Güncel
Giriş Tarihi : 12-05-2026 14:16

Kadının beyanı esas mıdır!

Kamuoyunda sıkça tartışılan ve sosyal medyada "hiçbir kanıta ihtiyaç duyulmadan doğru kabul edilen bir kural" gibi yansıtılan "kadının beyanı esastır" ifadesinin hukuki gerçekliği var mı?

Kadının beyanı esas mıdır!

Türk hukuk sisteminde bu isimle yazılı bir kanun maddesi bulunmazken, beyanın ancak belirli kıstaslar dâhilinde hükme esas teşkil edebileceği vurgulanıyor.

KORUMA AŞAMASINDA DELİL ARANMIYOR, CEZA İÇİN ŞARTLAR VAR

Türk hukukunda 6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddet mağdurlarını acilen korumak amacıyla tedbir kararı alınırken delil aranmıyor.

Ancak bu durum, sanığın savunma yapamayacağı veya otomatik olarak mahkûm edileceği anlamına gelmiyor.

Uzmanlar, mağdurun beyanının ceza yargılamasında hükme esas alınabilmesi için "çelişkisiz, istikrarlı ve hayatın olağan akışına uygun" olması gerektiğinin altını çiziyor.

ÖYLE BİR NORM YOK

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Ömer Uğur Gençcan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; "Türk hukukunda 'Kadının beyanı esastır' şeklinde yazılmış bir norm yoktur" diyerek tartışmalara nokta koydu.

Gençcan, bu nitelemenin gündelik hayatta yanlış uydurulduğunu belirterek, asıl meselenin "mağdurun beyanı koşulları varsa esastır" şeklinde anlaşılması gerektiğini ifade etti.

BEYANIN GEÇERLİ SAYILMASI İÇİN 5 KRİTİK KRİTER

Hukukçular, bir mağdurun beyanının tek başına delil sayılabilmesi için şu beş kriterin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirtiyor:

Mağdurun beyanının gerçek dışı olduğuna dair kesin delil bulunmaması,

Taraflar arasında geçmişten gelen bir husumet olmaması,

Beyanın yargılamanın her aşamasında çelişkisiz olması,

Anlatımın hayatın olağan akışına uygunluğu,

Mağdurun, durduk yere kendisini böyle bir duruma sokmasının makul olmaması.

 

Özellikle cinsel suçlar gibi gizli işlenen fiillerde mağdurun sesini duyurabilmesi için önem arz eden bu ilke, masumiyet karinesi ve savunma hakkı gibi temel hukuk prensipleriyle dengelenerek uygulanıyor.

adminadmin