Bizim insanımız kendini telef ediyor. Çünkü, kendini tanımıyor. Elbette herkes kendini tanıdığını sanıyor. Ama insanımızın çoğu, bu konuda yanılıyor.
Bu yanılgımızın, "Kendini Tanıma"nın ne olduğunu bilmediğimizden kaynaklandığını, düşünüyorum.
Hayatımızı rastgele yaşıyoruz, tabiri caizse, topa gelişine vuruyoruz. Hakim olmak, üstünde durmak ve topu istediğimiz noktaya doğru, bilinçli olarak vurup göndermek, bizde pek olmuyor.
Bu durum da bizi,
yâni hayatımızı, telef ediyor. Yazık oluyor. En çok da, kendimize yazık ediyoruz.
Neden bu girişi yaptım ? Bakınız, aktif çalışma hayatımın bir döneminde, iş arayan insanlarımızla yoğun karşılaştım, onlara yardımcı olmak için uğraştım. Sonra bir dönem de, Yeşilay Gönüllüsü olarak, çeşitli bağımlılıklardan kurtulmaya uğraşan insanlara, destek olmaya çalıştım.
Gördüğüm ve tesbit ettiğim şudur : İş arayan genç insanlarımızın çoğu, sadece iş aramıyor. Komple bir hayat tarzı arıyor aslında.
Hayatında gerekli olan herşey eksik !
Meslek yok, hobi yok, beceri yok, işe yarayan bir diploma yok, vasıf yok, özel zevk yok, hayali yok, amacı yok, hedefi yok, motivasyonu yok, nerde yaşayacağını ve kiminle mutlu olabileceğini bilmiyor,.....
Yaş 30'a gelmiş ama ortada, elle tutulur hiçbir şey yok !
Böyle olmayan insanlarımıza, değil tabiiki bu sözlerim. Kimse yanlış anlamasın ve şahsî olarak üstüne alınmasın.
Bir bağımlı insanımız, bu bağımlılığından kurtulmak için gelip başvuruyor. Birde bakıyorsun ki, bağımlılıktan kurtulsa, kişinin hayatı bomboş kalıyor. Onu bu bağımlılığından kurtarmak için, bununla doldurduğu boşlukları, anlamlı ve faydalı bir şekilde doldurabilecek, yepyeni bir yaşam kurgulamak ve kurmak gerekiyor. Yoksa, o bağımlılığı bırakıp, mutsuz oluyor, boşlukta kalıyor ve bir süre sonra, geri aynı noktaya dönüyor. Tekrarlayan bir kısır döngü içine giriyor. Bizde şaşırıyoruz ve "aslında ne güzel kurtulmuştu o bağımlılıktan, niye geri oraya döndü ki, tühh" diyoruz.
Tamam da, anlamlı bir hayat yok, faydalı bir meşgûliyet yok, iyi bir meslek yok, temiz bir sosyal çevre yok, tatmin edici insân ilişkileri yok,....yok, yok. Yâni büyük bir boşluk var kişinin hayatında. Kendini kenara çekmiş, boşa almış ve telef etmiş işte, görülüyor.
Bunu farkediyoruz.
Kendini Tanımak,
hayatta mutlu ve huzurlu yaşamak için, isâbetli tercihler yapmak ve uygun kararlar verebilmek için, çok önemlidir.
Kendine uygun hayaller kurmak, amaçlar edinmek, hedefler belirlemek ve onları gerçekleştirmek için planlı, programlı ve istikrarlı bir şekilde çalışmak, insânı kurtaran bir yol haritasıdır.
Kendini Tanımak, insanın kendi isteği ve çabasıyla olabilir. Ancak bu çaba, bir Yaşam Bilgesi'nin gönüllü desteğiyle, daha hızlı başarıya ulaşır. Bu desteği verebilecek Bilge kişinin, mümkün olduğunca aynı inanç ve kültürden birisi olması önerilir.
İnsan, kendi hayatını,
iyi bir zeminde ve sağlam bir yapı olarak inşâ edebilirse, dolu dolu, faydalı, anlamlı, mutlu ve huzurlu yaşamanın yolunu da bulmuş olur.
Her insanımızın, "Kendini Tanıma" hikâyesini, en güzel şekilde tamamlaya- bilmesini, kendi doğru rotasını bulabilmesini ve kendini telef etmemesini dilerim.
Vesselâm.
Av. Kadir EROL
_________________________________________________________________
İnsan Olmak....!
Genelde bir "gençlik güzellemesi" tavrı, güncel söylemlere hâkimdir. Gençleri hoş tutalım, gönüllerini alalım, moralleri yüksek olsun,.....vs. Eyvallah, olsun.
