Türkiye
Giriş Tarihi : 23-08-2015 10:48   Güncelleme : 23-08-2015 10:48

Ahmet Atmaca: Musiki İnsanı Kemâle Ulaştıran İlahi Bir Araçtır

Bebek Hümayunuabad Camii din görevlisi Ahmet Atmaca Hocaefendi ile öznesinde musiki olan bir sohbet gerçekleştirdik

Ahmet Atmaca: Musiki İnsanı Kemâle Ulaştıran İlahi Bir Araçtır
Bebek Hümayunuabad Camii din görevlisi Ahmet Atmaca Hocaefendi ile öznesinde musiki olan bir sohbet gerçekleştirdik... Ahmet Atmaca Hoca “Musiki bizi terbiye eden, kişiyi, insan-ı kâmil makamına, oradan da Allah’a kavuşturan ilahi bir sanattır.” diyor… Ahmet Atmaca imam, örnek bir şahsiyet… Musiki üstadı… Bebek Humayunuabad Camii’nin din görevlisi olan İmam-Hatibi Ahmet Atmaca Hocaefendi ile öznesinde musiki olan bir sohbet gerçekleştirdik. İbrahim Ethem Gören: Ahmet Hocam, musikin deyince ne anlamamız gerekir? Ahmet Atmaca: Musikiden ne anlamamız gerektiğini tesbit edebilmemiz için ilk önce kâinatın yaradılışına, insanın yaradılışına ve musikinin kâinat-insan ekseninde bunlarla olan ilişkisine bakmamız gerekiyor. Efendimiz (sav) bir hadislerinde “Allah güzeldir, güzeli sever” buyuruyor. Bu açıdan Allah, güzel olduğu ve güzeli sevdiğinden dolayı her şeyi güzel yaratmıştır. Bu keyfiyet Allah’ın Cemal sıfatının bir yansımasıdır. Kur’an-ı Kerim’de, Allah (cc) insanı, ahsen-i takvim üzere yani en güzel bir şekilde yarattığından bahsetmektedir. (Tîn Suresi) Başka ayetlerde gökyüzünden, yıldızlardan, bunların yaradılışında Allah’ın yaratma sıfatında kusursuzluğa, ahenge dikkatlerimiz çekilmektedir. “Biz onları yıldızlarla donattık.” (Saffat Suresi, 6) “O ki, birbirine uygun yedi gök yaratmıştır. O Rahman'ın yarattığında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Haydi çevir gözü(nü), görebilir misin hiçbir çatlak, bir kusur? Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.” (Mülk Suresi 2-4) SANAT, KÂİNATA ALLAH’IN CEMAL SIFATININ YANSIMASIDIR Bu noktada biraz önce ifade ettiğimiz Allah’ın cemal sıfatını hatırlatmak gerekiyor. Allah’ın insanı ve kâinatı yaratışındaki güzellik, O’nun cemal sıfatının bir gereğidir. Hakk Teâlâ, her şeyi güzel yaratmış, kullarından da işlerini güzel yapmasını istemiştir. Öyle ki sanatı, Allah’ın Cemal sıfatının kâinata yansımasıdır, diye tarif edersek hata etmiş olmayız. Şimdi musikinin az önceki anlattıklarınızla nasıl bir ilgisi vardır? Bir duyguyu, bir fikri kulağa hoş gelebilecek şekilde bir sanat anlayışı içerisinde terkip etmek olarak isimlendirebileceğimiz musikinin birçok tarifi yapılmıştır. Hazret-i Mevlana’ya göre musiki “Allah âşıkları için ruhun gıdası olmuştur.” Zira musikide sevgiliyle kavuşma ümidi vardır. Abdülkadir Meragi’ye göre “İkâa denilen usulatdan herhangi birisiyle tertib olunmuş ve kulağa mülayim gelen namelerin cem’ edilmiş haline musiki” denir. Mezkur tarifleri daha da çoğaltmamız mümkündür. Pekiyi, musiki ile ilgili söylenenleri ve yapılan tarifleri incelediğimiz zaman musikiden ne anlamamız gerekir? Musiki, mutlak güzeli aramada, ona kavuşmada ruhlarımızı