Tarihçe’nin “Önsöz’ünü yazan Ali Ulvi Kurucu’nun ifadeleri hakikata büyük bir aynadır:
“Vaktâ ki aynı sözü Bediüzzaman’ın ateşler saçan heyecanlı ifadelerinde de okuyunca anladım ki, büyüklere göre feragatin ölçüsü de büyüyor… Evet; İslâm için bu kadar acıklı bir feragata katlanmaya razı olan mücahitleri, Erhamürrâhimîn olan Allah-u Zülkerîm Taalâ ve Takaddes Hazretleri bırakır mı?” (Tarihçe-i Hayat, s. 11)
Muhterem Risale-i Nur Müellif’inin hayatına sathi bir nazar bile onun kelimelerle anlatılamayan muhteşem hayat tarzını, herkesten beklemediğini; gece evradından, teheccüdden, tecerrüdden hiç bir zaman taviz vermediği halde, “hasların hası” diye buyurduğu “şakirtlerinin” dışında kimseden bunları istemediğine, hatta beklemediğine şahit oluyoruz.
Nur Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin en küçük bir “sağireden” bile kaçmasına rağmen, “Farzları yapan, kebirleri işlemeyen kurtulur.” diyerek en geniş bir “cadde-i kübra”yı işaretlediğine de şahidiz.
“Risale-i Nur’daki şefkat, vicdan, hakikat, hak, bizi siyasetten men’etmiş. Çünki masumlar belaya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. Bazı zâtlar bunun izahını istediler. Ben de dedim:

















































































































































































































