Tükenmişlik sendromu nedir!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Tükenmişlik sendromu nedir!
10.10.2018 09:14:08

 

Tükenmişlik sendromu nedir!

Sürekli yorgunluk, iş hayatında performans düşüklüğü ve kendinizi bir duygusal çöküş içinde mi hissediyorsunuz?

Bu semptomlar tükenmişlik sendromunun belirtileri olabilir. Çoğunlukla bunlara baş ağrısı, cinsel problemler gibi bedensel semptomlar veya uyku sorunları gibi psikosomatik şikâyetler de eklenir.

Sonuç, kronikleşen ve hayatın bütün alanlarına yayılan bir çöküntü olur. Bu durum genellikle “tükenmişlik” olarak tasvir edilir.

Tükenmişlik sendromu çeşitli alanlara dağılarak insanın hayatına yayılır, sonuçları çok derin ve geniş kapsamlı olabilir.

Çok çeşitli semptomların ve şikâyetlerin bir kombinasyonudur. Tükenmişlik sendromu birdenbire oluşmaz, aksine yavaş ilerleyen bir sürece yayılır. Hafife almaya gelmez, hastaların psikolojik profesyonel yardıma ihtiyacı vardır.

Tükenmişlik sendromu, kronikleşmiş ve bütün alanlara yayılmış bir çöküntüyü anlatır. İngilizcesi “burn out”tur, birebir çevrildiğinde “yanıp kül olmak” veya “sonuna kadar yanmak” anlamına gelir.

Tükenmişlik sendromunun insanlık tarihinin her çağında ve tüm kültürlerde var olduğu sanılmaktadır. Bilimsel bir kavram olarak kullanılmaya başlandığı tarih ise 1974 yılıdır. Kavram, Alman asıllı Amerikalı psikanalist ve bilim adamı Herbert Freudenberger ve Amerikalı psikolog Christina Maslach tarafından ortaya atılmış ve kullanılmıştır.

Ancak tükenmişlik sendromunun içeriği günümüze kadar konunun uzmanları tarafından açık ve net bir şekilde tanımlanamamıştır. Tükenmişlik sendromunu diğer hastalıklardan bağımsız olarak kendi başına bir hastalık olarak değerlendiren uzmanların yanı sıra tükenmişlik sendromunun bağımsız bir hastalık olduğuna şüpheyle yaklaşan uzmanlar da vardır. Bu ikinci uzman grubu, tükenmişlik sendromu hastalarının aslında depresyon hastası oldukları görüşündedir.

Tükenmişlik sendromunun standart bir tanımı bulunmamaktadır

Tükenmişlik sendromunun genel standartlarda uluslararası kabul gören bir anlatımı ve tanımı maalesef yoktur. Hastalıkların tanısında uluslararası düzeyde kabul gören International Classification of Diseases ICD-10 (Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması ICD 10) listesinde tükenmişlik sendromu, bağımsız bir tedavi gerektiren bir hastalık olarak yer almamaktadır. “Tükenmişlik” bu listede “ICD-10 Z-73.0” numarasıyla başka hastalıkların bir alt kategorisi olarak ve ek bir kodlama ile yer alır. Tükenmişlik sendromu ICD kataloğunda şu şekilde tanımlanmaktadır: “Sağlık sisteminin sunduğu hizmetlerden diğer nedenlerle yararlanan ve hayatını sürdürmekte çeşitli zorluklar çeken kişiler.”

Tükenmişlik sendromunun bu katalogda bağımsız ve genel kabul gören bir tanımlaması olmadığından hastalığın tedavisini yapan hekimler bazı durumlarda bu hastaları bir kliniğe sevk etmekte zorlanabilmektedirler. Kimi zaman verilen sağlık hizmetleri giderlerinin sağlık sigortası kurumu veya klinik tarafından üstlenilmesinde aynı sebepten dolayı sorunlar yaşanmaktadır. Tükenmişlik sendromu hastasının bu durumu sağlık sigortası kurumu ile kendisinin görüşmesi gerekebilmektedir.

Buna rağmen tükenmişlik sendromundan, çeşitli semptomların aynı zamanda ortaya çıkmasıyla kronik bir çöküntü yaşanmasına sebep olan bir hastalık olarak söz etmek mümkündür. Bu hastalık, hastanın iş hayatında ve özel hayatta insanlar arası ilişkilerde uzun süreli duygusal sorunlar şeklinde toplam bir reaksiyona sebep olmaktadır. Bu nedenle bazı uzmanlar tükenmişlik sendromundan bahsederken “çöküntü nedenli depresyon” tanımlamasını da kullanmaktadır.