terbiye eden, olgunlaştıran, cihanşumül, ilahi bir duygudur. Burada bezm-i elest nazariyesini hatırlamakta fayda var. Hatırlayalım Hocam… Allah Teâlâ, ruhları yaratıp onlara elest meclisinde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğu zaman tüm ruhlar Allah’ın bu hitabındaki hoşluktan kendilerinden geçtiler. Ve hepsi birden “Kalu bela/Evet Ya Rabbi, Sen bizim rabbimizsin” diye cevap derdiler. İşte insan yeryüzüne geldikten ve bu dünyadaki imtihanı başladıktan sonra hep Cenab-ı Hakk’ın o hitabındaki hoşluğu aradı. Mimar telif ettiği eserde/yapıda, şair mısralarının arasında, musikişinas bestelerinde, enstrümanında, müzehhip tezyinatta, hattat aharli kağıdın müşfik yüzünde hep o sesi ve o sesteki güzelliği yakalamanın peşinde oldu. Kanaatimce “musiki” deyince anlamamız gereken bunlar olmalıdır. Musiki, insanı kemale ulaştıran ilahi bir araçtır. Musiki bizi terbiye eden, insan-ı kâmil makamına, oradan da Allah’a kavuşturan ilahi bir sanattır. Bunu böylece anlamamız gerektiği kanaatindeyim. Musiki serencamınız nasıl başladı? Az önceki ifadelerimde musikinin; daha genel ifadeyle sanatın, Allah’ın, “cemal” sıfatının kâinata yansıması olduğunu; güzeli, güzelliği aramak olduğunu, bunun da din duygusu gibi insanın fıtratında var olduğunu ifade ettim. Buradan hareketle insanlar, güzeli arama duygusunu farklı şekillerde hayatına yansıtır. Kimisi dinleyici konumundadır, kimisi seyr ü temaşa mevkiindedir, kimisi de ressam, müzisyen, tiyatrocu, yazar, imar, musikişinas gibi icracı olarak hayatına yansıtır. Rabbim bize de musikiyi ve onu icra etmeyi nasip eyledi. Böyle bir yetenek/kabiliyet verdi. Musiki ile serencamım ilkokul döneminde başladı. Sesimin güzel olmasından dolayı öğretmenlerim okul içinde ve okul dışındaki etkinliklerde bana halk musikimizden eserler okuturlardı. Musiki icrasıyla birlikte bazen şiir de okumuşluğum vardı. İlkokul yıllarında okulla birlikte mahallemizin camiine Kur’an-ı Kerim öğrenmeye giderdim. Oradaki imam efendi bana Kur’an-ı Kerim ile birlikte ezan okumayı, müezzinlik ve imamlık yapmayı öğretmişti. Bazen ezan okutur, bazen de müezzinlik yaptırırdı. O dönemde kısa sureleri cemaate okurdum. İmam Hatip Lisesi yıllarımda okulun ilahi grubunda hem korist hem de solist olarak yer almam ve Kur’an-ı Kerim okuma yarışmalarına katılmam beni musikiye daha bir bağladı. İmam olup İstanbul’a tayinim çıkınca ilk musiki eğitimimi ülkemizin yetiştirdiği çok kıymetli hafız bestekarlardan Amir Ateş Hoca’dan aldım. Bu alanda ne kadar eğitim aldınız? Kendisinden iki yıl kadar Mevlid-i Şerif, ilahi, ezan ve kamet gibi dini musikimizin önemli formlarını meşk ettim. Bazı bakamları da öğrendim. Hangi makamları? Uşşak, saba, rast, segâh, hicaz ve hüseyni gibi makamları… Daha sonra… Daha sonra, Amir Ateş hocamın tavsiyesi ile kendisinin de hoca olduğu ve şu anda başkanlığını yaptığı Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne kaydoldum. Burada üç yıl boyunca önemli hocalardan repertuvar, nazariyat, solfej, usul, beste etüd, edebiyat ve şan gibi alanlarda eğitim aldım. Teknik olarak da musikiyi öğrenmeye çalıştım. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin önemine de değinelim isterseniz... Hayhay… Geçmişi, Osmanlı dönemine dayanan Türk musikisinin en önemli eğitim kurumlarından biridir söz konusu müessese. Türkiye’de konservatuarlar yokken bugünkü konservatuarlara zemin teşkil etmiş, hoca yetiştirmiş bir önemli eğitim kurumudur Üsküdar Musiki Cemiyeti. Bir çok önemli icracı sanatkâr ve bestekâr burada yetişmiştir. Geçmiş musiki kültürünü günümüze taşıyan ve gelecek nesillere ulaşmasında önemli bir yeri olan müstesna eğitim kurumlarımızdan biridir. Üsküdar Musiki Cemiyeti’ni bitirdikten sonra Prof. Dr. Alaaddin Yavaşca Hoca ile tanıştım. Ve onun öğrencisi oldum. Alaaddin Yavaşca Hoca musiki hayatımda benim için bir dönüm noktası oldu? MUSİKİ KARAKTERİMİ ALAADDİN YAVAŞCA İLE KAZANDIM Nasıl bir dönüm noktası? Eğitim anlamında, musiki kültürü, musiki edebi ve ahlakı anlamında… Bu manada beni terbiye etti, dönüştürdü. Hocamın rahle-i tedrisinde beş yıl bulundum. Hocam bana musiki karakteri kazandırdı. Kendisinin kadim musikimizde ne derece üstad olduğunu söylemeye gerek yok. Bir iki kelimeyle özet geçmek gerekirse medeniyetimizin mihenk taşlarından biridir. Kendisinden ilk önce İTÜ Konservatuar’da ders aldım. Orada iki yıl misafir öğrenci olarak bulundum. Kendisinden iki yıl süreyle Türk musikisi meşk ettim. Daha sonra… Hocamız İTÜ’den ayrılarak Haliç Üniversitesi’ne geçti. Ben de hocamın tavsiyesi üzerine ismini andığımız eğitim kurumunun konservatuarının ses eğitimi bölümünde yüksek lisans yapmaya başladım. Burada çok önemli hocalardan başta Prof. Dr. Alaaddin Yavaşca Hocam’dan ve Doç. Dr. Çetin Körükçü gibi pek çok önemli üstattan edebiyat, solfej, nazariyat, prozedi, usul, makam analizi ve tasavvuf felsefesi gibi dersler aldım. Tüm bahsettiklerimle eş zamanlı olarak üç-dört yıl kadar Mehmet Kemiksiz Bey yönetimindeki Hüdai Tasavvuf Korosu’na devam ettim. Yine TRT İstanbul Radyosu sanatçılarından neyzen Ahmet Şahin Bey ile birlikte cami musikisi zerine önemli çalışmalar yaptım. Şu anda Neler yapıyorsunuz? Şu anda öznesinde tasavvuf musikisi olan bir albüm üzerinde çalışıyorum. İnşallah birkaç ay içerisinde musikiseverlerin beğenisine arz etmiş olacağız. İnşaalah… Ayrıca tasavvuf musikisi üzerine tv programları hazırlıyorum. Eyvallah. Bundan sonraki hedefleriniz neler? Bundan sonraki en büyük amacım öğrenci yetiştirmektir. İnşallah bunun da alt yapısını hazırlayıp ilgililere duyuracağız. Nerede ders vereceksiniz? Camiimizde olabilir, başka bir mekânda olabilir. İnşallah yakın zamanda bunun duyurusunu bir şekilde yapmış oluruz. EĞİTİMİMİZİN ANLAM KAZANMASI İÇİN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMALIDIR Malum olduğu üzere malın zekâtı kırkta bir iken ilmin zekâtı yüzde yüz. Siz bu anlamda hâlihazırda neler yapıyorsunuz? Aldığımız eğitimin, yaptığımız çalışmaların bir anlam ifade edebilmesi için onu mutlaka gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor. Kadim medeniyetimizi, kültürümüzü gelecek kuşaklara ancak bu şekilde taşımamız mümkün olacaktır. Cami musikisi yahut dini musiki deyince ne anlamalıyız? Cami musikisi dini musiki kültürümüzün bir bölümünü teşkil eder. Musikimizi, dini musiki ve ladini musiki şeklinde ikiye ayırıyoruz, her ne kadar ben bu ayrıma katılmasam da… MUSİKİ TABİAT SEVGİSİYLE MÜNDEMİÇTİR “Musiki” dediğimiz zaman bunun içerisinde tabiat sevgisi de mündemiçtir. Herhangi bir varlık için, bir karşı cins için yapılmış bir beste de olabilir söz ettiğim. Edep dairesi içerisinde olduktan sonra bunların hepsi dinin; dini musikinin çerçevesi içerisindedir. Bizim “la dini” musiki olarak nitelendirdiğimiz eserlerin bir bölümü de din dışı değildir. Dinin alanı bu anlamda geniştir Cami musikisinin bir özelliği de ses musikisidir. Bunu biraz açar mısınız? Enstrümansız icra edilir. Mücerret sese dayanır. Dini musikiyi iki başlık altında inceliyoruz. Tekke Musikisi ve Cami musikisi. Biraz önce de ifade ettiğim gibi cami musikisi dini musikimizin önemli bir kolunu teşkil etmektedir. Cami musikisi bünyesine neler dâhil? Ezan, kamet, Kur’an-ı Kerim tilaveti, sala, ilahi, Miraciye, Mevlid-i şerif ve naatlar gibi forumları barındırır uhdesinde. CAMİ MUSİKİSİNDE ZAHİDANE BİR TAVIR HÂKİMDİR Cami musikisinde zahidane bir tavır hâkimdir. Tekke musikisi için de bir paragraf açalım istersiniz… Tekke musikisi, enstrümanların eşlik etmesiyle birlikte saz ve söz ahengiyle icra edilen bir musiki koludur. Forum olarak cami musikisiyle ortak yönleri olduğu kadar ayin gibi farklı formları da vardır. TEKKE MUSİKİSİNDE COŞKU HÂKİMDİR Tekke musikisinde coşku ve lirizm hâkimdir. Tekke musikisine bakış açısında sorunlar görüyor musunuz? Bizler, bir dönem tekke ve tekke kültürü adına, musiki adına fetret devresi yaşadık. Bunların getirmiş olduğu bir takım problemler var. Bu hususlar ayrı bir mülakat konusudur. Pekâlâ… Günümüzde tekke musikisinin icra edildiği yerler nereleri? Karagümrük’te Cerrahi Tekkesi var. İstanbul’da bu alanda en çok bilinen mekan burasıdır. Şu anda faaliyet halinde olan tekkeler içerisinde musiki icrası anlamında en sistemli yer Cerrahi Tekkesi’dir. Bunun dışında Anadolu’da ve Balkanlarda musiki meşklerinin bazı tekkelerde icra edildiği bilgimiz dâhilindedir. Cemaatinizle ilahi okuyor musunuz? Önceleri, belki 1980’li yıllarda, belki 1990’lı yılların başında camide ilahi okumak veya başka bir yerde ilahi okumak dediğiniz zaman bundan hoşnut olmayan çevreler vardı. Hamdolsun şu anda bu olumsuzluk büyük oranda dağılmış durumda. Ben de kendi camiimde özellikle Ramazan-ı Şerif ayında, teravihlerde muhtelif makamlarda ilahiler okuyorum. Ne türden tepkiler alıyorsunuz? Cemaatim bundan memnun… Olumlu, gayet hoş geri dönüşler alıyorum, İbdret esnasında cemaatim dinlenmiş oluyor. Kendi duygularını bu şekilde ifade ediyorlar. Bu uygulama aynı zamanda bizim kültürümüzde ibadet ile sanatın birleşimi olarak ifade edilebilir. Ecdadımız