Ancak birilerinin de,
acı gerçeği söylemesi lâzım. Her zaman da, "lay lay lom" değil yâni.
Artık kimse, nasihat almıyor ve kimseyi de dinlemiyor. Hele de gençler ! Herkes, neredeyse doğuştan herşeyi biliyor, en çok o biliyor ve en doğruyu biliyor. Niyeyse ?
Plan, plancılık, proje, proje yapmak, proje insanı, bir projenin parçası olmak,..... bunlar, genellikle olumsuz anlamda kullanılıyor. Bu durum, bir önyargının ve güvensizliğin eseridir.
Her kelimenin olumsuz ve olumlu anlamları olabiliyor. Bu plan-proje işlerinin de, olumlu anlamlarına bakmamız lâzım.
İnsan; düşünen, öngören, tahmin eden, plan yapan, organize edebilen, bilinç sâhibi bir varlıktır. Kendi hayatını, en iyi şekilde, kendisi planlamalıdır.
Kendini tanımak;
Kendi hakkında düşünmek, hayatını planlamak, amacını, yolunu ve hedeflerini belirleyen programlar yapmaktan bahsedilince,
alaycı bir tavırla bıyık altından gülen ve etrafına küçümseyerek bakan tipler, hayli çoğunluktadır.
Güyâ bunlar, çok zeki gençler !
Herkes ama herkes,
bir akıllı, bir zeki, bir bilgili, bir düşünceli, bir uyanık ki, sormayın gitsin ! Kimse burnundan kıl aldırmıyor. Tamam.
Sonra birde bakıyorsun ki; 30 yaşına gelmiş paşamız veya prensesimiz; işi gücü yok, bir mesleği yok, beceri yok, umur yok, sorumluluk hissi yok, bildiği hiçbir iş yok, düzgün tercüme yapabilecek bir yabancı dili yok, o yok, bu yok,..... hiçbir işi yapamayan, hiçbir mesleği bilmeyen, yâni hiçbir işe yaramayan, zavallı, özelliksiz bir tip çıkmış ortaya !
Peki de, neydi bu havalar cıvalar, bu geç vakte kadar ? Hani siz, bugüne kadar, yıllardır çevreye, "Bak ben okuyorum, büyüyorum, gelişiyorum, vasıf kazanıyorum, hazırlanıyorum, bir okulum bitsin, bir iş hayatına geçeyim de, o zaman görün siz seviyeyi, kazanmayı ve iş yapmayı" diyerek, üstten üstten hava basıyordunuz !
Sizdeki bu sahte havaları gören de, "Oooo bu genç öyle büyük ve önemli işler yapar ki, bırakınız kendisini, ayrıca
çevresine, akrabâsına, arkadaşlarına ve ülkesine de, büyük faydası dokunur" diye ümitler bağlıyordu.
Sonuç, bu muydu ?
Koca bir fiyasko !
Restoranlarda pahalı yemekler yiyen, Kafelerde takılıp, binbir çeşit gavur kahveleri içip, yemek parasından daha fazla keyif harcaması yapan, son çıkan cep telefonu makinesinden ve kıyafetinin markasından kişilik devşirmeye çalışan, işsiz, işe yaramaz ve geçkin genç tipler !
Eskilerin deyimiyle;
"Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya !" Bunun için miydi havalarınız, cıvalarınız, tripleriniz, kibriniz ve nazınız,...?
Bu ergenlikten çıkamamış, çiğ hallerinizi, kim ne yapsın ? Sizi kim çeksin bre ?
Öyle yağma yok !
Bedâva dünya yok !
Niteliksiz, vasıfsız, çabasız, gayretsiz,
hiç bir işe yaramadan,
boş beleş geçinmek
diye birşey yok !
Herkes kendine gelsin. Lütfen, ayaklarınız da yere basıversin.
Kendinizi tanıyın, kendinize uygun iş ve meslek alanınızı, doğru seçin. Kendi hayatınızı planlayın ve projelendirin. Amacınız ve sıralı hedefleriniz olsun. Düzenli çalışın ve yeterince gayret gösterin.
Şu lüzumsuz yükselmiş şişkin egonuzu, bir yana bırakın veya normale çekin. Bir işe yarayın.
Kendi ayaklarınız üstünde durun ve kimseye yük olmayın. Peşin alacaklı değilsiniz, önce emek verip hak etmelisiniz.
Hayatın hakkını verin ki, iyi yaşamaya da, hakkınız olsun.
İnsân olun yâni.
Vesselâm.
Av.Kadir EROL
_______________________________________________________
Öfke Bidonumuz...!
