İki husus var ki, insanlar o konuda ahkam kesmeyi, bilgisizce konuşmayı seviyorlar. Bunlardan birisi tıp, diğeri de din konusu. Tıp konusunda cahil olan insanların her gün neler uydurduğunu görüyoruz. Konumuz bu değil. Bugün Din konusunda ileri geri konuşan, bilgisizliğine bakmadan Kur’an ile ilgili yalan yanlış bilgiler paylaşan insanların fikirlerine değinmek istiyorum.
Dünyada büyük panik meydana getiren, insanların psikolojilerinin bozulmasına sebep olan corona virüs, ya da covid 19 ile ilgili aklına gelen bir şeyler söylüyor. Gerçeğe dayalı sözlere bir şey demek mümkün değil. Ama bilgisi eksik olduğuna bakmadan Kur’an ile ilgili iddialı cümleler kuran insanlara da bir çift sözümüz olacaktır.
Sosyal medya üzerinden ve bazı internet sitelerinden yayılan bu tür yanlış bilgilerin başında corona kelimesinin Kur’anda geçtiği iddiası geliyor.
Geçenlerde bunlardan birisinin bir sosyal medya paylaşımına rastladım. Birkaç cümle yazmış ama, Kur’an hakkında ve arapça hakkında bir bilgisi olmayan binlerce insanın yanlış bilgilenmesine sebep olacak birkaç cümle.
Bu iddiaya göre paylaşılan ayette korona kelimesi geçiyor ve evlerinizde oturun diyor. Yani kendisine göre, coronanın bulaşmaması için Kur’an’da corona kelimesinin geçtiği ayette evde oturmayı tavsiye ediyor.
Bir kere şununla başlayalım: corona kelimesi, Latinceden gelme bir kelimedir. Onun da kökü eski Yunancadır. Kelime, taç anlamına gelmektedir. Bu virüs, elektron mikroskobunda büyütülüp incelendiği zaman taç gibi gözüktüğü için ona bu isim verilmiştir. Şimdi latince olan ve eski Yunancadan gelen bu kelimenin zaten Kur’anda bulunma şansı yok.
Şimdi “evde oturun” diye ifade edilen ayete bir bakalım:
Bu, Ahzab suresi 33. Ayette zikredilen ayettir.
32. ayette, yüce Allah, peygamberimizin eşlerine hitap ediyor. Onların diğer insanlardan birisi gibi olmadığını hatırlatıyor. Onlara şöyle diyor: “konuşurken sözü yumuşatarak söylemeyin. Sonra kalpleri bozuk olanlar umuda kapılır” 33. ayette ise “evlerinizde oturun. Ve daha önce cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın”buyruluyor. Ayette geçen Vekarne” ifadesini almış, kelimenin aslından olan “vav” harfini görmezden gelmiş, kelimenin aslını bozarak, karne’nin korona olduğunu ve herkese evlerinde oturmayı emrettiğini ileri sürmüş.
Bir kere, kelimenin aslında nun harfi yok. Kelimenin sonundaki “ne” sadece bayanlar için kullanılan “ nun-u nisve”dir. Yani, bayanlar için kullanılan bir zamirdir. Konu da peygamber hanımlarının dışarda başkaları tarafından rahatsız edilme ihtimallere karşı onlara verilen bir emir niteliğindedir. Bu tür kişiler, arapça bilmeseler de, eğer iyi niyetli kimseler ise, ayetin manasını Türkçe tefsirlerden de araştırıp doğruyu görebilirler. Ve ne kadar anlamsız bir şey yaptıklarını fark ederler.
Sosyal medyada yayılan ve Kur’an’ın mucize yönlerine kendilerince dikkat çekmeye çalışan bazı kimseler de Kur’an’da corona kelimesinin var olduğunu idda etmektedir. Efendim bunlara göre, Kur’an bütün dünya dillerinde olan bir kitapmış. Şöyle deniliyor: “ Kur’an, dünyanın tüm milletlerine ve tüm dillere hitap eden bir harf sistemi ile yazılmıştır. Onda sesli harfler bulunmaz böylece farklı anlamlarda yorumlanarak bir ayet birden çok anlama ulaşılabilir.” Bir kere bunlar tamamen uydurulmuş, hiçbir dayanağı olmayan iddialardır.