ibadette daha güzeli yakalama adına sanat ile ibadeti birleştirmişlerdir. Bu durum camilerimizde de kendini gösterir. Bunu kültürümüzün diğer şubelerinde de görmemiz mümkündür. Eyvallah… Çocuklara, gençlere ve komşunuz olan Bebek Kahve sakinlerine camii, cemaati, ezanı, kaameti sevdirmek için neler yapıyorsunuz? Cenab-ı Hakk, Sevgili Peygamberimize (sav) ve onun şahsında tüm insanlık âlemine hitaben “Sen kaba olsaydın onlar senin etrafından dağılır giderlerdi. Allah’ın yoluna iyilikle, güzellikle, yumuşak bir üslupla davet et” buyuruyor. “Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.” (Ali İmran Suresi, 159’uncu Ayet-i Kerime) BİR DAVRANIŞI/AHLAKİ OLGUYU SEVDİRMEK İÇİN GÜZEL TEMSİL ŞARTTIR Bizim bir şeyi sevdirmemiz için onu ilk önce güzel bir şekilde temsil etmemiz ve güzel bir üslupla, bir sanat anlayışı çerçevesinde muhataplarımıza sunmamız gerekiyor. Bu anlamda Kur’an-ı Kerim öğrettiğimiz öğrencilerimiz var. Ayın belli dönemlerinde hafta sonları cemaatimizle yaptığımız sohbet programlarımız var. Bu gibi ortamlarda camii, cemaati, ezanı kendi camiimizden başlamak üzere topluma sevdirme gayretindeyiz. Bu bağlamda din görevlilerine ne tür sorumluluklar düşüyor? Nu’man b. Beşir (ra)’dan rivayetle Allah Rasulü (sav) şöyle buyurur: “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.” Bu anlamda ben Diyanet Camiası’ndaki tüm hocalarımızın, Diyanet teşkilatımızın, bizim toplumumuzun kalbi olduğuna inanıyorum. Bizlerin, topluma güzel şeyler sunabilmemiz için ilk önce güzelliği kendi hayatımızda uygulamamız gerekiyor. Cenab-ı Hakk bizlere cami gibi bir mabette görev yapmayı nasip eyledi. Bütün camilerimizin ibadethanenin yanında aynı zamanda bir eğitim kurumuna dönüştürülmesi gerekir. Nitekim, Efendimiz (sav) Mescid-i Nebevi’yi inşa ettikten sonra onun hemen yanına Ashab-ı Suffa için Suffa Mektebi’ni inşa etmiştir. Musiki üzerinden konuştuğumuz için Diyanet teşkilatımızın personelini eğitme noktasında geniş çerçeveli bir program hazırlamalıdır. Bu işler Osmanlı asırlarında nasıl oluyormuş? Eslafa baktığımızda şunu görürüz. İstanbul’da, özellikle selatin camilerinde musiki eğitimi olmayan imam ve müezzine rastlanamazdı. Günümüzde de cami görevlileri atanmazdan önce mevcut eğitimleriyle eş zamanlı olarak en azından iki yıllık musiki eğitiminden geçmelidir. Bizler, güzeli, güzelliği ancak bu şekilde yakalayabilir ve etrafımıza sevdirebiliriz. BEBEK MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASIDIR Bebek Camii’nde hizmette bulunuyorsunuz? Bebek semti için neler söylemek istersiniz? Bebek semti medeniyetlerin buluşma noktasıdır. Bu semtte asırlar boyunca Müslümanlarla birlikte Yahudiler ve Hıristiyanlar da huzur içerisinde, iç-içe yaşamışlardır. Osmanlı’da böyle bir yaşama ve yaşatma kültürü vardı. Şimdi dünyanın, Ortadoğu’nun halipürmelali ortadadır. Dünyadaki savaşlara, kavgalara, çekişmelere baktığımız zaman günümüz insanının ne kadar tahammülsüz, ne kadar ben merkezli düşündüğünü ve yaşadığını görürüz. Bebek, bu