Bu yazının maksadı Kamal Atatürk tenkidi değil; o işi otuz yıl önce “Yakın Tarihimizin Anlatılamayan Hikâyesi” üst başlığı altında yedi kitab neşrederek yapmıştım. Herkesin kıyısından köşesinden bir parça Atatürkçüleştiği bu tuhaf devirde Kamal Atatürk’le aramdaki uçurumun daha da derinleştiğini söylemekten sürur duyarım. Hiçbir zaman sempati ile bakmadım, hiçbir meselede hemfikir olmadım. Zirâ, bunun hiçbir şekilde zemini yok. Ne o dirilip yaptıklarından pişman olduğunu söyleyebilecek durumda, ne ben yaptıklarını görmeyecek kadar şuur kaybı yaşıyorum. Her ne ise…
Devrinde gerçekleşen iyi işlerdeki hissesini hepiniz kadar ben de biliyorum, mübalağaya gerek yok; putperestliğe de! Kurtaran Allah’dır ama ille de o devrin fânilerinden birisine kurtarıcı diyecekseniz aklıma ilk gelen isim Kâzım Karabekir olur, onun sırtında yükselen Kamal Atatürk’ün harcamakta zerre kadar tereddüd göstermediği Kazım Karabekir…
Kamal Atatürk’e muhalefetimin dünyevî hiçbir sebebi yok! Karşı duruşumun sebebi sadece uhrevîdir. Bugün Atatürkçülük veya Kemalizm dediğiniz şey, iki yüz yıllık geçmişiyle bu milleti İslâmiyet’ten koparmak, bir daha Batıya korkulu rüyalar yaşatmayacak şekilde şuur felci yaşatmak, mankurtlaştırmak emelidir.
Hiçbir milletin bin yıllık inancı, tarihi, ahlâkı ve irfânı kendilerinden birileri tarafında bu şekilde tahrib edilmemiştir.
Daha önce de yazdım, söyledim, konuştum: Milletlerin iki vatanı vardır. Birincisi üzerinde yaşayıp karnını doyurduğu toprakları ifâde eden maddî vatan. Diğeri, dinini, inançlarını, tarihini, irfanını, an’anesini, içtimâî şuurunu meydana getiren mânevî vatan. Birincisi işgale uğradığında bir şekilde kurtarma şansınız her zaman vardır. Ama ikincisini kaybettiğinizde bir daha iflâh olmanız mümkün olmaz, ebediyen kaybedersiniz…
Biz, en acı, en tahribkâr, en ağır şekli ile ikinci vatanımızı Kamal Atatürk’ün icraat ve inkılâbları ile kaybettik.
Türkçe ezan, yasaklanan Kur’an tedrisatı, Hilâfetin kaldırılması, bin yıllık irfanımızı ademe mahkum eden harf inkılâbı, iffet ve ahlâkımızın sembolü örtünün yasaklanması ve saymakta acze düştüğüm, abes telâkki ettiğim daha bir yığın icraat devlet cebri ile tatbik sahasına konarak mânevî vatanımız yıkıldı, zihnen köleleştirildik. Karşı koyanların şanslı olanları bedelini uzun ve çileli zindan yılları ile diğerleri ise derme çatma darağaçlarında hayatları ile ödediler.
Bize kaybettirilenlerin yerine ikame edilenlerin tamamı ise bütünüyle Batının habis ruh ve düşünce dünyası ile birlikte hayvanları utandıracak ahlâksızlıkları oldu.
O devrin müsbet gibi görünen tek icraatı ihdas edilen Diyanet İşleri Başkanlığıdır! Müsbet değil, müsbet gibi gösterilmiştir. Maksad, bütünüyle imhasına muvaffak olamadıkları İslâmiyet ve Müslümanları diyanet vasıtası ile kontrol altında tutmak, zaman içinde Kemalistleştirmektir. Ne var ki, bu müessese bütün baskılara, bütün şeni maksadlara rağmen kendi içinde bir direnç geliştirmiş, zararlı olduğundan çok daha fazla faydalı olmanın zemini olmuştur. O kadar ki, en zor devirlerde bile âlenî Atatürkçülük yapmamış, Kamal Atatürk’ü hayatında girmek istemediği mabede mematında sokmamıştır.
Lâkin Ak Parti ile başlayan devir başka bir devir, 15 Temmuz sonrası için ise tam bir felâket. Ak Parti kadrolarının tüylerini diken diken eden, ecel terleri döktüren FETÖ’nün bir gün intikam almaya muktedir olabileceği ihtimaline karşılık hâmi olur ümidi ile el uzatılan asırlık eski darbeciler, Kemalistler, Ulusalcılar yeniden devletin aslî sahipleri, milletin kurtarıcıları mevkiine fırladılar.
Devr-i iktidarlarının ilk yıllarında 10 Kasım’da Anıtkabir’e gitmemek için doktor raporu ile hastalanan veya ülke dışına seyahate çıkan Ak Partililerin dilinde zoraki “Ulu Önder” 15 Temmuz’dan sona “Gazi”liğe terfi etti. 10 Kasım merasimleri tarihinin hiçbir devrinde görülmedik bir şaşaa ve ibadet vecdi ile göz kamaştırıcı bir irtifa kazandı.