Her şeyden önce Kur’an’ın arapça indirildiği Kur’anda bazı ayetlerde zikredilmektedir. Şura suresi 7. Ayet:
Ve Kezelike evhayne ileyke Kur’anen arabiyyen.” “Sana böylece Arapça bir Kur’an indirdik.”
Allah, Kur’an’ın arapça indirildiğini söylerken, bunlar nasıl oluyor da, Kur’an’ın bütün dillere hitap eden bir harf sitemi ile indirildiğini iddia edebiliyorlar. Amaç, Kur’an’ı asıl amacından saptırmaktır. İnsanları böyle şeylerle meşgul edip asıl amaçtan uzaklaştırmaktır.
İkinci olarak Kur’an’da sesli harfler bulunmadığından istenildiği gibi yorumlanacağı iddiası. Bu da çok eksik bir bilgi. Ve asla insanı kendi heva ve arzusuna göre Kur’an’ı konuşturmayı haklı kılamaz.
Kur’an’ın harekelenmesi bir zaruretten doğmuştur. Bu zaruretin başlangıcı ayetlerin anlamını değiştirecek şekilde yanlış okunmasına dayanır. Arap olmayan birisinin harekesiz ayetleri yanlış okuması üzerine, anlamın tamamen değiştiği görülmüş, vahim bir durum olduğu değerlendirilerek Kur’an’a bir hizmet olarak harekelenmesine karar verilmiştir.
Tevbe Suresi 3. ayeti "Ve Rasuluhu" yerine "Ve Rasuluhi" şeklinde okununca anlam "Allah ve Rasülü müşriklerden beridir." şeklinde iken "Allah, müşriklerden ve Rasülü'nden de beridir." şekline dönüşür. Harekelemeye göre değişen bu okuyuş hatalarını, Arap olmayanların veya Arapça'yı bilmeyenlerin farketmesi imkansızdır. Harekeleme, bu gibi hayati öneme sahip yanlışlıkları önlemek için yapılmıştır.
Yüce Allah, Kur’an dışında hiçbir kutsal kitap için koruma sözü vermemiştir. Kur’an için, Hicr suresi, 9. Ayette, “Muhakkak ki Biz Kur’an’ı indirdik ve biz onu koruyacağız” buyurur. Bu yüzden bütün kutsal kitapların orijinal dilleriyle yazılmış asılları yoktur. Şu anda elimizde tahrife uğramış tercümeleri vardır. Ama Kur’an’ın indiği arapça ile orijinal metni elimizde bulunmaktadır. Üstelik hem yazılı olarak, hem de milyonlarca hafızlarının hafızalarında ezberlenmiş olarak bulunmaktadır. Yüce Allah, Kur’an’ın korunması için peygamberimiz vasıtasıyla Kur’an indirildikçe yazılmasını temin etmiştir. Sonra Hz. Ebu Bekir döneminde cem’ edilmiş, Hz. Osman döneminde de Mushaf haline getirilmiş, iki kapak arasında kitap olarak yazılmış, çoğaltılmış ve islam beldelerinin merkezlerine gönderilmiştir. Kur’an’a hizmet bununla da bitmemiştir.
Kur’an’ın ilk yazıldığı, toplandığı ve çoğaltıldığı nüshalar gerçekten de harekeli değildir. Hatta harflerdeki noktalar da mevcut değildir. Araplar asırlardır hitapları, şiirleri bu şekilde okuyup ezberliyorlardı. Aslen Arap olanlar için böyle okunması da bir sorun teşkil etmiyordu. Ancak, Arap olmayan Müslümanların da çoğalmasıyla Kur’an’ın bu şekilde okunması çok zorlaştı ve yanlış okuyarak anlamı bozma gibi durumlar ortaya çıktı. Bunun üzerine noktalama ve harekeleme çalışmaları başladı.
Önce Hicri 69 Miladi, 688 de Ebu’l-Esved ed-Düeli renkli bir mürekkeble harflerin üstüne, altına, önüne birer nokta koydu. Üstteki a, alttaki i, yandaki u sesini veriyordu. Tenvin içinde iki nokta kullanıldı. Harekeleme ilk önce böyle oldu.
Daha sonra Esved'in ögrencisi Nasr ibnu Asım (89/708) de harfleri harekeledi. Kimi tarihçiler bunu yapanın Basralı Yahya ibnu Ma'mer (129/746) olduğunu söylemektedir.
