Gencer, Nihat Genç'in ideolojik ve ahlaki çizgisini analiz ederek, onu "samimi ama batıl bir davanın neferi" olarak tanımladı.
Kör Dövüşü ve Savrulma Hikâyesi
Gencer’e göre Türkiye'de 1071, 1453 ve 1923'ten bu yana süren sıcak savaşlar artık bir “kör dövüşü”ne dönüşmüş durumda. Bu bağlamda, Nihat Genç’in ardından yapılan çelişkili yorumların da aynı kör dövüşü içerisinde anlam kazandığını vurgulayan Gencer, Genç’in ideolojik kimliğini Kemalizm, ahlaki yönünü ise samimiyet üzerinden değerlendiriyor.
Kemalist ideolojinin, laiklik üzerinden İslam karşıtlığına evrildiğini ifade eden Gencer, bu çerçevede bir Kemalist’in İslam’la barışık olamayacağını savundu. Genç’in davasını bu bağlamda "batıl", ancak samimiyetini "idealizm" olarak niteledi.
“Ofli Hoca” İmajı Üzerinden Çözümleme
Nihat Genç’in hayat hikâyesini, “Ofli Hoca” imajı üzerinden okuyan Gencer, Genç’in Karadenizli Kemalist ilahiyatçılar gibi dinî zeminden ideolojik savrulmalarla uzaklaştığını dile getirdi. Hüseyin Atay ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerle benzerlikler kuran Gencer, Genç’in İslamcılıktan ulusalcılığa, ardından Kemalist anarşizme savrulduğunu belirtti.
“Ofli Hoca” tiplemesinin dört ayrı karaktere büründüğünü belirten Gencer, bu değişkenliğin Genç’in içsel çatışmalarını dışa vurduğunu yazdı:
Geleneksel Ofli Hoca
Kemalist Karikatür Ofli Hoca
İdealist Mücadeleci Ofli Hoca
Modernist Yorumlayıcı Ofli Hoca
“Vatanseverlik” mi, “Kemalist Fanatizm” mi?
Nihat Genç’in 1989’da Hakan Albayrak’la birlikte çıkardığı Çete dergisi döneminde İslamcı çizgide yer aldığını hatırlatan Gencer, daha sonra içeriden eleştirmenin zorluğuyla Kemalist çevreye kaydığını ifade etti. Gencer, Genç’in Müslümanlara, cemaatlere ve tarikatlara yönelik sert eleştirilerinin arka planında Kemalist ideolojik körlük olduğunu öne sürdü.
Gencer, Genç'in dini değil “kavramları” merkeze alan adalet anlayışını da eleştirerek, “Mazluma değil, slogana üzülüyordu” diyerek onun adalet iddiasının içinin boş olduğunu belirtti.
“Kör Ölür, Badem Gözlü Olur” Psikolojisi
Nihat Genç'in ölümünden sonra oluşan “idealist figür” algısının dijital çağın cilalı imaj devrinin bir yansıması olduğunu söyleyen Gencer, “Onu iyi bilmezdik” demenin daha hakkaniyetli olacağını belirtti. Genç’in vefatıyla birlikte oluşturulan imajın, gerçek şahsiyetinin çok uzağında olduğunu dile getirdi.
Karşılaştırmalı Değerlendirme: Mısıroğlu ve Genç
Yazısının sonunda Kadir Mısıroğlu ile Nihat Genç’i karşılaştıran Gencer, her ikisinin de Trabzonlu, öfkeli ve samimi olduğunu; ancak birinin hak davanın, diğerinin batıl davanın neferi olduğunu belirtti. “Genç, aslında bir Kemalist tarikatın şeyhi gibiydi, tek farkı müridlerinin ona ‘abi’ demesiydi” ifadeleriyle Genç’in kişisel yapılanmasına da dikkat çekti.
“İdeoloji Fikre, Fikir İlime Dayanır”
Gencer, Genç’in entelektüel altyapıdan yoksun olduğunu, kitapla geç tanıştığını ve ideolojik duruşunu bilgi değil öfke üzerinden inşa ettiğini yazdı. Ona göre Kemalizm, fikir değil fetişlere ve sloganlara dayanan, cehaletin beslendiği bir yapıydı. Bu yapı içerisinde Genç gibi isimlerin “vatansever” imajı, gerçek bir fikrî duruşu kamufle etmekten ibaretti.
Kaynak: Prof. Dr. Bedri Gencer – dikGAZETE.com














































































































































































