Nefs terbiyesi ve olgunaşma süreçlerinde,
"Öfke Kontrolü Problemi"mi aşmak için, yaptığım öznefs çalışmalarımda, Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitapları ve videoları, epeyce imdâdıma yetişti. Mustafa Merter, Erol Göka, Doğan Cüceloğu, Kemal Sayar, Nevzat Tarhan,..... gibi, birçok değerli yazar ve kitaplarının da, faydasını gördüm. Hepsine müteşekkîrim.
Buralardan öğrendiğim ve önemli bulduğum bâzı konuları, sizinle de payşaşmak istedim.
Bu arayışta, çocukluğuma çok sık gitmek ve düşünmek durumunda oldum.
0-7 yaş dönemi, (hatta ben onu 0-12 yaş dönemi olarak, az daha genişletiyorum), kişiliğin oluşmasında %80-90 oranında etkili oluyor. Öyleymiş.
Gerisi, çeşitli şekillerde o kişiliği yaşamaktan ibâret bir hayat işte.
En basit bir olayda,
âniden öfke patlaması yaşayan insanlar için,
o andaki olay,
sâdece tetikleyici görev yapar. Yâni, o öfkeli kişiliğin, dolu olan öfke bidonu'nun kapağını açar. Ve âniden, o olay ile orantısız, abartılı bir öfke fışkırır o kişiden ortalığa. Sonradan, kendisi bile şaşırır !
Kişilnin, "öfke bidonu" çok önceden dolmuştur da, o andaki basit bir olay, o bidonun kapağını açıp, patlatır sâdece. Balona değen iğne ucu misâli bir tetikleme.
Basit olaylarda,
âni öfkelenen kişi,
şimdiki olaya öfkelenmiyor, şimdiki olayın tetiklemesiyle, çocukken yaşayıp biriktirdiği öfke travmalarını, fışkırtıp boşaltıyor !
O anda yanında olan,
bu patlamaya şâhit olan ve "şimdiki o basit olaydan dolayı bu öfke oluştu" zanneden kişi de; çok şaşırıyor, mâruz kalıyor, kırılıyor ve inciniyor hâliyle.
Haklı, çünkü o anda, haketmediği derecede ağır bir tepkiyle karşılaşıyor.
Fakat şunu bilmiyoruz ki, yanyana durduğumuz ve kader birliği yaptığımız insanların, çocukluğunu da "satın alıyoruz" aslında.
Bu cümledeki,
"satın alıyoruz" ifâdesi,
çok önemli çook.
Sıradan bir, parayla satın alma değil yâni :)) Ortak olmak, kabul edip yaklaşmak, benimsemek, tercih etmek, eklemlenmek,.....
Yol Arkadaşlığı....!
Herkes kendini yaşar, yanındaki ona şâhitlik eder. İyi bir kişiliğe şâhitlik ediyor olmak, büyük bir nâsîptir.
Ve, Şiddet....!
Öfke'nin ikiz kardeşi, Şiddet oluyor genellikle.
Şiddet gösteren,
önce kendine kıyar.
Kendi huzuruna, kişiliğine, değerine,.... kıyar. Bunları yerlebir ederek, şiddet gösterir.
Kendi iç çelişkini,
iç çatışmalarını, içinde biriktirdiği travmalarını, kendi kötülüğünü yâni, nobranlığını,.... terbiye edilmemiş hayvânî nefsini, ortaya döker.
Kendine acımayan,
kimseye acımaz.
Kendine kıyan,
herkese kıyar.
Kendine değer veremeyen, kimseye değer veremez.
Kendine merhamet eden, kendine değer veren, kendi kişiliğini, ahlâkını ve huzurunu koruyan bir kişi,
aşırı öfkelenmez,
bağırıp çağırmaz,
rezillik çıkarmaz,
itip kakmaz ve şiddet üretmez. Bunları öncelikle kendine yakıştırmaz.
Bir şeyi kendine yakıştıran (uygun bulan), o şeyi yapar. Normal görür ki yapar. Yâni, birisi kötülük yapıyorsa, kendi içi kötüdür. "Ben iyiyim aslında ama bazen böyle oluyor" savunması, sâdece kamuflajdır. Kavanozda ne varsa, kapağının kenarından, dışına o sızar.
Öfke gelir, akıl gider.
Şiddet de, çoğu zaman kontrol edilemeyen öfke'den doğar. Öfkeli kişi, önce kendini, sonra da çevredindekini yıkar. Nefsini kontrol altına alabilen ve öfkesini yenebilen kişiler, şiddetten uzak durabilirler.
Vesselâm.
Av. Kadir EROL
Kadir Erol
Telef olan, rotasız hayatlar
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)