabiliriz. Bu ayet üzerinde tefekküre daldığımız vakit Kur’an ile ilişkisini kesen her insanın, aslında şeytanın en sadık dostu olduğunu da öğrenmekteyiz.
Aman dikkat!!!
Ne yaptığımızı, kimler ile arkadaşlık kurduğumuzu, en sadık dostumuzun kimler olduğunu, bizi hâkimiyeti altına alan şahısları ve sistemleri getirelim gözlerimizin önüne. Sorunların kaynağına biraz daha ciddiyetle odaklanmaya çalışalım. İşte o zaman görürüz hakikatin kendisini.
İmtihanın tarifini yanlış yapan insanlar, hayatlarında sergilemeleri gereken davranışları da yanlış anlamaya ve yorumlamaya başlarlar. Bu vesileyle; yaşantılarında, düşüncelerinde ve konuşmalarında Kur’an’dan ve Sünnet’ten en küçük bir emare dahi bulunmaz. Bu tip insanların, insanlığın(!) zirvesinde top çevirdiğine de şahit olmak son derece üzüyor bizleri.
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Aynı Evde Büyüyen Yalnızlık: Narsistik Ebeveynlik Ve Görünmeyen Çocuklar
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)