DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kadir Erol
Kadir Erol
Giriş Tarihi : 14-05-2026 19:42

Telef olan, rotasız hayatlar

Bizim insanımız kendini telef ediyor. Çünkü, kendini tanımıyor. Elbette herkes kendini tanıdığını sanıyor. Ama insanımızın  çoğu, bu konuda yanılıyor.

Bu  yanılgımızın, "Kendini Tanıma"nın ne olduğunu bilmediğimizden kaynaklandığını, düşünüyorum.

 

Hayatımızı rastgele yaşıyoruz, tabiri caizse, topa gelişine vuruyoruz. Hakim olmak, üstünde durmak ve topu  istediğimiz noktaya doğru, bilinçli olarak vurup göndermek, bizde pek olmuyor.

 

Bu durum da bizi,

yâni hayatımızı, telef ediyor. Yazık oluyor. En çok da, kendimize yazık ediyoruz.

 

Neden bu girişi yaptım ? Bakınız, aktif çalışma hayatımın bir döneminde, iş arayan insanlarımızla yoğun karşılaştım, onlara yardımcı olmak için uğraştım. Sonra bir dönem de,  Yeşilay Gönüllüsü olarak,  çeşitli bağımlılıklardan kurtulmaya uğraşan insanlara, destek olmaya çalıştım.

 

Gördüğüm ve tesbit ettiğim şudur : İş arayan genç insanlarımızın çoğu, sadece iş aramıyor. Komple bir hayat tarzı arıyor aslında.

Hayatında gerekli olan herşey eksik !

Meslek yok, hobi yok, beceri yok, işe yarayan bir diploma yok, vasıf yok, özel zevk yok, hayali yok, amacı yok, hedefi yok, motivasyonu yok, nerde yaşayacağını ve kiminle mutlu olabileceğini bilmiyor,.....

 

Yaş 30'a gelmiş ama ortada, elle tutulur hiçbir şey yok !

 

Böyle olmayan insanlarımıza, değil tabiiki bu sözlerim. Kimse yanlış anlamasın ve şahsî olarak üstüne alınmasın.

 

Bir bağımlı insanımız, bu bağımlılığından kurtulmak için gelip başvuruyor. Birde bakıyorsun ki, bağımlılıktan kurtulsa, kişinin hayatı bomboş kalıyor. Onu bu bağımlılığından kurtarmak için, bununla doldurduğu boşlukları, anlamlı ve faydalı bir şekilde doldurabilecek, yepyeni bir yaşam kurgulamak ve kurmak gerekiyor. Yoksa, o bağımlılığı bırakıp, mutsuz oluyor, boşlukta kalıyor ve bir süre sonra, geri aynı noktaya dönüyor. Tekrarlayan bir kısır döngü içine giriyor. Bizde şaşırıyoruz ve "aslında ne güzel kurtulmuştu o bağımlılıktan, niye geri oraya döndü ki, tühh" diyoruz.

 

Tamam da, anlamlı bir hayat yok, faydalı bir meşgûliyet yok, iyi bir meslek yok, temiz bir sosyal çevre yok, tatmin edici insân ilişkileri yok,....yok, yok. Yâni büyük bir boşluk var kişinin hayatında. Kendini kenara çekmiş, boşa almış ve telef etmiş işte, görülüyor.

Bunu farkediyoruz.

 

Kendini Tanımak,

hayatta mutlu ve huzurlu yaşamak için, isâbetli tercihler yapmak ve uygun kararlar verebilmek için, çok önemlidir.

Kendine uygun hayaller kurmak, amaçlar edinmek, hedefler belirlemek ve onları gerçekleştirmek için planlı, programlı ve istikrarlı bir şekilde çalışmak, insânı kurtaran bir yol haritasıdır.

 

Kendini Tanımak, insanın kendi isteği ve çabasıyla olabilir. Ancak bu çaba, bir Yaşam Bilgesi'nin gönüllü desteğiyle, daha hızlı başarıya ulaşır. Bu desteği verebilecek Bilge kişinin,  mümkün olduğunca aynı inanç ve kültürden birisi olması önerilir.

 

İnsan, kendi hayatını,

iyi bir zeminde ve sağlam bir yapı olarak inşâ edebilirse, dolu dolu, faydalı, anlamlı, mutlu ve huzurlu yaşamanın yolunu da bulmuş olur.

 

Her insanımızın, "Kendini Tanıma" hikâyesini, en güzel şekilde tamamlaya- bilmesini, kendi doğru rotasını bulabilmesini ve kendini telef etmemesini dilerim.

Vesselâm.

Av. Kadir  EROL

_________________________________________________________________

İnsan  Olmak....!

 

Genelde bir "gençlik güzellemesi" tavrı, güncel söylemlere hâkimdir. Gençleri hoş tutalım, gönüllerini alalım, moralleri yüksek olsun,.....vs. Eyvallah, olsun.