Va esefa ki, bu içtimâî çöküşten, bu soluklayan herkesi zehirleyen atmosferden Diyanet İşleri de kurtulamadı. Tarihinde bir ilk olmasa da, en azından hayatım itibariyle şahid olduğum bir ilke imzâ atarak 10 Kasım mesajı neşretti.
Başkanlığın resmi sitesinde, “Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 81. yılı dolayısıyla bir anma mesajı yayınladı.” üst başlığı ile neşredilen mesaj şöyle:
“Allah’ın en güzel şekilde yarattığı ve üstün kabiliyetlerle donattığı insanın, dünyadaki varlık gayesi, Âlemlerin Rabbine iman ederek yeryüzünün imar ve ıslahı için çalışmaktır. Elbette her canlı ölümlüdür ve tüm insanlar için kalıcı mekân ahiret yurdudur. Tarih boyunca bu inanç ve gaye ile ömrünü hak, hakikat, hürriyet, adalet, ezan, bayrak gibi mukaddes değerler uğrunda mücadele ederek ve iyilik yolunda çalışarak geçiren nice örnek ve önder insan gelip geçmiştir. Bize düşen, onların milletimize emanet ettikleri ve insanlık için bıraktıkları güzel eserlere sahip çıkmaktır. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü dar-ı bekaya irtihalinin 81. yılında saygı ve rahmetle anıyor; vatanımızı işgal etmek isteyen düşman güçlere karşı destansı bir mücadele ile istiklalini ve istikbalini koruyan aziz milletimizin her bir şehidini ve gazisini minnetle yâd ediyoruz.”
Aslında mesaj kendi içindeki tezadın da ortaya koyduğu gibi ya bir cebrin, ya da gönülsüzlüğün eseridir. Hangisi olursa olsun, kabul edilebilir mi? Sualin cevabını zaman gösterecektir.
Tezada gelince, şu ifadeyi bir daha okuyalım:
“Allah’ın en güzel şekilde yarattığı ve üstün kabiliyetlerle donattığı insanın, dünyadaki varlık gayesi, Âlemlerin Rabbine iman ederek yeryüzünün imar ve ıslahı için çalışmaktır. Elbette her canlı ölümlüdür ve tüm insanlar için kalıcı mekân ahiret yurdudur. Tarih boyunca bu inanç ve gaye ile ömrünü hak, hakikat, hürriyet, adalet, ezan, bayrak gibi mukaddes değerler uğrunda mücadele ederek ve iyilik yolunda çalışarak geçiren nice örnek ve önder insan gelip geçmiştir.”
Diyanet, sırf İslâmiyet’i hatıra getiriyor diye ismini bile Kemal’den “Kamal”a çeviren Atatürk’e bu vasıflardan hangisini yakıştırdığını söylemiyor, ama yalnız başına iman şartı bile bu mesâjı hükümsüzleştirir. Dostları ve düşmanlarının ittifakıyla sabittir ki, Kamal Atatürk, Allah’a ve âhirete inanmadığını defalarca ifade etmiştir. Belki yazılı kaynaklara geçen en son örnek ölümünden kısa bir müddet önce Fransız bir gazeteciye verdiği mülakatta âhirete inanmadığını tekrarlamış olmasıdır. Zaten icraat ve düşünceleri de bu boşluktan fışkırmıyor muydu? Müslümanım, diyen kaç insan o inkılâbların herhangi birisini gönül rahatlığı ile gerçekleştirebilirdi?
Kitablarımı, makalelerimi okuyanlar; konuşmalarımı dinleyenler bilirler ki, Kamal Atatürk’ün şahsıyla, nesebiyle, yaşama tarzı ile hiç meşgul değilim. Tenkid ve itiraz ettiğim hususlar, bir devlet ricâli olarak yaptığı icraatlar ve düşünceleri ile ilgilidir. Aksine ise beni iknaa kimsenin ne gücü yeter, ne aklı kifayet eder. Bütün dünya Kamal Atatürk hakkında hüsn-ü şehadette bulunsa ne hakkındaki yakinim sarsılır, ne de dehalet ederim.
Bu yazıyı yazmamın sebebi Kamal Atatürk’ün kendisi ve icraatları değildir. Siyaset sahnesine çıktıkları ilk günden beri oyumla desteklediğim Ak Parti ve Diyanet İşlerinin gidişatına dikkat çekmek, bu ülkenin Müslümanlarını ikaz etmektir. Bu gidiş, doğru; bu yol, yol değil.
Ak Partinin dindar kimliğinin 15 Temmuz’dan sonra kararmasının bedelini bu ülkenin Müslümanları ödememeli, Diyanet mensubları da maişet belâsıyla buna âlet olmamalılar.
Din umumun müştereğidir, herkes sahib çıkmayıp birilerine emanet ederse emanetçinin zaaf ve ihanetleri herkese pahalıya patlar. Benden hatırlatması…
Hüseyin YILMAZ
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)