Tükenmişlik sendromu bedensel ve ruhsal çöküntünün sebep olduğu bir sorundur

Tükenmişlik sendromu, insanın gücünü emip bitiren bir süreç sonunda bedensel ve ruhsal bir çöküntünün yaşadığı bir durum olarak tanımlanmaktadır.

Nedenleri çok çeşitlidir ve çok derinlerde yatabilir. Tükenmişlik, hastanın uzun süreler boyunca haddinden ağır bir ruhsal yükü taşımak durumunda kalmış olmasından kaynaklanır. Yük, birçok semptom ve şikâyetlerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Örneğin iş hayatında veya özel hayatta yaşanan başarısızlıklar tükenmişlik sendromuna neden olabilir: Çalışma hayatında aşırı talepleri ve beklentileri yerine getirmek zorunda olmak, zor bir ayrılık yaşamak, çalışma hayatıyla özel hayatı birbirinden ayıramamak veya çalışma arkadaşları ya da üstleri tarafından mobbinge maruz bırakılmak bu hastalığın nedenleri arasında sayılabilir.

Uzmanları her ne kadar kavramın içeriğinin kesinliği konusunda tartışsalar da, tükenmişlik sendromu ciddiye alınması gereken stres nedenli bir hastalıktır, toplumun tüm katmanlarında, tüm meslek gruplarında görülen, geniş kapsamlı, tıbbi ve ekonomik açıdan önemli sonuçlar doğuran bir hastalıktır. Tükenmişlik sendromu mutlaka tedavi edilmeli, hasta kesinlikle bir psikoterapi görmelidir. Psikoterapist unvanını yalnızca ek bir psikoterapi eğitimi almış hekim ve psikologlar kullanabilirler.

Tükenmişlik sendromu nedeniyle hastalık raporu

80’den fazla Betriebskrankasse’nin (BKK) üyesi olduğu ve yaklaşık 9,3 milyon sigortalısı bulunan BKK Çatı Örgütü, 2015 yılında yayınladığı Sağlık Atlası’ndaki diyagramlarda tükenmişlik sendromu nedeniyle iş göremezlik günlerinin sayısının kadın ve erkeklere göre dağılımını, emeklileri katmadan ve 1000 sigortalı başına olmak üzere göstermiştir.

Bu diyagramlara göre tükenmişlik sendromu ek kodlamasına (Z73) düşen iş göremezlik günlerinin sayısı şöyledir:

2014 yılında rapor edilen: Erkekler: 54,5 gün / Kadınlar: 99,0 gün

2013 yılında rapor edilen: Erkekler: 62,4 gün / Kadınlar: 97,2 gün

2012 yılında rapor edilen: Erkekler: 70,5 gün / Kadınlar: 109,5 gün

Karşılaştırma: 2004 yılındaki iş göremezlik günlerinin sayısı erkeklerde 3,5, kadınlarda 6,0.

 Tükenmişlik sendromunu nasıl fark edebilirim?

Tükenmişlik herkeste farklı şekilde ortaya çıkabilir, bu nedenle semptomları ve etkileri kişiye göre çok farklı olabilir. Çok çeşitli şikâyetlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir kombinasyondan söz etmek mümkündür. Hâttâ bazı uzmanlar, tükenmişlik sendromu ile ilişkilendirilebilecek 150’den fazla belirtinin bulunduğunu belirtmektedir. Ancak bazı tükenmişlik belirtileri daha sık görülmektedir.

Hastalar kendilerini genel olarak tükenmiş, tamamen bitkin ve üzerine yerine getirebileceğinden daha fazlasının yüklenmiş olduğunu hissettiklerini, daha fazla yük kaldıramayacaklarını belirtmektedirler.

Tükenmişlik sürecinin ilk belirtileri konsantrasyon bozuklukları, yorgunluk, performans düşüklüğü ve uyku bozuklukları olabilir.

Tükenmişlik sendromu: Sık görülen semptomlara genel bakış

Başlangıçta:

Hedeflere yoğunlaşmaya duyulan aşırı istek Haddinden fazla enerji sarf etmek. Örneğin, meslek hayatında normale göre daha fazla, genellikle mola vermeden çalışmak.

