Böyle Olur Keferenin Dostluğu!
Çağdaş geçinen ve Müslümanlara tepeden bakan batı dünyasının ne kadar zavallı, insanlık fukarası ve hastalıklı bir ruha sahip olduğunu yaşanan son olaylarda görüyoruz
Çağdaş geçinen ve Müslümanlara tepeden bakan batı dünyasının ne kadar zavallı, insanlık fukarası ve hastalıklı bir ruha sahip olduğunu yaşanan son olaylarda görüyoruz. Güçlü olmayı haklılık sebebi sayan, zayıfları ezmeyi ve kaynaklarına el koymayı meşru kabul eden, hak ve adalet duygusundan nasibi olmayan batılıların medeniyet anlayışından insanın midesi bulanıyor.
İslâm merkezli olmayan hiçbir sosyal/ulusal oluşumların birinin diğerinden farkı yoktur. Sosyalisti ile kapitalisti, liberali ile komünisti aynı şeytani düşünce ile yatıp kalkar. Hepsi diğerine lanet okutacak tıynete sahiptir. Yeter ki çıkarları bir kalleşliği veya ihaneti gerektirmiş olsun.
Kur’an da, “Kendilerine kitap verilenlerden –Yahudi ve Hıristiyanlar- hangisine uyarsanız, imanınızdan sonra sizi dininizden çevirir kâfir yaparlar” derken, Allah (c.c.) onların sapkın ruh hallerine işaret ediyor.
Verdiği sözde durmamak, yaptığı anlaşmalara uymamak, her defasında menfaati gerektiğinde sözünden caymak ve ikiyüzlü hareket etmek kefere takımının bozuk mayasının olmazsa olmazıdır.
Tarihte defalarca tekerrür eden olaylardan, batılıların ne mal oldukları biliniyordu. Orta Doğuda batılı dostlarına güvenenlerin başlarına neler geldiğine bütün dünya şahit oldu. Onlarla işbirliği yaptıkları için parçalara bölünen ülkeler, can düşmanlarına teslim edilen krallar ve teröristlerin ellerinde feci bir şekilde öldürtülen liderler gördük.
Müslümanları bağnazlıkla ve İslâm’ı terörle yan yana koymaya çalışan batı dünyası, aynayı kendisine çevirdiğinde ne kadar iğrenç, utanmaz ve şerefsiz bir yüze sahip olduğunu görecektir.
Okullardaki çocukları, evlerindeki yaşlıları ve hastanede yatan hastaları ancak bu sapık ruha sahip olan kefereler bombalayabilir. Kaynaklarını sömürdükleri, düzenlerini bozdukları ve sığınmacı durumuna düşürdükleri insanların ellerinde kalan mal varlıklarına ancak bunlar el koyabilirler.
Bütün bu yaşanan zulümlere ve yapılan kalleşliklere rağmen ne yazık ki, Müslümanlar, bu kefereleri dost olarak algılama gafletinden kurtulamıyor. Atalarımız, “Gâvurdan dost olmaz” darb-ı meselini boşuna mı söylemişler?
Geçtiğimiz Çarşamba günü (17 Şubat 2016) Ankara’da yapılan bombalı bir saldırı sonunda 28 vatandaşımız kalleşçe şehit edildi ve 60 kadar yaralı var. Bu hain saldırının arkasında dost ve müttefik kabul ettiğimiz sözde medeni ülkelerin olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte gâvurun dostluğu böyle oluyor. İhtiyacı olduğu zaman yüzümüze gülerken arka plânda tuzaklar hazırlayıp ilk fırsatta sırtımızdan hançerlemek isteyen dostlar! Böyle dostluklar için ancak “Düşman başına” denebilir.
Böyle sahte ve ikiyüzlü dostlukları elinin tersi ile itebilenler ancak Şuurlu Müslümanlardır. Allah’ın (c.c.) hepimize dostu dost, düşmanı düşman bile ve ona göre hareket etme şuuru nasip etmesi dileklerimle. 19. 02. 2016
admin
















































































































































































































