Türkiye
Giriş Tarihi : 29-04-2016 10:08   Güncelleme : 29-04-2016 10:08

Gençlerin İlgi Alanları Nelerdir!

Gençlerin ilgi alanları nelerdir? Nelerden hoşlanırlar, neler yapmak isterler? Ergenlik dönemindeki gencin ilgi duyduğu etkinlikler artar

Gençlerin İlgi Alanları Nelerdir!
Gençlerin ilgi alanları nelerdir? Nelerden hoşlanırlar, neler yapmak isterler? Ergenlik dönemindeki gencin ilgi duyduğu etkinlikler artar. Bireyin bir etkinliğe belirli bir süre bağlanma eğilimi göstermesi, ona ilgi duyduğunu gösterir.  Jöoorman: “İlgi, kişinin çevresindeki şeylere karşı özel bir yöneliş biçimidir” der. İlgi, bireyin özel bir çaba harcamadan, zevk alarak bir eyleme yönelmesidir. İlgi bir çeşit iç itilimdir. Bireylerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları faaliyetlerin türündeki değişme ömür boyu devam eder. Ancak en çarpıcı değişme ve gelişme çocuklukla ergenlik yıllarında olmaktadır. Değişen yaşla beraber ergenlerin zihinsel olgunlukları artar, bedenlerinde değişiklikler olur. Görev ve sorumlulukları değişir. Bunlara bağlı olarak ilgi alanlarında da farklılaşmalar olur. Ergenlikteki yaygın ilgiler daha çok ergenin yaşına ve cinsiyetine bağlı olarak değişir. Ergenliğin başlarında toplama, biriktirme (koleksiyon yapma), evcil hayvan besleme, şiir yazma, hatıra defteri tutma ile müzik ve spor gibi ilgiler yaygındır. Kişisel ilgilerden yüzünün ve vücudunun dış görünüşüne, saçının biçimine ve giyimine olan ilgi, ergenliğin ortalarında ve sonlarında da devam eder. Macera hevesi daha çok ergenliğin ortalarında başlayan bir ilgidir. Okumaya yönelik ilgi (gelecek, meslek ve eğitim konusunda) ve bunun doğurduğu sorunlar ve toplumsal konulara yönelik ilgi ergenliğin ortalarından başlayarak sonlarında da devam eder. Ergenliğin sonlarında, okuyan gençlerde siyaset ve din gibi konulara yönelik ilgiler görülür. Ekonomik yoksunlukla, toplumların geri kalmışlığıyla, uzak ülkelerde yaşayanların durumuyla ilgilenme yoğunlaşabilir. Karşı cinse yönelik ilgiler ve sohbet etmeye olan ilgi, seyirlik uğraşlara özellikle TV’ye olan ilgi bütün ergenlik yılları boyunca devam eder.  Geleceğe yönelik plan yapma, mesleklerle ilgilenme, toplumsal konulara yönelme ergende görülen ilgilerdendir. Gençlerin ilgi alanlarından en önemlilerini şu şekilde sıralamak mümkün: Gençlik ve Moda İlgisi  Moda, Türkçe’de temel olarak bir toplumda bir zaman dilimi içerisinde öne çıkan giyim tarzını ifade etmekle birlikte, sadece giyim değil genel davranışlar, sanat, mimari, edebiyat ve yemek gibi birçok konuyu da içine alan ve bir süre etkin olan toplumsal bir beğeniyi de anlatmak için kullanılmaktadır.  