Kur'an imlasında son düzenleme Halil ibnu Ahmed (175/791) tarafından gerçekleştirildi. Hemze, şedde, sila, revm, işmam belirlendi. Bu hareket başlangıçta bir muhalefetle karşılaştı ise de sonunda genel kabul görmüştür.
Bu harekelerin koyulması, rast gele olmamıştır, o güne kadar Kur’an peygamberimiz s.a.v. zamanından beri nasıl okunmuşsa, o şekilde harekelenmiştir.
Bugün kalkıp da, Kur’andaki her hangi bir kelimeyi, bir kimse rast gele hareke koyup okuyamaz. Kelimelerin bazılarının farklı okunuşları da varsa bunlar dan peygamberimiz s.a.v. zamanından kalmadır, onun farklı okuyuşudur. Mesela, Malik, kelimesi, melik tarzında da okunmaktadır. Malik sahib anlamına gelirken, melik kral, idareci anlamına gelir. Çok nadir kelimelerde bulunan bu tarz kraat farklılıkların da hepsinin dayanağı peygamberimiz s.a.v.dir.
Ama hiç kimse kafasına göre, Kur’an-ı kendi heva ve hevesine göre harekeleyemez, ona uyduruk sesleri uygulayamaz. Kur’an’da Rab geçer. Bu Rab olarak okunur. Cahiliye döneminden beri de araplar Rab kelimesini bu şekilde kullanırlar. Siz bunu bugün tutup da, Rib, ya da Rub diye okuyamazsınız Çünkü kelime Rab kelimesidir.
Corona kelimesinin Kur’anda geçtiğini iddia edenler işte böyle bir yanlışlığa düşüyorlar. Bunun bilerek yapıldığı kanaatindeyim.
Zikrettikleri ayetlerden birisi şudur: Enam suresi 6. Ayet: Elem yerav kem ehlekna min kablihim min karnin….” Görmediler mi, kendilerinden önce nice nesli helak ettik.” Ayette geçen karn kelimesi, nesil anlamına gelir. Aslında Karn asır anlamına gelir. Burada o asırda yaşayan insanlar, ehli karn olarak tefsir edilmiştir. Bu kelimeyi, “corona” diye okumak, akıllara ziyan bir okumadır. Böyle bir kelime Arapçada yoktur. Kur’an’ da arapça ya da çok az arapçalaşmış kelimeler kullanmaktadır. Kur’an’da aslı arapça olmayan bazı kelimeler olmakla birlikte, bunların hepsi de arapçalaşmıştır. Araplar tarafından kullanılmaktadır. Çünkü Kur’an arapların kullandığı dil ile indirilmiştir. Araplar ticaret yapan kimseler oldukları için zamanla bazı kelimeleri almışlar ve bunları kendilerine mal etmişlerdir, arapçalaştırmışlardır. Arapçalaşmış kelimeler arasında korona diye bir kelime de yoktur zaten.
Buna benzer karn kelimesinin çeşitli formlarda kullanımlarında da benzer iddialar yer almaktadır.
Kur’an’ın asrımıza bakan, bütün insanlara hitap eden, herkesi ilgilendiren evrensel mesajları çoktur. Kur’an en büyük mucize yönü ise onun belağat ve fesahatidir. Kur’an ile ilgili yapılan açıklamaların, yorumların Arapça kurallarına, belağat kurallarına ve akla da uygun olması gerekir. Yeni çıkmış, kökü eski Yunancada olan bir kelimeyi getirip Kur’an’a yamamaya çalışmak iyi niyetle bağdaşacak bir durum değildir.
Eyüphan KAYA
Allah dilediğini aziz, dilediğini rezil eder
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Fatih ORUÇ
ABD’nin Vietnam Savaşı ve My Lai Katliamı
Seyfettin BUDAK
Neden Lise Yılları Unutulmaz?
Adnan ÖZ
Atanı ve tutanı kaliteli olan trabzonspor kazandı!
Songül KARAMAN
Vuslat Kapısı
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Matematik Eğitiminin Önemi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hamdi TEMEL
Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Mehmet BOZKURT
Dünya bir utancı konuşuyor!
Özlem Gürbüz
Bilimin Sınırlarında Dolaşmak
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Kaldığımız Yerden mi, Kandırıldığımız Yerden mi Devam Edeceğiz?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Aydın BENLİ
Son Kale Haymana ve Memleket Onuru- Recep Tümtürk
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Halil MERT
Bu Coğrafya Bizimdir
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)