 

Ancak birilerinin de,

acı gerçeği söylemesi lâzım. Her zaman da, "lay lay lom" değil yâni.

 

Artık kimse, nasihat almıyor ve kimseyi de dinlemiyor. Hele de gençler ! Herkes,  neredeyse doğuştan herşeyi biliyor, en çok o biliyor ve en doğruyu biliyor. Niyeyse ?

 

Plan, plancılık, proje, proje yapmak, proje insanı, bir projenin parçası olmak,..... bunlar, genellikle olumsuz anlamda kullanılıyor. Bu durum, bir önyargının ve güvensizliğin eseridir.

 

Her kelimenin olumsuz ve olumlu anlamları olabiliyor.  Bu plan-proje işlerinin de, olumlu anlamlarına bakmamız lâzım.

İnsan; düşünen, öngören, tahmin eden, plan yapan, organize edebilen, bilinç sâhibi bir varlıktır. Kendi hayatını, en iyi şekilde, kendisi planlamalıdır.

 

Kendini tanımak;

Kendi hakkında düşünmek, hayatını planlamak, amacını, yolunu ve hedeflerini belirleyen programlar yapmaktan bahsedilince,

alaycı bir tavırla bıyık altından gülen ve etrafına küçümseyerek bakan tipler, hayli çoğunluktadır.

Güyâ bunlar, çok zeki gençler !

 

Herkes ama herkes,

bir akıllı, bir zeki, bir bilgili, bir düşünceli, bir uyanık ki, sormayın gitsin !  Kimse burnundan kıl aldırmıyor. Tamam.

 

Sonra birde bakıyorsun ki; 30 yaşına gelmiş paşamız veya prensesimiz; işi gücü yok, bir mesleği yok, beceri yok, umur yok, sorumluluk hissi yok, bildiği hiçbir iş yok, düzgün tercüme yapabilecek bir yabancı dili yok, o yok, bu yok,..... hiçbir işi yapamayan, hiçbir mesleği bilmeyen, yâni hiçbir işe yaramayan, zavallı, özelliksiz bir tip çıkmış ortaya !

 

Peki de, neydi bu havalar cıvalar, bu geç vakte kadar ?  Hani siz, bugüne kadar, yıllardır çevreye, "Bak ben okuyorum, büyüyorum, gelişiyorum, vasıf kazanıyorum, hazırlanıyorum, bir okulum bitsin, bir iş hayatına geçeyim de, o zaman görün siz seviyeyi, kazanmayı ve iş yapmayı" diyerek, üstten üstten hava basıyordunuz !

 

Sizdeki bu sahte havaları gören de, "Oooo bu genç öyle büyük ve önemli işler yapar ki, bırakınız kendisini, ayrıca

çevresine, akrabâsına, arkadaşlarına ve ülkesine de, büyük faydası dokunur" diye ümitler bağlıyordu.

 

Sonuç, bu muydu ?

Koca  bir  fiyasko !

Restoranlarda pahalı yemekler yiyen, Kafelerde takılıp, binbir çeşit gavur kahveleri içip, yemek parasından daha fazla keyif harcaması yapan, son çıkan cep telefonu makinesinden ve kıyafetinin markasından kişilik devşirmeye çalışan, işsiz, işe yaramaz ve geçkin genç tipler !

 

Eskilerin deyimiyle;

"Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya !"  Bunun için miydi havalarınız, cıvalarınız, tripleriniz, kibriniz ve nazınız,...?

Bu ergenlikten çıkamamış, çiğ hallerinizi, kim ne yapsın ?  Sizi kim çeksin bre ?

 

Öyle yağma yok !

Bedâva dünya yok !

Niteliksiz, vasıfsız, çabasız, gayretsiz,

hiç bir işe yaramadan,

boş beleş geçinmek

diye birşey yok !

Herkes kendine gelsin. Lütfen, ayaklarınız da yere basıversin.

 

Kendinizi tanıyın, kendinize uygun iş ve meslek alanınızı, doğru seçin. Kendi hayatınızı planlayın ve projelendirin. Amacınız ve sıralı hedefleriniz olsun. Düzenli çalışın ve yeterince gayret gösterin.

 

Şu lüzumsuz yükselmiş şişkin egonuzu, bir yana bırakın veya normale çekin. Bir işe yarayın.

Kendi ayaklarınız üstünde durun ve kimseye yük olmayın. Peşin alacaklı değilsiniz, önce emek verip hak etmelisiniz.

Hayatın hakkını verin ki, iyi yaşamaya da, hakkınız olsun.

 

İnsân olun yâni.

Vesselâm.

Av.Kadir EROL

_______________________________________________________

Öfke Bidonumuz...!

