Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Şirnex Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Kürt halkının dil talebinin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda olası bir çözüm sürecinin de niteliğini ve statüsünü tayin edecek temel bir kriter olduğunu vurguladı.
Mecliste Kürtçe engellerine karşı önerge yağmuru
Kürt Dil Bayramı vesilesiyle DEM Parti milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığı’na kamusal alanda Kürtçenin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla peş peşe kanun teklifleri ve araştırma önergeleri verildi. Meclis tutanaklarında Kürtçenin hâlâ "bilinmeyen dil" veya üç nokta şeklinde sansürlenmesine tepki gösteren DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, anadilde eğitimin ve kamusal hizmet sunumunun yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Aslan; adliyeler, üniversiteler, hastaneler ve cezaevleri başta olmak üzere yaşamın her alanında Kürtçe dil haklarının devlet eliyle güvence altına alınması amacıyla yasal düzenleme talep ettiklerini belirtti.
"Anadilde eğitim evrensel bir insan hakkıdır. Kürtçenin ayakta kalmasının tek nedeni, Kürt halkının yürüttüğü asırlık varlık ve direniş mücadelesidir."
"TRT Kürdi lütuf değil, kısıtlanmış bir haktır"
Meclis Genel Kurulu’nda iktidar temsilcilerinin TRT Kürdi ve üniversitelerdeki seçmeli dersler üzerinden "yasağı biz kaldırdık" yönündeki beyanlarını eleştiren Nevroz Uysal Aslan, atılan adımların dönemsel siyasi çıkarlara göre kurgulandığını iddia etti. Uluslararası sözleşmelere konulan şerhlerin hâlâ kaldırılmadığına dikkat çeken Aslan, resmi kanalların açık olmasına rağmen yerel düzeyde Kürtçe konserlerin, tiyatroların ve ajansların engellenmeye devam etmesinin asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu savundu.
Cezasızlık politikası ırkçı refleksleri besliyor
Günlük yaşamda Kürtçe müzik dinleyen ya da telefonda Kürtçe konuşan vatandaşlara yönelik kolluk şiddeti ve sivil saldırılardaki artışa da değinen DEM Partili vekil, yargı aşamasındaki cezasızlık uygulamalarının bu durumun münferit olmadığını gösterdiğini söyledi.
Geçtiğimiz yıl İstanbul Bayrampaşa’da yaşanan bir darp olayına ilişkin bilirkişi raporuyla delillerin karartılmaya çalışıldığını örnek gösteren Aslan; Kürtçenin inkar edildiği müddetçe Kürt halkına statüsüzlüğün dayatılmış olacağını, gerçek bir barışın ancak Anayasa’nın 42. maddesi gibi engelleyici hükümlerin değiştirilmesi ve anadil hakkının tanınmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.
















































































































































































