Semptomlar:

Mesai saatlerinden sonra işle arasına mesafe koymakta sürekli artan zorluklar

Apati (hastalık derecesinde ilgisizlik)

Sürekli devam eden yorgunluk, devamlı bir gevşeklik hâli, güçsüzlük

Ruhsal ve zihinsel bitkinlik

İçinin boşalmış olduğu hissi, hiçbir şeyde anlam bulamama hâli, moralsizlik, cesaretini kaybetme

Korku

Huzursuzluk, sürekli tedirginlik

Gerginlik, sürekli “akım altında olma hâli”

Asabiyet, sinirlilik, küçük şeylere kızıp öfkelenmek

Konsantrasyonun azalması

Motivasyonun azalması, performansın düşmesi

Umutsuzluğa düşmek, beklentilerin aşırı gelmesi, bunlara cevap verememek

Mesleki bağlamda kendinden emin olmamak

Kendini kronik bir şekilde çaresiz ve yalnız hissetmek

Kendini sosyal hayattan geri çekmek

Etrafındakilere ve olup bitenlere ilgisizlik. Örneğin, arkadaşları boşlamak

Psikosomatik arka planı olan bedensel şikâyetlerin baş göstermesi: uykusuzluk, uyku bozuklukları, hazım problemleri, sırt ve baş ağrıları, migren, kulak çınlaması, cinsel problemler

Depresyon veya agresyon gibi duygusal tepkiler

Sonuç: kronikleşmiş ve bütün alanlara yayılmış bir çöküntü

Hangi hastada hangi semptomların ortaya çıkacağı çok farklı faktörlere bağlıdır (bkz. “Nedenler” başlığı altında iç ve dış faktörler). Yukarıda sıralanan bu uyarı sinyallerinin hiçbiri tükenmişliğe özel bir belirti değildir. Ancak bu semptomlardan biri ortaya çıktığında şikâyetlerin arkasının gelme olasılığı yükselir. Semptomlardan biri veya birkaçı belirlendiğinde kişinin profesyonel yardım alması gerekir. Bu durumda bir uzmana başvurulması önerilir. Bu uzman bu konuda eğitim almış bir hekim-psikoterapist veya psikolog-psikoterapist olabilir.

Tükenmişlik sendromu: Nedenler

Bazı faktörler tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Ancak bunlar, “iç faktörler” olarak da adlandırılan kişinin karakterine bağlı faktörler ile içinde yaşanan çevrenin koşullarına bağlı faktörlerin –bunlara “dış faktörler” de denir– bir araya gelerek birbirini etkilemesiyle oluşur.

Tükenmişlik sendromu: İç faktörler

İdealist, kişinin kendine yönelik beklentilerinin çok yüksek olması

Çok hırslı olmak, mükemmelliğin peşinde koşmak (mükemmeliyetçilik)

Takdir ve övgü ihtiyacının yüksek olması

Etrafındakilerin isteklerine daima cevap verebilme isteği

Kendi isteklerini geri plana atmak, onlara önem vermemek

Kendisinin yerine hiç kimsenin konamayacağını düşünmek

Görevleri devredememek, devretmeyi istememek

Talepleri ve beklentileri yerine getiremeyecek duruma gelene kadar büyük bir özveriyle çalışmak, ancak kendinden gösterebileceği performanstan çok daha fazlasını beklemek

Çalışmayı anlamlı olan tek uğraş olarak görmek, her şeyin üzerinde bir konumda tutmak

Sosyal hayatın yerine “çalışmak” eylemini koymak

Tükenmişlik sendromu: Meslek hayatındaki dış faktörler

İş hayatına / çalışma arkadaşlarına yöneltilen çok yüksek beklentiler

Yönetim performansında sorunlar

Ortak çalışma konusunda sorunlar

Çelişkili talimatlar

İşveren ve çalışan arasında iletişim sorunları

Zaman baskısı

Çalışma atmosferinin kötü olması

Ekip çalışmasının kötü olması

Karar verme özgürlüğünde kısıtlamalar, çalışma süreçlerinde etkili olamamak, eylem alanının dar olması, sesini duyurma hakkının kısıtlı olması

Hiyerarşi problemleri, rollerin net ve açık olmaması

Üstlerden gelen baskı

Kötü organizasyon yapıları ve kötü yönergeler

Yönetimsel zorunluluklar

Gittikçe büyüyen sorumluluk

Yükselme şansının kısıtlı olması

Personel eksikliği

Finans kaynaklarının kısıtlı olması

Olumlu geri bildirimlerin kısıtlı olması

Çalışma arkadaşlarının ve üstlerinin yapılan işe veya kişiye değer vermemesi

Sosyal destek alamamak

Tükenmişlik sendromu tanısı

Tükenmişlik sendromu tanısı nasıl konur?

Hissedilenin “yalnızca” bitkinlik mi yoksa tükenmişlik mi olduğu nasıl anlaşılır? Tükenmişlik sendromunun standart ve genel olarak kabul gören bir açıklaması ve tanımı olmadığı için tedavi gerektirdiği tanısının konması da oldukça zordur.

