Kültür
Giriş Tarihi : 27-11-2016 09:00   Güncelleme : 27-11-2016 09:12

Şairler Ve Devirler

İnsan özü, yaradılışı itibarıyla iyiliğe de, kötülüğe de yatkın bir varlıktır.

Şairler Ve Devirler

İnsanın olduğu yerde, iyilik de olacaktır, kötülük de. İnsan yapıcılığa da, yıkıcılığa da

elverişli bir yapıdadır. İnsan bozuldu mu, yapamayacağı kötülük yoktur.

Değerli eğitimci ve irfan adamı Prof. Necmeddin Tozlu'nun bir sözünü hatırlıyorum:

"İnsan bozuldu mu, elini değdirdiği her şey de bozuluyor!" Hiçbir varlık insan kadar yükselemez, hiçbir varlık da insan kadar alçalamaz! İnsan, "alâ-yı illiyyîn"e de, "esfel-i sâfilîn"e de namzet bir varlıktır.Yücelerin en yücesine de çıkabilir, çukurların en çukuruna da düşebilir.

İklim meselesi!.. İklim değişip bozulunca, insan da değişip bozuluyor. Tıpkı hava soğuduğunda üşüyüp, hava ısındığında ısındığımız gibi... Bir çürük patatesin, çuval dolusu patatesi çürüteceği bilinen bir şeydir! Çürük patatesin çuvaldan alınıp atılması yetmez. Patates çuvalının bulunduğu ortam ve şartlar çürümeye elverişli ise, çürümenin önüne geçilemez. Ortam ve şartlar değiştirilmelidir ki, çürümenin önüne geçilebilsin... İnsan da böyledir... İyi, güzel insan yetiştirmek için, öncelikle iyi insanların, güzel insanların yetişeceği iklimi kurmak lâzımdır.

Kötü insanların çoğunlukta olduğu cemiyetlerde yaşamak ne kadar da zordur!

İsmail Hami Danişmend'in bir sözü var:

"Bozulmuş cemiyetlerde, bozulmamış fertler suçlu duruma düşer."

Cemil Meriç'in sözü geliyor aklıma:

"Bu ülke, 1789'dan beri su alan bir gemi. Osmanlı, bir başka medeniyetin varlığını

Fransız İhtilâli ile farkeder. Tanıdığı bu yeni dünya karşısında, kuvvetinden şüphe 

etmeye başlar. Hayret, yerini hayranlığa bırakır; hayranlık, teslimiyete."

Bozuluşumuz Tanzimat'la başladı, Meşrutiyet'le de hızlandı ve derinleşti.

Cumhuriyet'le birlikte, köklerimizle olanca bağlarımız kesildi...

Bozuluşu ilk farkedenler şairler olur. Üç devirden, üç şairin mısralarına

yansıyanlara bakalım:

Ziya Paşa:

Milyonla çalan, mesned-i izzetde ser-efrâz

Bir kaç kuruşu mürtekîbin cây-ı kürektir.

[Şimdi,milyon milyon çalanlar baş tâcı ediliyor.

Birkaç kuruş çalanlara ise, kürek cezası veriliyor!]

Neyzen Tevfik:

Asrın yeni bir umdesi var; hak, kapanındır.

Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.

Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,

Kürsi-i liyâkât, puşt-pezevenk olanındır!

[Umde: Kural Pâye:Değer,rütbe

Kavuk sallamak: Yağcılık yapmak

Kürsi-i liyâkat: Yeterlilik makamı]

Necib Fâzıl:

...

Resmî geliri dörtse, gideri kırk âile...

Ahlâkî-iktisadî, bu ne biçim hâile?

İş mi; kullanılamaz insan gücünü ihraç!

Millî aczi satarak elde edilen haraç...

Bu iş, gâvurdan, millî acze kira istemek;

Ben bir beygir gücüyüm, onu sen kullan demek!..

Hepsinden baskını şu: Particilik gayreti!

Kahramanları sahte, dünyaları iğreti.

Alternatif, paralel, boş kelimelerden sis;

Hepsinde "ben" dâvâsı; aşk ölü, vicdan hasis.

Örter de toprak saçıp, köpek, kazuratını,

Gezdirir mini etek, köpeklik berâtını...

İslâm'a serbest olan, câmilerde mahpusluk;

İmân, fikir, ruh, lisan, suyu kesilmiş musluk...

[Üstad'ın,1974'de yazdığı

"Hâlimiz"şiirinden alınmıştır.]

Muzaffer Doğan / Fikriyat – Diriliş Postası

 

adminadmin