Gençler yetişkinlerden farklı olmak, ailelerinin yaptıkla­rını değil de onlardan daha farklı, daha önce görülmemiş şeyler yapmak isterler. Bu şekilde varlıklarını, yeni bir insan olduklarını ispat etmek isterler. Moda bazen giyim kuşam, ayakkabı, takı gibi çeşitli eşya­larda yenilikler, bir nevi farklılıklardan oluşmaktadır. Genç­ler büyüklerinden farklı, orijinal veya daha çok da yaş gru­buna özgü olacak şekilde giyinmek isterler. Gençlerdeki bu farklı olma isteği, gençlerle aile arasında pek çok sorun yaşanmasına neden olabilir. Bu, bazı ailelerde, “Kısa giymek, makyaj yapmak”tır; bazı ailelerde ise “saçını pembeye boyama, kulağına, dudağına, gö­beğine pearsing taktırmak, dövme yaptırmak” gibi şeylerdir. Hatta genç için aileye zıt düşmek kural gibidir. Mesela ai­le gelenekçi ise, açık giyim ile ters düşülür; aile modern ise, garip kılıklarla ters düşülür; ama illa ki ters düşülür. Gencin bu davranışının iki nedeni vardır; biri kimliğini, özgürlüğünü ispatlamak; diğeri, arkadaş grubuna ait olmak. Bu dönemde gençler, yaşıtlarının getirdikleri yenilikleri veya farklılıkları onlar için çıkarılmış kanunlar gibi algılar­lar. Bir genç diğer gençlerin giydiklerini giymez, yaptıkları­nı yapmazsa çok zor duruma düşeceğini sanır. Bu nedenle artistleri, futbolcuları ve ses sanatçılarını ken­dilerine idol seçerler. Gençler de kendilerine sunulan starlara âşık olurlar ve onlar gibi olmak için uğraşırlar. Onlar gibi davranmaya, konuşmaya, giyinmeye ve hatta saçını onlar gibi kestirme­ye başlarlar. Posterlerini odalarının duvarlarına asar, kon­serlerini ve televizyonda çıkan programlarını kaçırmamaya çalışırlar. Yaşanan bu tarz sorunların bazıları zamanla kendiliğin­den geçebilir, bazıları ise daha ciddi boyutlara taşınabilir. Çoğu zaman kişinin kendine güveni arttıkça, kendi inan­cını, amacını, idealini, yolunu seçip çalıştıkça bu aşırılıklar azalır. Çocuklara starlar yerine faydalı “örnek insanlar” tanı­tıp benimsetmek de iyi bir yoldur. Gençliğimizi birçok bakımdan sıkıntıya atan hususlardan birisi, "moda"dır. Moda, dört mevsime göre değişebilmektedir. Giyimde, saç tipinde, ev eşyaları ve takılarda, dekorasyonda ve hayat tarzına etki eden her şeyde meydana gelen değişikliklere "moda" deniyor. Gençlerin modayı tâkip etmesi, zevklerine ve gelir seviyelerine göre değişiyor. Senede bir değişiklik yapan olduğu gibi, bir toplantı veya düğünde giydiği elbiseyi bir daha giymeyenlere de rastlanıyor. Güzellikler ve hikmet dinî olan İslâm’da bu mânâda bir "moda" anlayışı yoktur. Ama, değişim ve yenilik vardır. İslâm, dünyevî ve nefsî isteklerden kaynaklanan modaya niçin olumsuz yaklaşmaktadır? Çünkü, modanın temel esprisi olan sürekli ve sık değişim, israfa sebep olmaktadır. İsraf ise dinimizde yasaktır. Rabbimiz, "Yiyiniz içiniz, israf etmeyiniz. Muhakkak ki Allah, müsrifleri sevmez" buyurmaktadır. ( A'raf, 7/31) Moda, gerçek ve zarurî bir ihtiyaçtan değil, his ve hevâdan, zevk ve sefâdan, gösterişten kaynaklanmaktadır. Bu yüzden "moda" olarak ortaya çıkan bir şey, bizim temel dinî prensiplerimizle çatışabilmektedir. Dinimizde yenilik ve değişim vardır. Ancak bu değişim, "israfa sebep olmamalı, başka bir millete benzememeli, dinimizin emir ve yasaklarıyla çelişmemelidir.  Spor İlgisi Spor; İnsanın tek başına veya toplu olarak yapılan beden eğitimi yanında yarışma yönü de olan oyun ve hareketlerdir. Bireyin bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimine katkı sağlayan bir etkinlik olan sporun,  özellikle gençlik döneminde özel bir yeri ve önemi vardır. Spor bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına katkıda bulunduğu için, tedavi edici değere de sahiptir. Özellikle grup sporu, gencin kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir. Spor ortamında genç, kendini iyi tanır ve kabul eder.  