Resmî ICD kataloğunda tükenmişliğin bağımsız bir tedavi gerektiren tanısı bulunmamaktadır. Çöküntü nedenli depresyon bu nedenle psişik bozuklukların yaygın sınıflandırma sistemlerinde bağımsız bir tanı olarak yer almaz. Bu pratikte genellikle birçok problem doğurur; bu sıkıntılar örneğin hekimin sağlık sigortası kurumu veya kliniğe çıkaracağı hizmet faturalarında yaşanır. Hekimler ve psikologlar, hastanın hızla yardım alabilmesi ve tedavi yolunun daha kolay alınabilmesi için tanı olarak sık sık “depresyon” yazmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen bu hastalık toplumumuzda gittikçe daha fazla kabul görmektedir. Sağlık sigortası kurumları da bu hastalığı gün geçtikçe daha fazla dikkate almakta, üyelerine tükenmişlik sendromunu önleme kursları ve tükenmişlik sendromu kliniklerinde kürler sunmaktadırlar. 

Tükenmişlik sendromu tanısını kim koyar?

Bu süreçte öncelikle doktorunuz (pratisyen hekim) bedensel hastalıkları elemek isteyecektir. Tükenmişlik sendromu şüphesi bulunması hâlinde, diğer ruhsal bozukluklarda olduğu gibi bu tanıyı koyabilmek için konusunda özel eğitim almış olan bir psikoterapist hastayla kapsamlı bir görüşme yapar. Pratisyen hekim bunun için hastayı bir uzmana sevk eder. Psikoterapist, hekim-psikoterapist veya psikolog-psikoterapist hastadan olası semptomlar ve belirtilere ilişkin soruları etraflıca cevaplamasını ister. Bundan sonra uygun bir terapi önerilir ve daha sonraki adımlar hazırlanır.

Tükenmişlik sendromunda ayırıcı tanı

Tükenmişlik sendromunun tespit edilmesi için genellikle uluslararası kabul gören bir yöntem olan, adını psikolog Christina Maslach’tan almış bulunan “Maslach Tükenmişlik Envanteri” tükenmişlik ölçeği uygulanır. Tükenmişlik sendromunun tanısını koymakta kullanılan bu ölçek, özel bir soru formu ve bir test içerir. Soru formunda olası semptomlar hakkında sorular sorularak tükenmişlik sendromunun söz konusu olup olmadığı araştırılır.

Uygun bir terapi ve tedaviyi temin edebilmek için, tükenmişlik sendromunun kesin bir şekilde tespit edilmesi, depresyon gibi benzer hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir. Bu nedenle hastanın kendini psikoterapiste tamamen açması, semptomlar ve duygular hakkında ayrıntılı ve kesin bilgiler vermesi vazgeçilmez bir tetkik şeklidir.

Tükenmişlik sendromu mu depresyon mu?

Bu iki hastalığın birbirine benzeyen birçok tipik belirtisi vardır. Ancak umutsuzluk ve intihar düşüncesi daha çok depresyona işaret eden klasik sinyallerdir. Bu iki semptom tükenmişlik sendromuna bağlanmaz.

Bundan başka, tükenmişliğin nedenleri daha çok ve öncelikle meslek ve çalışma hayatı bağlamında gözlemlenir. Buna karşı depresyonun herhangi özel bir bağlamı yoktur. Depresyon, hastanın hayatının tüm alanlarını kapsayan daha geniş çaplı bir hastalıktır.

Tükenmişlik sendromunun terapisi

Tükenmişlik sendromunun standart bir tedavisi yoktur. Son zamanlarda tanınmış pek çok klinik tükenmişlik sendromu konusunda uzmanlaşmıştır. Terapi özel eğitimli terapistlerce yürütülür. Bu terapistler genellikle psikoterapi uzman eğitimi almış hekim ve psikologlardır.

Tedavisi için psikoterapi genellikle kaçınılmazdır

Psikoterapi sırasında hastalığın nedenleri araştırılır ve analiz edilir. Uygulanacak tedavi yöntemleri bireysel psikoterapi, grup terapisi ve bilişsel davranış terapisi olabilir. En uygun terapinin hangisi olduğuna hasta, hekim-psikoterapist veya psikolog-psikoterapist ile birlikte karar verir.

Bilişsel davranış terapisi: Bilişsel davranış terapisinde gerçekçi olmayan düşünce ve fikirler, zararlı davranış kalıpları ortaya çıkarılır. Hasta, kendi davranış kalıplarını tahlil etmeyi ve sorgulamayı öğrenir, sonra da bu eski kalıpların dışına çıkmaya ve bunları değiştirmeye çalışır.

