Ölüm Size Gelmez
İnsan toplumsal bir varlıktır
İnsan toplumsal bir varlıktır. Kendisini çevreleyen toplumun din, örf-adet, gelenek-görenek gibi geçmişten gelen değerleri ve yazılı olarak düzenlenmiş yasaları çerçevesinde hayatını sürdürür. Yasaları çiğnediği zaman kanunlar çerçevesinde cezalandırılır. Bizi asıl insan yapan ise değerlerimizdir. Peki değerlerimizi çiğnediğimiz zaman ne olur? Toplumun değerlere bakış açısına ve verdiği değere göre tepki görür. Dışlanır, horlanır, sürgün edilir idi eskiden. Şimdiler de değer mi kaldı ki tepkisi olsun.
Yazıyı yazmama sebep olan konu üniversite içerisinde birkaç kez karşılaştığım ve rahatsız olduğum bir durum. Çalışan bir arkadaşımızın yakınının cenazesinin özellikle amirleri tarafından duyurulmaması ve gereğinin yapılmamasıdır. Bir kez olmuş bir durum olmadığı için ve şikâyetlerimizin de pek dikkat alınmadığının ilanını da yaptığım için durumu şahitlendirmenin faydalı olacağı düşüncemdir.
İnsan merkezli sıkıntılarımız asla bitmeyecek gibi görünüyor. Yapılması gereken yada yapılmaması gerekenlerin hepsini yazarak kayıt altına almaya kalktığınızda ne sayfalar nede insan ömrü yetmez. Hayatımızı şekillendiren birçok değerlerimiz yazılı değil beynimize kazılıdır. Bir olay ile karşılaştığımız zaman olaya karşı nasıl tepki vereceğimiz ilk eğitimimizden itibaren bize verilir. Otomatiğe bağlı olarak ta nerede ise refleks bir durumla tavrımızı gösteririz. Ölüm yaşayan herkesin başına gelecek en önemli olaydır. En aciz kaldığı, en korumasız olduğu, en çok yardıma ve desteğe muhtaç olduğu bir süreçtir. Eğer cenaze kendisi değilse. Böyle bir zamanda farkında olsa da olmasa da insan çevresinde dostlarını görmek ister. Dostlarını, hısım akraba ve tanıdıklarını, en güzel yıllarını beraber yaşadığı emeğini ekmeğini beraber kazandığı ve bölüştüğü iş arkadaşlarını……
Ondokuz Mayıs Üniversitesi yönetimi ile yetkili sendika olarak ilk KİK (Kurum İdari Kurul) toplantısında prensip kararı almıştık. “Cenazesi olan personeller için birim amirlerinin yazılı isteği ile Samsun ve ilçelerine ihtiyaca karşılık araç tahsis edilmesi” hususunda anlaşmaya varmıştık. Ortak karar olarak ta bunu yazı altına almanın anlamsız olacağını insani bir durum olduğunu konuşmuştuk. Yani bizi biz yapan değerlerimizden bir değer. Arkadaşlarımızı kardeşlerimizi kurumumuz olarak yalnız bırakmama kararı. Bizim teklifimiz; “Üniversite bir mesaj sistemi kursun bu önemli durumlar için kullanılsın” masraflı olur denilerek kabul edilmemişti. İnternet sayfamızdan duyuruyoruz nasıl olsa. O kadar önemsiz anlamsız, saçma sapan israf edilen ümmetin paralarını gördükçe anlam yükleyemediğim bir bahane ile mesaj sistemi kurulmadı. 2016 yılı ilk KİK kararlarının içine bunu almak ve yazdırmak için mücadele edeceğimi şimdiden ilan etmek istiyorum. Bir de bilgilendirme yapmayan düşüncesiz ve ilgisiz birim amirlerini kınayan mesajlar yayınlamak isteğim var.
Üniversitede cenazesi olan bir çalışan için sistem şu şekilde çalışıyor: Birim amirine bir çalışanın cenazesi ile alakalı haber geldiği zaman birim amiri hemen “Araç İşletme” birimine gönderilmek üzere cenazenin nerede? Ne zaman? Defin edileceği bilgisi ile birlikte bilgilendirme yaparak isteğini gönderiyor. Araç işletme müdürlüğü de aracın istikametini saat kaçta üniversiteden hareket edeceğini bildiriyor. Sendika olarak biz de üyelerimize bilgi mesajı geçiyoruz. Cenazeye gitmek isteyen gidiyor vesselam.
Buraya kadar hiç sorun görülmüyor. Sorun şurada başlıyor. Çalışanlarımız arasında köprü kuracak çalışmalar yapılmamış çok yakın olan çalışanlar hariç insan ilişkileri kopuk, sıcak koltuğundan kalkıp cenazeye gitme alışkanlığı edinmemiş. Acınacak bir durum, yaklaşık Beş bin kişilik bir çalışanı olan kurumdan cenazelere katılım çok düşük seviyede. Bu konuyu anlamakta gerçekten çok zorlanıyorum. Çocukluğumdan beri gerek babamın Azot Sanayisindeki arkadaşlarından gerek diğer kurumlarda ki özellikle işçi arkadaşların hallerinden bizim kurumumuzun “dostluk” “vefa” “arkadaşlık” gibi değerler konusunda sınıfta kaldığını söylemek ancak malumun ilanı olacaktır.
Üniversite içerisinde adı konulmamış bir kast sistemi hastalığı da var. Eğer hasta olan-vefat eden bir akademik personel ise en kısa zamanda üniversite sayfasına konuluyor duyurular yapılıyor. Araç tahsis ediliyor. Elektronik posta adreslerine başsağlığı mesajları gönderiliyor. Cenazeye katılmak için herkes azami bir çaba gösteriyor. Bazıları derslerini erteliyor, hafta sonu dahi olsa duyuruluyor. Ama kendi halinde bir idari personel yâda diğer hizmet alımı ile çalışan adı duyulmamış bir personel olsa duyurularda yer almıyor. Haber verilmiyor. En ufak bir hatasında ensesinde boza pişirilen insanların sanki yok sayılıyor olması, özellikle sorumluluk taşıyan amirleri tarafından cenazesinin bilgisinin dahi verilmiyor olması çok çirkin bir tablo oluşturuyor.
Amiri olduğunuz birimlerde gerdanlarınızı kırarak oturmanıza katkısı olan, sizin üst amirlerinize karşı mahcubiyetinizi engelleyen çalışanlarınızın cenazeleri için en azında üst amirlerinizi bilgilendirmeniz amir olmanız için gerekli bir davranış olmasa bile insan olarak yapmanız gereken bir davranıştır. Sanmayın ölüm sizi bulmayacak. Sanmayın ki siz ölmeyeceksiniz. Her devrin hastalığından kurtulun artık. Ölüm hepimizin kapısında ve ne zaman çalacağı belli değil. Mezarlıklar kendisini vazgeçilmez sanan burnu havada insanlarla dolu. Ne diyorduk “Baki olan gök kubbede bir hoş seda imiş” ve ne diyordu Tabtuk’un Yunus’u
“Bir garip ölmüş diyeler,
Üç gün sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar,
Şöyle garip bencileyin.”
admin
















































































































































































































