Samimiyet, insan oluşun başladığı noktadır. Dostluklar bu noktanın etrafında döner. İnsanı değerli kılan, unutulmaz yapan samimi duruşudur.
Ve İyilik evini oluşturan parçalar, birbiri içine öyle titiz yerleştirilmiş ki; birinde hafif bir sallantı vuku bulduğu an, diğerleri hemen yıkılmaya başlar. Sonrası duygu iflası, hissizlik, sevgisizlik yani insansızlık! Susuşlarda isyan ve küfür. Kendini dünyaya zimmetleyen insan, samimiyet duygusundan çok uzaktadır. O kişi menfaatinden başka bir şey düşünmez. Çağın kirli akışı; riya, yalan, su-i zan yani hayvani güdüler. Bunlar ile yaralanan kalpler. Nasır tutan hislerimiz, sessizliğimiz ve kaçışlarımız. Adını koyamadığımız yalnızlığımız. Yılgınlığımız, korkularımız, içimize itirazlarımız! Taşmaya dahi tereddüt etmeyen halimiz. Kör bir bıçak ve kan lekesi, hikâyenin boyunu kısaltan. Ya da ölüm gibi bekleyiş, Jurnal da.
















































































































































































