anlamda geçmiş kültürüyle insanlığa takdim edeceğimiz numune bir yaşama alanıdır. HER MEKÂN AİT OLDUĞU MEDENİYETİN DİLİNİ KONUŞUR Mimar Kemalettin’in mimari üslubunu yansıtan cami lisan-ı hali ile size ve cemaatinize neler söylüyor? Mekânların da kendine göre dili vardır. Her mekân ait olduğu medeniyetin dilini konuşur, biz işitemesek de… Mimar Kemalettin Bey’in müstesna eseri olan Hümayunuabad Camii de Bebek’te gören gözlere, işiten kulaklara, İslam kültürünün tercümanlığını yapıyor. İnsanların huzur bulduğu, arındığı, içerisine girdiğinde ruhaniyetini, ihtişamını hissettiği bir ibadethanedir camiimiz. Bunu hem cemaatimiz hem de ilk defa Bebek Camii’ne namaz kılmaya gelenler “Hocam bu camiinin ruhani bir havası var” cümleleriyle ifade etmekte. Bu keyfiyet, Mimar Kemalettin Bey’in eserini ihlasla, samimiyetle ve ihsan mertebesinde yaptığının göstergesidir. İHSAN İMANIN ESTETİK BOYUTUDUR. Hocam sözü bağlayacakken güzel bir kavrama değindiniz. Şimdi burada sözü “ihsan”a getirmezsek olmaz… Nedir ihsan? İhsan, imanın estetik boyutudur. Yaptığı işi güzel yapmaktır. Bu noktada hafızalara Sevgili Peygamberimizin (sav) Cibril hadisini hatırlatmamız gerekiyor. Malum, hadis uzun… Meşhur hadisin bir bölümünde Cebrail (as) Peygamberimize (sav) “İhsan nedir?” diye soruyor. Efendimiz de (sav) “İhsan, Allah’ı görüyormuş gibi ona ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah’ı görmüyorsan da O seni görüyor.” buyuruyor. Mimar Kemalettin Bey’in eserini yukarıda ifade ettiğimiz duygularla meydana getirmesinin yanında camiimizde namaz kılan, Allah’ın güzel kullarının da camiinin bu ruhani havasına katkıları olduğunu düşünüyorum. Mekânlar insanın karakterini etkilediği gibi, insanların karakteri de mekânlara tesir eder. Mekânların dilini oluşturur. Böyle karşılıklı bir insan-zaman-mekân ilişkisi söz konusudur. Gönlünde musikiye açık kapılar bulunanlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Bir defa insanın amacı Allah’a ulaşmak ve Allah’ın rızasını kazanmaktır, yahut böyle olmalıdır. Bu anlamda musiki bizim için muhteşem bir araçtır. Gönlümüzü terbiye etmede, insan-ı kamil makamına ulaşmada çok önemli bir yeri vardır musikinin... Gönlünde musiki aşkı olanlara son olarak şunu söylemek gerekir… Kişi, dinleyici konumundaysa mutlaka daha güzel, ruhunu olgunlaştıran eserleri dinlemeli. Kişinin maddi imkânı varsa musikiye, sanata destek olmalı. Kişi, icracı konumundaysa insanlığa kendi musiki kültürünü, sanat kültürünü sunmada sürekli bir arayış içerisinde olmalıdır. Efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde “İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır” buyurmaktadır. Musiki adına, sanat adına her gün yeni bir gün, yenilenmiş bir gün. Ve o yenilenen günde musikisever geçmişten güç alarak yarına dair daha güzel şeyler söylemeli ve yapmalıdır. İlginiz için teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim İbrahim Ethem Bey. İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni
adminadmin