O, sorumluluklarının bilincindedir. Bir takımın üyesi olarak, yapıcı olmayı ve paylaşmayı öğrenir. Bütün bunları yaparken de öncelikle kendine güvenmeyi öğrenir. Genç, aktif spor yaparken  “bir gruba ait olma”  ve “o grupla dayanışmaya girme” şeklinde sosyal bir işlevi de yerine getirmektedir. Bu nedenle spor, topluma uyumlu bireylerin yetişmesine katkıda bulunur. Tabii ki, sağlıklı yaşam için 7'den 70'e herkesin spor yapması gerekir. Spor yapmanın birçok faydası vardır. Spor, çocuk ve gençlerde mutluluk, öfkeyi kontrol edebilme, saldırganlığı frenlemeye yardımcı olur ve bedensel, ruhsal toplumsal, zihinsel, duygusal, sağlık, ahlâk, güven disiplin, kültür, zevk gibi özellikler kazandırır. Spor, kötü alışkanlıklardan daha kolay kurtulmaya ve iyi alışkanlıklar edinmeye sebep olur.  Spor sağlıklı bir yaşam için mutlaka gereklidir. Spor, başarıyı arttıran en önemli husustur. Serbest zamanları değerlendirme davranış ve becerileri elde etmeyi sağlar. Ergenlik dönemindeki birçok sorunun aşılarak olumlu tutum geliştirilmesinde hobilerin ve spor yapmanın önemi büyüktür. Ergenin kitap okumak, koleksiyon yapmak gibi hobilerle uğraşması onun rahatlamasını, stresini atmasını ve birçok olumsuz davranışı engeller. Spor, insanın beden ve ruh sağlığını, kişiliğini geliştirir ve iradesini güçlü kılar. Kısaca söylemek gerekirse, sporun sağlık üzerinde birçok psikolojik ve fizyolojik olumlu etkileri vardır. Sporun birçok çeşidi de vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Güreş, yüzme, atıcılık, avcılık, okçuluk, atletizm (koşu), jimnastik, futbol, basketbol, voleybol, hentbol, masa tenisi, dalgıçlık,  dağcılık, izcilik, kamp yapma,  Judo, karate, tekvando, boks, at ve bisiklete binmek, yürüyüş yapmak…    Yüce dinimiz İslâm, Müslümanların hayat içerisinde karşılaştıkları yorgunluk üzüntü ve kederlerini hafifletmek ve eğlenmek amacıyla birtakım oyun ve sporların yapılmasına müsaade etmiş hatta teşvik etmiştir. İslâm’ın teşvik ettiği vardır Günümüzde televizyon ve inter net bağımlılığı çocuklarımızı hareketli yaşamaktan alıkoyuyor. Televizyon ve internet bağımlılığı çocuklarımızı egzersizden uzaklaştırıyor, onların obez olmasına sebep oluyor. Bu yüz den de ailelerin çocuklarını spor yap maya teşvik etmesi gerekiyor. Müzik İlgisi Ergenlik çağındaki bireylerin çoğu, zamanlarının büyük bir kısmını müzik dinleyerek geçirebilmek tedirler. Müzik dinleme ile birçok sosyal ve kişisel ihtiyaç karşılanabilir. Duy guları tanıma, ifade edebilme, sesleri tanıma, ritim lerle duygusal durumlar arasındaki ilişkiyi anlama gibi ihtiyaçlar müzik yolu ile anlaşılır. Bir müzik parçasını dinlemek insanı rahatlatıp, gevşetebilir. Müzik bireyin saldırganlık ve güvensizlik gibi duygularını azaltmada ona yardımcı olabilmektedir. Ancak, bazen dinlenilen müziğin türü de saldırganca duyguların oluşmasını besleyebilir. Ankara’da 1079 lise öğrencisi arasında yapılan bir araştırmada her ay metal müzik dinleyenlerin saldırganlık düzeyleri, diğer tür müzik dinleyenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca duygusal ve ruhsal durumla dinlenilen müzik türü arasında da karşılıklı bir ilişki vardır. Yukarıdaki araştırmada arabesk tarzda müzik dinleyen kız öğrencilerin depresyon düzeylerinin, diğer türde müzik dinleyenlere göre daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Çocukluk çağında edinilecek iyi bir müzik kültürü insanın kurallara uymasını da kolaylaştırır. Ard arda gelen melodi ve ritimlerin düzenliliği ve çocuğun bunu duyması onda iç disiplin gelişmesine yardımcı olur. İslâm, gerek inanç ve ibadet esasları, gerekse hukuk ve ahlâk ilkeleri itibariyle, fert ve toplum olarak insanın yaratılışına uygundur. İslâm, insanın yapısına, fıtratına uygun bir din olduğu için, fıtrat gereği olan ihtiyaç ve arzularının karşılanmasına ve tatmin edilmesine önem vereceği açıktır. Dikkat edilirse İslâm dini sanat, resim, spor ve eğlence konularında olduğu gibi müzik konusunda da ayrıntılı ve özel hüküm koymak yerine, genel ilke ve amaçları belirlemekle yetinmiştir. Bu tür faaliyetler aslen mubah görülmekle birlikte dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması, haramların işlenmesine götürmemesi, başkalarının haklarını ihlâl etmemesi gibi kayıt ve şartlar aranmıştır. Şüphesiz ki bu kayıt ve şartlar, daha iyi Müslüman olmamızı, daha düzenli, güvenli ve sağlıklı bir ortamda yaşamamızı sağlamaya yönelik önlemlerdir. TV İlgisi Televizyon giderek günlük hayatımızda vazgeçilmez bir alışkanlık hali ne dönüşmeye başladı. Aileler işlerin den arta kalan zamanı büyük çoğun lukla televizyon başında geçiriyorlar. Televizyon izleme alışkanlığı neredeyse bir bağımlılık, esaret halini alıyor. Televizyon karşısında çok fazla zaman geçirmek hem yetişkin insanların hem de çocukların zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. Birincisi, televizyon kişilerde zihinsel tembellik yapar. Beynin yorumlama ve düşünme ilgili kısımlarının gelişmesini engeller. Kişinin yorum yapma, analitik düşünme, sentez yapma, zihinsel beceri yönüyle öğrenme gücünü azaltır. Bireysel üretkenliği köreltir. Bu durum, çocuklarda daha da belirgin bir biçimde gözlemlenmektedir. Televizyonun ikinci olumsuz etkisi ise aile içi iletişime ve etkileşime zarar vermesi yönünde olmaktadır. Bu durum ailedeki sevgi, saygı ve güven bağını zayıflatmakta ve aile içinde psikolojik bir duvar örmektedir. Günümüzde hayatımıza ve kişili ğimize en çok etki eden unsur TV’dir. TV’deki filimler ve diziler ve çeşitli programlar kişileri etkiliyor. Çünkü insanın en etkili öğrenme yolu, görerek, taklit ederek ve modelleyerek öğrenmedir. Çocuklar ve gençler ise bu duruma daha açıktırlar. Şiddet ve saldırganlıktan harcama biçimlerine, insanlarla ilişki kurma şekillerine ve hatta inanç ve dünya görüşlerini belirlemeye varıncaya kadar her türlü yaşantı şekilleri TV’den alınmaktadır. TV yoluyla gençler, başka toplumların yaşantılarını, hayata, dünyaya, insana, paraya vs. bakışlarını izlemekte, onların giyim tarzlarından, yaşam biçimlerinden, müziklerinden ve giderek dünya görüşlerinden ve inanç larından etkilenmektedirler. TV’nin bu etkilerinden genci korumanın en iyi yolu, ona iman ve güzel ahlâk anlayışının kazandırılmasıdır.  İnternet İlgisi Bilgisayar ve internet müthiş bir icattır. Dünyayı o kadar küçülttü ki tık tık ile bambaşka âlemlere açılan kapılar sundu bizlere. İnternet, saymakla bitmeyen faydalarına karşın, dikkatli olunmadığı zaman, özellikle çocuk ve ergenlik çağında bağımlılık riski taşımaktadır. Alkol, sigara, kumar bağımlılığı gibi, internet bağımlılığının da psikolojik ve fiziksel zararları olmaktadır. İnternetin faydaları olduğu gibi, zararları da vardır. Çocuk ve gençlerin bilgisayar ve internetle olan ilişkisi, çağımızın gereği olarak, kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu sebeple hem kendinizi, hem de çocuğunuzu bilgisayar kullanımı konusunda disipline etmek ve yapılacakları planlamak gerekir. Cansız hiçbir şey kendi başına ne faydalıdır ne de zararlı. Fayda veya zararı sizin onu nasıl kullandığınıza bağlıdır. Dolayısıyla internet kullanımına çok dikkat etmeliyiz. Bilgisayar, internet, facebook bağımlılığı, televizyon, cep telefonu gibi durumlar, günümüz gençliğinin temel sorunları olarak görülmektedir. Günümüzde çocukların ve gençlerin elinden cep telefonu düşmüyor. Evde, sokakta, yolda ve arabada, yani her yerde cep telefonuyla sürekli konuşuyorlar yâda durmadan bir yerlere mesaj çekiyorlar, gelen mesajı okuyorlar. Çocuklar ve gençler için ev; internet demek, televizyon demektir, hayat oyun alanıdır, nefse hoş gelen özelliklerdir. Bu bağlamda gençlik; televizyonsuz, müziksiz, filmsiz, internetsiz, çetsiz ve cepsiz bir yaşantıyı artık düşünemiyor. Gençlerin aşırı ve uygunsuz teknolojik aygıtları kullanımına karşı bilgilendirilmesi, oluşması muhtemel sorunları azaltacaktır. Anne-babaların, çocuk ve gençlerin sağlığını korumak ve güçlendirmek, sorumluluk duyguları ve öz güvenlerini geliştirmek, Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirmek, toplumsal-laşmasına sebep olmak, kendilerini yönetebilmelerini sağlamak, uyumlu, başarılı ve ahlâklı birer birey olmalarına yardımcı olmaları gerekir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” (Mü"minûn, 23/3). Kurtuluşa erecek mü’minlerin özelliği olarak böyle buyrulur.  Yine, her dakikamızdan hesap sorulacağını unutmamalıyız: “Kim zerre miktarı hayır işlerse onu (karşılığını) görür, kim zerre kadar şer işlerse onu(n cezasını) görür.” (Zilzâl, 99/7-8). Ölmeden, o büyük hesaba muhâtap olmadan önce kendimizi hesaba çekmek, zamanımızın kıymetini bilmek zorundayız. Zaman israfı, zaman israfı aynı zamanda ömür israfıdır. “Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 6/141) Zaman Allah'ın insanlara verdiği çok büyük bir nimettir. İnsanlar dünya hayatında, kendilerine tanınan süre içinde Allah'ı en çok razı edecek davranışlarda bulunmayı ve ahretteki sonsuz cennet nimetlerine kavuşabilmeyi hedeflerler. Ne mutlu hem dünyasını hem de ahiretini düşünüp doğru olanı yapmaya gayret edenlere!
adminadmin