Tağut; tuğyan eden, haddi aşan, sınırı aşan ve azgınlık yapan demektir.
Bir Müslüman için çok önemli olan Kelime-i Tevhid'i açıklayan, çok yönlü bir kavramdır. Allah’ın hükümlerine karşı gelen, insanları sapıklığa ve kötülüğe yönlendiren her türlü otorite, güç, kurum, kişi veya varlık tağuttur.
İnsanları Allah’a kulluktan koparıp kendilerine egemen kılmaya çalışan, kendi yasalarına kul ve köle edinmek isteyen; kendisine itaat edilen, emir ve yasakları kabul edilen her kişi, her kurum ve her müessese tağuttur.
Allah’ın yasalarını beğenmeyerek beşerî yasalarla yönetmeyi istemek ve insanları kendi yasalarına kul ve köle etmeye çalışmak tağutluktur. Allah’ın düzenine müdahale eden, taşkınlık gösteren tağut olur.
Kendisine itaat edilen, insanları arkasından sürükleyen, kendi görüşlerini Allah’ın hükümlerinin önüne koyarak onları yönlendiren ve otorite kabul ettiren herkes tağuttur.
Şeriatı istememek tağutluktur. Allah’ın hükümlerinin dışındaki hükümlere tağut denir.
Allah’tan başka tapılan ve insanları hak yoldan saptıran her varlık tağut kapsamına girer. İnsanı Allah’a ibadetten alıkoyan, Allah’a giden yolu kapatan, dini yalnız Allah’a has kılmayı, Allah ve Resûlü’ne tabi olmayı engelleyen her şey tağuttur. Bu; cin veya insan şeytanı olabileceği gibi ağaç, taş, mezar, hayvan, para, ateş vb. de olabilir.
Allah ve Resûlü’nün kanunlarıyla hükmetmeyen, Allah’tan başka kendisine muhakeme olunan veya ibadet edilen her varlık tağuttur. Allah’a ait yetkilerin kendilerine verildiği her varlık tağuttur.
İslam dinine girişte "Lâ ilâhe illallah" kelimesi bir sözleşmedir. Burada bir reddiye ve kabulden bahsedilir. Kelime-i Tevhid'deki "Lâ ilâhe" ifadesi, tağutun inkâr edilmesi kısmıdır.
Tağutu reddetmek imanın ön şartıdır. Tağutlar inkâr edilmeden Allah’a iman kabul edilmez. Kur’an’da tağutu reddetmek ve inkâr etmek emredilmiştir.
Bütün peygamberlerin ortak daveti, insanları tağuttan sakındırmak ve yalnız Allah’a kulluğa davet etmektir.
Her Müslümanın ömrü boyunca mücadele edeceği düşmanlarını iyi tanıması için tağut kavramını iyi bilmesi gerekir.
Fakat hacılarımız, hocalarımız, âlimlerimiz, akademisyenlerimiz ve toplumların önünde giden kanaat önderlerin çok büyük bir kısmı bu kavramı yeterince ve güncel şekilde açıklamıyor veya açıklayamıyorlar.
Bundan dolayı halkımız yönünü belirleyememekte ve istikametinde birtakım sapmalar oluşmaktadır.
Bu reddiye niçin ve nasıl yapılacaktır? Tağutlar bireysel, toplumsal ve siyasal zeminlerde nasıl tezahür eder?
Tağut yalnızca teorik bir tanım değil, dinamik bir olgudur. Artık tağutu soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günümüzün siyasi, hukuki, ekonomik, ahlaki ve sosyal sistemleri açısından irdelemek gerekir. Devlet, meclis, anayasa ve yasalar gibi günümüz kurumları da bu bağlamda ele alınmalıdır.
İnanarak, "Lâ ilâhe" dediğimiz andan itibaren bütün tağutları, Allah’ın nizamına ve düzenine aykırı olan bütün yönetimleri, sistemleri, kurumları ve düşünceleri reddetmiş oluruz.
"Lâ ilâhe illallah", tağut kavramını açıklayan en önemli ifadelerden biridir. Tağut nedir ve neden bu kadar önemlidir? Çünkü tağut kavramının derin ve kapsamlı bir anlamı vardır. Allah’a imandan önce tagutun reddedilmesi gerekir.
Tağut; Allah’ın kulları için çizdiği sınırları aşan düşünce, sistem ve ideolojileri de ifade eder. İlkelerini yüce Allah’ın direktiflerine dayandırmayan her sosyal sistem, her kurum, her düşünce, her gelenek ve görenek tağut kapsamına girer.
Haram ve helal belirlemek, kanun koymak ve yaratmak ilahın özelliklerindendir. Kim ilah ise, kim yaratıyorsa hükmetme hakkı da ona aittir.
Kur’an-ı Kerim’de "tağut" kelimesi sekiz farklı ayette geçmektedir.
Müslümanlar tagutun düşmanları, kâfirler de dostlarıdırlar.