Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 18-09-2016 12:05   Güncelleme : 18-09-2016 12:05

Kırk Yaş

Ahhh...kırk yaşım.. Bil ki tükendi gözlerde yaşım

Kırk Yaş

 

Gümüşten teller bıraktın avuçlarıma

Gülümsüyor dudaklarımda azıcık aşım

Bırakmadı güldü yine de o mağrur başım...

Ne baharın yeni filizlenen tomurcukları

Ne de kışın dökülen yaprakları

Her daim yeşil bir çam balı

Zamana yenildin nasıl da geçtin

Oysa ki sen ne geç gelecektin

Kırk yaş sen bana el mi verecektin...?

 

Sabahın soğuğunda adım adım.

Ellerimde bahar ninnileri.

Dudağımda yanık bir türkü

Ceplerim ısıtır ellerimi

Yağan yağmur şırıltısı

Sonbaharı mı ömrümün?

Yirmi yıl daha yaşatır mı hayat?

Sorgularımdasın kırk yaşım.

Ne büyüktün oysa bir zamanlar.

Oysa ki sen ne geç gelecektin.

Kırk yaş sen bana el mi verecektin...?

 

Kırkı kırk yarmak varsa tende

Sorgular aynayı içindeki çocuk

Tesbih tanelerinde yaşlar

Vicdan başlı başına imame

Hayat söğüt ağacında ince bir dal

İnce bir yol sıralı, yaşlar yapraklarda

Zaman akıyor çağlayanlarda

Zaman kırklamakta ömrümüzü

Ne uzaktın bana bir zamanlar

Oysa ki sen ne geç gelecektin

Kırk yaş sen bana el mi verecektin...?

Recep YAZGANRecep YAZGAN