“Bugün onların ağızlarına mühür vururuz, elleri bize konuşur ve ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.” (Yasin/69)
İleri sürdükleri mazaretlerinin sonu gelmediğinden mütevellit ağızlarına mühür vurulacak o mücrimlerin. Konuşamayacaklar, yalan beyanda bulunamayacaklar. Başkalarını suçlayamaya yeltenemeyecekler. Edebiyatı parçalayamayacak, edebi cümleler dizemeyecekler. Ustalıkla yazılmış savunma dilekçeleri kabul edilmeyecek. “Şeytan bizi kandırdı, şeytan bizi ayarttı, arkadaş kurbanıyım.” diyemeyecekler.
Rabbim bizleri muhafaza buyursun!
Dil; yalan yanlış beyanlar ileri sürmek suretiyle bir parçası olduğu bedenini kurtarmaya çalışacak. Bunun için ne gerekiyorsa onu söyleyecek, onu dillendirecek, iftira atacak. Ancak bir yerden sonra dil de lal olacak, gözler de kör olacak. Önünü dahi göremeyecek. Elleri ve ayakları yaptıklarının şahidi olarak karşısına dikilecek. Ve artık konuşma sırası ellerde. Şahitlik sırası ayaklarda.
Olabilir mi?
Neden olmasın? Bu dünyada konuşan dile konuşma üzelliği veren Yüce Allah, el ve ayaklara konuşma özelliğini veremez mi? Kim buna engel olabilir ki?
Kürtçe bir ata sözünde; “Kişinin şahidi bedenindendir” diye bir tabir kullanılır. İşte bu atasözü sanki bu ayetten mülhemdir. Evet, gün gelecek şahitlerimiz bedenimizden peydahlanacak. Üstünü örtmeye çalıştığımız ne kadar günahımız, kusurumuz, hatamız varsa hepsini ifşa edecek. Bedenimiz dile gelecek, istesek de istemesek de yaptıklarımızı tek tek dillendirecek. Üzerine bastığımız toprak bile dile gelecek ve icra ettiğimiz fiilleri anlatacak tek tek.
İşte kıyamet günü insanların karşı karşıya kalacakları hesap kitap işinden bahsediyor bu ayet. İnsanoğlu; cehenneme, azaba duçar kalmanın, sırtını ateşe vermenin dehşetini görünce elinden geleni ardına koymayacak. Her çareye başvuracak. Ağzıyla yalan beyanda bulunacak ve olmadık bahaneler ileri sürecek. “Görmedim, bilmiyorum, duymadım” üçlüsünü oynayacak.
Evet insan için, “O, mazaretlerini iler sürse bile nafile.” (Kıyame/15) Yaptıklarına karşı ister mazaret ileri sürsün, ister inkar etsin, ister başkasını suçlasın hiçbir bahanesi değerli görülmeyecek.
Başka bir ayeti kerimede; “Nihayet cehenneme vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları aleyhinde şahitlik ederler.” (Fussilet/20) Biz yaptık, biz işledik, biz götürdük, biz getirdik, biz çaldık, biz taşıdık, biz oynadık, biz inkar ettik, biz karşı geldik, biz öldürdük, biz delilleri yok ettik. Biz şahidiz tüm bu günahlara.
Bu azaptan, bu bitmez tükenmez işkenceden kurtulmak için ne var ne yok her şeyi fidye olarak vermek istiyoruz diye yalvaracak: “Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.” (Al-i İmran/91)
İnsanoğlu için doğru konuşmaktan, doğruları dile getirmekten başka bir çıkış kapısı olmayacak. Hangi bahaneyi ileri sürerse sürsün olması gereken doğrular hemencecik önüne serili verecek. Ellerinin ve ayaklarının şehadeti ile ileri sürdüğü her bahane oracıkta çürütülecek. Hangi yalanı dile getirse elinde patlayacak, hangi iftirayı ileri sürse kendisine geri dönecek.
Bir yerden sonra dil de lal olacak ve artık konuşamayacak. Gözler kör olacak ve artık göremeyecek. Her şey doğruyu söylemeye programlanmış olacak. Her şey doğruyu ortaya çıkarmaya matuf olacak.
Bedenin bazı uzuvları doğruyu dile getirmeye kalkışınca diğer kimi organ karşı çıkacak bu duruma, bir savaş başlayacak, bir kavga, bir gürültü, bir çağırış, bir bağırış ortalığı kaplayacak: “Derilerine; “Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz?” derler. Derileri de; “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önce yaratan O’dur ve dönüşünüz de O’nadır.” diye cevap verirler.” (Fussilet/21)
Vücut kendi kendisi ile savaşacak.
Doğruyu söyleyenler ve doğruyu söylemek zorunda kalanlar.
Anlaşmazlık diz boyu. Ancak her şeyi konuşturan Allah, konuşma özelliği olmayan organları da konuşturmaya başlayacak. Hak ve adalet yerini bulsun diye tüm bunlar gerçekleşecek. Şu işleri yaptın mı yapmadın mı diye sorulan her sorunun cevabı doğru bir şekilde serilecek ortaya. Her şeye hükmeden Yüce Allah (c.c) derileri dile getirecek. İnsanın vücudunu çepeçevre sarıp sarmalayan deri, her şeyi olduğu gibi anlatacak. Olmadı, eller dile gelecek ve yapılan fiillerin tamamını aktaracak. Ayaklar tüm söylenenlere şahitlik edecek. “Evet, öyle oldu.” diyecek. Vücut; “ben yaptım, ben götürdüm, ben kaldırdım, ben vurdum.” diyecek. Ayaklar; “üzerime basarak bu günahları işlemeye gittiler vakti zamanında” diye yeminler edecek.
O gün konuşma ve şahitlik yapma özellliği verilenler sadece insanın bedeni olmayacak elbet. Belki de günahı gören, duyan ve şahit olan her şey şahitlik yapacak insanın aleyhinde. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: 'Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!' der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir." (Buhari, Edeb 60; Müslim, Zühd 52)
Dinimize göre bir Müslüman, işlediği günahı, yaptığı kötülüğü, icra ettiği zulmü başka insanlara anlatmaması gerekir. Belki Yüce Allah, o günahı affetmiştir.
İşlenen haramların anlatılmamasının bazı hikmetleri vardır. Bunlardan birincisi; İşlenen günahların masum ve günah işlemeyi bilmeyen insanlara bir meziyet olarak anlatılması Allah’u Teala katında yeniden işlenmiş gibi yazılmasına sebebiyet verebilir.
İkincisi işlenen günahı duyan insanlar vakti ve zamanı geldiğinde o günaha şahitlik yapabilir.
Üçüncüsü bu günahın işlenme şeklini bilmeyen insanlar bu günaha heveslenebilirler. Kişiler “Madem ki işlenen bu haram kimseler tarafından bilinmedi, ben de işlesem duyulmaz ve görülmez.” diyerek teşebbüs edebilir. Ya da “bu günaha şu yollardan da ulaşılabiliyormuş” diyerek tevessül edebilir.
İşlenen günahlar her şeyi bilen ve gören Allah’u Teala’ya itiraf edilmelidir. Yüce Allah’a yapılan itiraf, tevbe ve istiğfar affa sebebiyet verebilir. Ama insanlar nezdinde yapılacak itiraf azaba yol açabilir.
İşlenen günahların ortaya çıkması konusunu irdelediğimizde karşımıza şöyle bir durum da çıkmaktadır. İnsanların konuşmaları yani çıkardıkları sesler hava kabarcıkları vasıtasıyla taşındığını biliyoruz. Hava akımı olmasaydı seslerin iletkenliği de olmayacaktı. Hava kabarcıklarına işlenmiş bir sesin silinmesi (Allah’ın dilemesi olmadıkça) mümkün değildir. Gün gelecek bu hava kabarcıkları vasıtasıyla oradan oraya taşınan ses kayıtları, Hz. Adem (a.s.)’dan kıyamet gününe kadar arşivlenen tüm kayıtlar deşifre olacaktır. Bu vesileyle kimin, nerede ne konuştuğu, ne zaman konuştuğu ortaya çıkacaktır.
Bu durumun bile işlenen günahların tekrar tekrar dile getirilmesinin doğru olmadığına işaret olarak algılayabiliriz.
İnsanların aleyhinde bir de yer yüzü dile gelecek, üzerinde işlenen her ne varsa tek tek dökecek orta yere: “O gün yer, kendi haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona öyle vahyetmiştir.” (Zilzal/4-5) Biz bu ayeti; yeryüzü ilk insandan son insana kadar bağrında sakladığı insanları dışarı çıkarmakla haberlerini anlatacak şeklinde anlayabileceğimiz gibi üzerinde işlenen ne kadar kötülük, günah, zulüm ve isyan varsa hepsini yerini ve zamanını belirterek, kimin işlediğini anlatmak suretiyle de dile getireceği şeklinde de anlayabiliriz.
Sadece günahları mı dile getirecek yer yüzü?
Elbette hayır!
İşlenen ne kadar iyilik ve güzellik varsa onları da yerini ve zamanını belirtmek suretiyle anlatacak sahipleriyle beraber. Yer ve zaman dahil olmak üzere toprağın üstünde işlenen tüm filler açığa çıkacaktır. Gizlemek yok. Saklamak yok. Ret etmek, kabullenmemek yok.
İşte tüm bu delillerden sonra her günahkar işlediği günahlarını olduğu gibi kabul etmekten başka bir çıkar yol bulamayacaktır.
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)