 

Nefs  terbiyesi ve olgunaşma süreçlerinde,

"Öfke Kontrolü Problemi"mi aşmak için, yaptığım öznefs  çalışmalarımda,  Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitapları ve videoları, epeyce imdâdıma yetişti. Mustafa Merter, Erol Göka, Doğan Cüceloğu, Kemal Sayar, Nevzat Tarhan,..... gibi, birçok değerli yazar ve kitaplarının da, faydasını gördüm.  Hepsine müteşekkîrim.

 

Buralardan öğrendiğim ve önemli bulduğum bâzı konuları, sizinle de payşaşmak istedim.

 

Bu arayışta, çocukluğuma çok sık gitmek ve düşünmek durumunda oldum.

0-7 yaş dönemi, (hatta ben onu 0-12 yaş dönemi olarak, az daha genişletiyorum), kişiliğin oluşmasında %80-90 oranında etkili oluyor. Öyleymiş.

Gerisi, çeşitli şekillerde o kişiliği yaşamaktan ibâret bir hayat işte.

 

En basit  bir olayda,

âniden öfke patlaması yaşayan insanlar için,

o andaki olay,

sâdece tetikleyici görev yapar.  Yâni, o öfkeli kişiliğin, dolu olan öfke bidonu'nun kapağını açar. Ve âniden, o olay ile orantısız, abartılı bir öfke fışkırır o kişiden ortalığa. Sonradan, kendisi bile şaşırır !

 

Kişilnin, "öfke bidonu"  çok önceden dolmuştur da, o andaki basit bir olay, o bidonun kapağını açıp, patlatır sâdece. Balona değen iğne ucu misâli bir tetikleme.

 

Basit olaylarda,

âni öfkelenen kişi,

şimdiki olaya öfkelenmiyor, şimdiki olayın tetiklemesiyle, çocukken yaşayıp biriktirdiği öfke travmalarını, fışkırtıp boşaltıyor !

 

O anda yanında olan,

bu patlamaya şâhit olan ve "şimdiki o basit olaydan dolayı bu öfke oluştu" zanneden kişi de; çok şaşırıyor, mâruz kalıyor, kırılıyor ve inciniyor hâliyle.

Haklı, çünkü o anda, haketmediği derecede ağır bir tepkiyle karşılaşıyor.

 

Fakat şunu bilmiyoruz ki, yanyana durduğumuz ve kader birliği yaptığımız insanların, çocukluğunu da "satın alıyoruz" aslında.

 

Bu  cümledeki,

"satın alıyoruz" ifâdesi,

 çok önemli çook.

Sıradan bir, parayla satın alma değil yâni :)) Ortak olmak, kabul edip yaklaşmak, benimsemek, tercih etmek, eklemlenmek,.....

Yol Arkadaşlığı....!

 

Herkes kendini yaşar, yanındaki ona şâhitlik eder. İyi bir kişiliğe şâhitlik ediyor olmak, büyük bir nâsîptir.

 

Ve, Şiddet....!

 

Öfke'nin ikiz kardeşi, Şiddet oluyor genellikle.

 

Şiddet gösteren,

önce kendine kıyar.

Kendi huzuruna, kişiliğine, değerine,.... kıyar. Bunları yerlebir ederek, şiddet gösterir.

 

Kendi iç çelişkini,

iç çatışmalarını, içinde biriktirdiği travmalarını, kendi kötülüğünü yâni, nobranlığını,.... terbiye edilmemiş hayvânî nefsini, ortaya döker.

 

Kendine acımayan,

kimseye acımaz.

Kendine kıyan,

herkese kıyar.

Kendine değer veremeyen, kimseye değer veremez.

 

Kendine merhamet eden, kendine değer veren, kendi kişiliğini, ahlâkını ve huzurunu koruyan bir kişi,

aşırı öfkelenmez,

bağırıp çağırmaz,

rezillik çıkarmaz,

itip kakmaz ve şiddet üretmez. Bunları öncelikle kendine yakıştırmaz.

 

Bir şeyi kendine yakıştıran (uygun bulan), o şeyi yapar. Normal görür ki yapar. Yâni, birisi kötülük yapıyorsa, kendi içi kötüdür. "Ben iyiyim aslında ama bazen böyle oluyor" savunması, sâdece kamuflajdır. Kavanozda ne varsa, kapağının kenarından, dışına o sızar.

 

Öfke gelir, akıl gider.

Şiddet de, çoğu zaman kontrol edilemeyen öfke'den doğar. Öfkeli kişi, önce kendini, sonra da çevredindekini yıkar. Nefsini kontrol altına alabilen ve öfkesini yenebilen kişiler, şiddetten uzak durabilirler.

Vesselâm.

Av. Kadir EROL

NELER SÖYLENDİ?
@
Kadir Erol

Kadir Erol

DİĞER YAZILARI
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik