Kavramlarımıza yüklenen manalar değişince, özgürlük tutsaklığa, tutsaklık da özgürlüğe evrilmiş oldu. Tutsak olanlar özgürlük şarkısını dillendiriyor.
Kur’an’a sırt dönen bir insana özgürlüğü tarif etmenin, tutsaklığın sınırlarını çizmenin imkânsızlığını da anlatmak veya kavratmak pek mümkün olmayacaktır. Çünkü insanoğlu çok cahildir ve çokça da gafildir. İnsanlık özgürlük adı altında ne yaptığını bilemez bir derekeye, tutsaklığa alışmış durumdadır. “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzap/72)
Maalesef insanoğlu yüklendiği emanetten gafil bir yaşamı özgürlük adı altında pürneşe ile sürdürmektedir. Başına geleceklerini umursamadan tutsak bir hayatı alkışlamaktadır. Yaptıkları fecaatleri üstünde oturduğu özgürlük halısının altına süpürmektedir. Ancak tutsak olanlar işlediklerinin bilincinde değillerdir.
İnsanoğlunun şahidi, yirmi dört saat kendisi ile beraber iş ve işlemlere imza atan bedenidir. Buna rağmen şahitlerin huzurunda, şahitleri pervasızca kullanarak birçok günaha dalabiliyor, olmadık yerlerde, olmadık şekilde, olmadık isyanlara tevessül edebiliyor. Halbuki Yüce Allah bu konuyu; “Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.” (Fussilet/22) şeklinde dile getirmektedir kitabında.
Medeniyet ve özgürlük(!) adı altında işlenen günahları, âlenileştirilen haramları saymak mümkün değildir. Azıttıkça azıtıyor insan.
İnsanın eli, gözü, kulağı, ayağı, kalbi ve yüreği kişinin sahip olduğu dinin gereklerine göre iş ve işlemlerini yürüttüklerini bilmemz kaçınılmazdır. İnanç; iyi olursa vücudun sergilediği davranışlar iyi olur, inanç kötü ve bozuk olursa vücudun sergilediği veya sergilemek zorunda kaldığı davranışlar da kötü olur. Nu’mân İbni Beşir (r.a.) Resulüllah (s.a.v.)’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “… Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhari, İman 39, Büyu’ 2; Müslim, Müsakat 107) Kalbi tutsak olan bir insana özgürlüğün tarifini yapmak mümkün değildir. Özgürlüğün tarifini yapabilmek için evvela kişinin kalbinin tutsak olmaması gerekir.
Kişi Müslüman olsun olmasın hiçbir davranışı inançtan hali kılamayız. O halde insanlardan sadır olan her bir fiil sahip olunan bir inancın dışa yansıması olduğunu söylersek yanlış söylemiş olmayız. İnanç ile ilişkilendirilemeyen bir davranışı şimdiye kadar hiç kimse bana gösteremedi.
İnsanlar bazen etrafını saran zifiri karanlıklar içinde kendisine apaydınlık bir yol bulur istikamet üzere emin adımlarla yürümeye devam eder. Baskı ve engellemeler bir işe yaramaz. Yıldıramaz inanç sahibini. Engelleyemez hiçbir ibadeti, zorlayamaz hiçbir haramı. Mü’min inanç sahibidir, inandığını yaşamak ister.
İnsanlar bazen de apaydınlık bir zaman diliminde, zifiri ve koyu bir dehlizin içindeymiş gibi yolunu kaybeder, şapşallaşır ortalıkta, körelir, sağa sola yalfa yapar, yol aldığını düşünür ancak bir arpa boyu dahi olsa yol almadan yürüyüverir. Bütün uğraşları heba olur, kalakalır yerinde. Çünkü yürümenin gerekliliğine inanmıyordur. Her şey ve her yer kendisi için karanlık ve kapalıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.” (Nur/40) Evet, nursuza nuru tarif etmek mümkün değildir. Tutsaklığı özgürlük sandığı gibi nursuzluğu da nur sanır.
Kâfir olmak veya dinden çıkmak Şeytan ile Müşrikler ile Ebu Cehil veya Ebu Lehep ile sınırlı bir konu olduğunu düşünmüyorum. Tarihte kalmış bir durum olduğunu da kabul etmiyorum. Araplar ile sınırlı bir konu olduğunu söyleyenlere de inanmıyorum.
Mü’min kalmanın veya küfre düşmenin kapısı herkes için kıyamete kadar açıktır. Dileyen dilediği kapıyı, dilediği şekilde, dilediği zaman kullanabilir. Kim, nerede ve ne zaman Kur’an’ın ister tamamına ister hükümlerinden birine (mesela miras hükmü bunlardan birisidir) karşı çıkabilir, kabul etmiyorum da diyebilir. Bu konuda şeytana tutsak kalabilir.
İlahi emirlerin tamamına karşı çıkmak veya istemiyorum demek küfrü, dinsizliği ve imansızlığı gerekli kıldığı gibi bir emri kabul etmiyorum demek de küfrü zorunlu kılmaktadır. “… Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?...” (Bakara/85) ayeti bu durumu izhar etmektedir. İman veya inkâr eden kişi ister diplomalı olsun ister cahil, ister profesör olsun ister muallim, ister ilahiyatçı olsun ister mühendis fark etmiyor. Mü’min mü’mindir, kâfir de kâfirdir. Hem Mü’min hem de kâfir olmak diye bir konu yok dinimizde. İnsanların bir ömür boyu elde etmek için çalıştıkları, yanlarında taşıdıkları etiketlerin hiçbiri kâfir olmaya, dinden çıkmaya engel bir durum teşkil etmemektedir. Kim, Allah’ın ortaya koyduğu hükümlerinden en az birini kabul etmeyerek yanlışlığını iddia ederse veya Arap örfü diyerek inkâra kalkışırsa, laiklik ve demokrasi kurallarıyla uyuşmuyor diyerek karşı çıkarsa o kişi kâfirdir, dinsizdir, imansızdır.
Böylece her şey ayan beyan bir şekilde ortada dururken ve her an ölüme doğru yol alırken yanlışlarımızı, hatalarımızı, kusurlarımızı telafi etme, günahlarımızdan tevbe etme ve istiğfara yönelme, af ve mağfiret dileme, hasımlarımızla helalleşme ve toka yapma imkânına sahip olduğumuzu hatırlamamız lazımdır. İbadetlerimizi ifa etme; iyiye, güzele, doğruya yani özgürlüğe yönelme gücü ve kuvveti var elimizde. Hâlâ günahlardan içtinap etme, tutsaklıktan kurtulma iradesi var sinemizde. Bilincimiz yerinde, irademiz var, idrak kabiliyetini de henüz yitirmiş değiliz. Bazı şeyleri değiştirme iradesinin var olduğunu, bazı şeylerin doğruluğunu kabul etme imkânına sahip olduğumuzu biliyoruz.
Unutmayın bu imkânların tamamı ölüm ile son bulacaktır.
Vahyin bildirdiklerine rağmen bir konuyu savunan, görüş ileri süren, bu daha iyi ve daha güzel diyen kişi ya kördür ya sağırdır ya da kalpsizdir. “Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.” (Bakara/18) Başka bir izahatı olamaz bu konunun. Allah, böyle bir duruma düşmekten muhafaza buyursun bizleri ve tüm mü’minleri!
Peki, neyi bekliyoruz?
Un var, yağ var, şeker var elimizde. Ortam müsait. Helva yapmak için daha ne olması lazım? Ölmeyi mi bekliyoruz yoksa imkânların tek tek tükenmesini mi? Her gün elimizden güç ve iradenin sessizce kayıp gittiğine şahit olduğumuz bir ortamda ve zamanda helva yapamamak ne kadar da acı bir durum olduğunu niye kavrayamıyoruz? Şayet tutsaklıktan özgürlüğe terfi etmek için ölümü bekliyorsak, ölüm ile beraber elimizde var olan tüm imkânların birer birer yok olduğunu gördüğümüz zaman iş işten geçmiş olacaktır. Geri dönüşü olmadığı gibi pişmanlık da fayda sağlamayacaktır bize.
Evet, her insan özgürdür. Dileyen iman eder dileyen de inkâr eder. Ancak özgürlük; Allah’ın yasaklarını pervasızca çiğnemek, isyan etmek ve haramlara alabildiğine dalmak demek değildir. Allah’ın emirlerine karşı çıkmak tam manasıyla şeytana ve şeytanın avanelerine tutsak olmak ile eşdeğer olduğunu söylemek durumundayım. O yüzden haramlar özgürlük adı altında işlenemez, âlenileştirilemez, ahlak ve karakter haline dönüştürülemez. Ve yine özgürlük adı altında haramlar Allah ile bir savaşa zemin teşkil ettirilecek bir evreye getirilemez.
Asıl özgürlük; Şeytan ve avanelerine ret çekmek ve bir bütün halinde Allah’ın emirlerine boyun bükerek bağlanmakla gerçekleşecektir.
Kişi; Allah’ın emirlerine ittiba ettiği kadar özgür, Allah’ın yasaklarına bağlandığı kadar da tutsaktır.
Peki, siz Allah’a asi olmak suretiyle şeytan ve avanelerine tutsak mı oldunuz yoksa şeytan ve avanelerine başkaldırarak Kur’an’a bağlanmak suretiye özgürlüğünüze mi ulaştınız? Ya da bu soruyu bir başka şekilde sorayım; “Siz ibadetler karşısında özgür müsünüz yoksa haramlara bağlanmak suretiyle hala tutsaklığınıza devam mı ediyorsunuz?”
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)