Tükenmişlik sendromu terapisinde ana yapı taşları olarak kliniklerin sunduğu terapi adımları şunlardır:

Bireysel psikoterapi, grup terapisi ve davranış terapisi

Psikanaliz (özel eğitim almış bir psikanalist tarafından yapılır)

Stres yönetimi kursları

Jacobsen progresif kas gevşetme tekniği gibi rahatlama teknikleri

Yoga veya pilates gibi aktif rahatlama teknikleri

Sanat terapisi (müzik, sanat)

Ergoterapi, sosyal terapi

Spor ve hareket terapisi

Temel olarak: Farklı terapi yöntemleri uygulanabilir. Bir tükenmişlik sendromu terapisi, ağırlık derecesine ve semptomların sayısına bağlı olarak hasta bir kliniğe yatmadan veya bir klinikte yatarak yapılır. Ağır durumlarda ilaçla (antidepresan) tedavi de uygulanabilir. Terapist ilaç kullanılıp kullanılmayacağına hasta ile birlikte karar verir.   

Bir defa tükenmişlik sendromu yaşandıktan sonra hastalık tekrarlar mı?

Tükenmişlik sendromu insanın psikolojisinin, ruhunun ama aynı zamanda bedeninin de hastalandığı bir hastalıktır. Tükenmişliğin ya da bitkinlik depresyonunun seyri kişiden kişiye değiştiği için tükenmişlik sendromunun ne zaman başlayacağını veya tekrarlayıp tekrarlamayacağını söylemek mümkün değildir.Hastalık başlangıcı şu belirgin işarete bağlıdır tespitini yapmak olanaksızdır. Tükenmişlik sendromu uzunca bir süreye yayılan, yavaş yavaş gelişen bir süreçtir. Kuşkusuz tanının erken konması önemlidir, iyileşme şansını artırır. Tükenmişlik sendromu ve nedenleri bir terapi yoluyla iyileşen biri, bu terapiden sonra kendi gücünü, sınırlarını ve kaldırabileceği yükü kestirmeyi öğrenmiştir. Ancak terapide öğrenilen bilgileri daha sonra normal hayatın içine dönüldüğünde pratiğe uygulamak da çok önemlidir.

Tükenmişlik sendromunun önlenmesi

Tükenmişlik sendromu nasıl önlenir?

Tükenmişliği önlemenin, aşağı doğru bir düşüş döngüsüne karşı koyabilmenin üç altın kuralı vardır:

1. Stres faktörlerini ve getirdiği yükleri önceden görebilmek, bunlardan kaçınmak, en azından bu faktörleri azaltmak.

2. Yoga, pilates, meditasyon gibi gevşeme teknikleri yoluyla, spor yaparak ve hareket ederek stres azaltmaya gitmek.

3. “Mükemmeliyetçilik” fikrinden ve/veya “yardım etme sendromundan” vazgeçmek. Başkalarını sürekli memnun etmenin mümkün olmadığı düşüncesini içselleştirmek. İşverenlerin yapabileceği şeyler: Tükenmişlik sendromu prensip olarak meslek/çalışma hayatında tetiklendiği için, iş yerinde sağlığı koruma önlemleri alınabilir; zaman ve stres yönetimi gibi konularda önleyici seminerler düzenlenebilir. Zira bir şirket veya iş yeri ancak çalışanlarının sağlıklı olduğu kadar sağlıklıdır.

Şirket içinde tükenmişlik sendromuna karşı hem çalışanlar hem de yöneticiler düzeyinde farkındalık oluşturmak

Bu konuda verilecek seminerler, eğitimler veya atölye çalışmaları hem çalışanlarda hem de işverenlerde farkındalık yaratabilir. Tükenmişlik sendromuna karşı koyma atölye çalışmaları mevcuttur ve bunlara talep gittikçe artmaktadır. Almanya’da psikolojik nedenlerle alınan iş göremezlik raporlarının gittikçe arttığı göz önüne alındığında bu tür çalışmalara olan talebin artması şaşılacak bir durum değildir.

Kısır döngünün dışına çıkmak: Kendi kendine yardım etmeyi bilmek!

Tükenmişlik tuzağına düşmemek için bazı şeyleri dikkate almayı öğrenebilirsiniz: kendinize dikkat edin, güçlü ve zayıf yanlarınızı tanıyın, uyarı sinyallerini ciddiye alın.

Kaynak: patientenberatung.de

baş ağrısı Tükenmişlik sendromu Kısır döngü
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert