Güncel
Giriş Tarihi : 20-11-2014 12:10   Güncelleme : 20-11-2014 12:10

Samsun Uyutuluyor, Gelecek Tehlike Altında

  Samsun'da hayata geçirilen Çevrim Santralleri ile ilgili ortaya atılan iddialar işin ve hametini ortaya koyuyor

Samsun Uyutuluyor, Gelecek Tehlike Altında
  Samsun'da hayata geçirilen Çevrim Santralleri ile ilgili ortaya atılan iddialar işin ve hametini ortaya koyuyor. Gözden kaçırılan tehlike, santrallerin çevre etkilerinin tek tek hesaplanıyor olması.  Cengiz Enerji'nin Samsun'a yeni yatırımı 600 MW'lık Doğalgaz Çevrim Santrali (DÇS) ile birlikte, Samsun genelinde irili ufaklı 10'a yakın enerji santrali bulunduğu gerçeği ürkütücü senaryoları da beraberinde getiriyor. Cengiz Enerji'nin hayata geçen üçüncü çevrim santralinin yanı sıra diğer çevrim santrallerinin tamamının çevre etkilerinin ayrı ayrı hesaplanması ve birbirinden bağımsız değerlendirilmesi, Samsun ve çevresi için gözden kaçırılan büyük tehlike olarak yorumlanıyor. İRİLİ UFAKLI 10'A YAKIN SANTRAL VAR!  Hedef Halk Gazetesi Yazarı Mehmet Aksoy'a göre; son yatırımı 600 MW olan Cengiz Enerji, lisans sözleşmesi yapıldığı zaman 900 MW'lık DÇS onayı almış ve ÇED raporu buna göre hazırlanmış. Ancak o dönemde bölgede enerji santrali bulunmuyordu. Şimdi ise Samsun'da irili ufaklı 10'a yakın santral var ve sıkıntı; hepsinin çevre etkisinin ayrı ayrı değerlendiriliyor olması. Halbuki,santrallerin Samsun ve çevresine etkisinin, yani zararının, bir bütün olarak ele alınması gerekiyor.  TOPLAM ETKİ NE DÜZEYDE?  Aksoy, mevcut santralleri ve kapasitelerini de sıraladı. Buna göre, Samsun'da;  Kozluk'ta, OMV Yatırımı; 900 MW DÇS  Çarşamba'da, Alarko Enerji Yatırımı; 485 MW DÇS  Tekkeköy'de, Tekfen Gaz Yatırımı; 800 MW  Tekkeköy'de, Cengiz Enerji Yatırımları  238,9 MW, AKSA Samsun 1 ve 2 131 MW  2 adet 600 MW’lık DÇS’ye dönüştürülecek ithal kömürle çalışan santral.  Tekfen Toros - Sülfirikasit üretiminin yan ürünü proses ısısından elektrik üretimi 22 bin 737 KWh şeklinde enerji santrali yatırımları bulunuyor.  Sıkıntı; bütün bu yatırımların çevre etkilerinin tek tek hesaplanıyor olması. Yatırımların; Samsun'a ve doğal olarak çevreye toplam etkisi dikkate alınmıyor.  ZEHİR KOKTEYLİ OLUŞUYOR!  Söz konusu sıkıntı Hedef Halk Gezetesi'nin dünkü sayısında da vurgulanmıştı. Gazetenin; OMV dahil, bölgedeki santrallerin toplam kapasitesinin 3300 MW'a ulaştığı belirtilen manşet haberinde; yatırımların ÇED izinlerinin tek tek birbirinden bağımsız değerlendirildiğine dikkat çekilmişti.Konuyla ilgili; "Oysa hepsinden ortaya çıkan karbonmonoksit, asit oksitler (NOx), Ozon (O3), hidrokarbonlar ve partikül madde (PM)'ler havada adeta zehir kokteyli oluşturuyor" ifadeleri kullanılmıştı. Aksoy da köşesinde bu durumu; "Havada sülfürün nemle birleşerek asit yağmurlarına dönüşecek olması hesaba katıldığında bölgenin santral yapımına uygun olmadığı görülecektir" sözleri ile vurgulamaya çalışılmıştı.  TOPLAM ETKİ NEDEN DEĞERLENDİRİLMİYOR?  Bu tür yatırımlarda; yatırımın yapıldığı bölgedeki benzer yatırımların etkileri de hesaplanarak, toplam bir etki değerlendirmesi yapılması gerekirken, Samsun'da böyle bir uygulamaya gidilmedi. Toplam çevresel etki değerlendirilmesi yapılmadı. İhale kanunu delmek için ihalelerin bölünerek yandaşlar arasında paylaşıldığı gibi yüksek üretim yerine, bölünerek; her santral yanında ve yöresinde başka santral yokmuş gibi değerlendirildi ve uygun raporu verildi. İşi daha da korkunç hale getiren;birçok kirli yatırımcının sırada bekliediği iddiası. Bir anlamda; Samsun'un geleceği kararmış durumda. Samsun’un kurtuluş ümidi alüvyon ovalarının kirli yatırım koridoruna dönüştürüldüğü iddia ediliyor. Böylece; sadece tarımsal master plan değil, hava, su, deniz tarihi eserler bile tehdit altına girdi.  İşin özü, iddialar doğruysa; Samsun'un geleceği büyük tehlike altında gibi görünüyor!  Konuyu; köşe yazısında değerlendiren Mehmet Aksoy'un tespitlerinin tamamı şu şekilde;  "Cengiz hissettirmeden koydu  Cengiz Enerji sahibi Mehmet Cengiz, bugüne kadar koyduklarının en büyüğünü; tam 600 MW’lık Doğalgaz Çevrim Santralini (DÇS) kimseye hissettirmeden Tekkeköy’e koydu.Çevreye etkisinin bile gözle görülüp, hissedilecek olmasına rağmen, koskoca santrali kimsenin görmemesi inanılacak gibi değil.  Bölgeden çevre hassasiyeti olanlar aradığında yanlış olduğunu düşündüm, ısrar edilmesi üzerine Cengiz Enerji’nin lisans sözleşmelerine ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarına baktım.  Bir taraftan Almanya’daki yapımcı firmanın yetkililerini ararken, diğer taraftan da Cengiz Enerji’nin İstanbul’daki yöneticilerine ulaşmaya çalıştım Arkadaşlar her iki tarafla da bağlantı kurduklarında gerçekten ‘atı alan Üsküdar’ı geçmiş’, Cengiz, gaz borularını döşemiş, santrali de Tekkeköy’e koymuştu. Ancak firma yetkilileri santralin çevreci olduğunu söyleyince neredeyse aradığıma pişman oldum. Bunca kirli yatırım dururken içlerinden çevreci olanını araştırıp, soruşturmamız hoş olmazdı.  ‘Bubi tuzağı’ gibi  Ben de çevreci deyince güneş enerjisiyle elektrik üretilecek zannettim. Çünkü Almanya Türkiye kadar güneşli olmadığı (yılda 1500 saat) halde, elektrik enerjilerinin önemli bir bölümünü güneşten sağlıyor. Bir metre karelik bir panel ortalama yarım günde 5 KWh elektrik üretiyor, bu enerji yarım metre küp doğalgaza, yarım litrelik kalorifer yakıtına denk geliyor. Bir de ne göreyim, bildiğimiz DÇS allanmış, pullanmış, içinde ‘bubi tuzağı’ bulunan hediye paketi gibi sunulmuş.  Lisans sözleşmesi yapıldığı zaman 900 MW’lık DÇS onayı alınmış, ÇED raporu hazırlanmış. Ancak o zaman bölgede enerji santrali yoktu. Şimdi ise irili ufaklı ona yakın santral var.  OMW 900 MW DÇS (Kozluk)  Alarko Enerji 485 MW DÇS (Çarşamba)  Tekfen Gaz 800 MW (Tekkeköy)  Cengiz Enerji.  238,9 MW, AKSA Samsun 1 ve 2 131 MW  2 adet 600 MW’lık DÇS’ye dönüştürülecek ithal kömürle çalışan santral.  Tefken Toros -  Sülfirikasit üretiminin yan ürünü proses ısısından elektrik üretimi 22 bin 737 KWh v.b. gibi.  Havada sülfürün nemle birleşerek asit yağmurlarına dönüşecek olması hesaba katıldığında bölgenin santral yapımına uygun olmadığı görülecektir.  Toplam çevresel etki değerlendirilmedi. İhale kanunu delmek için ihalelerin bölünerek yandaşlar arasında paylaşıldığı gibi yüksek üretim yerine, bölünerek; her santral yanında ve yöresinde başka santral yokmuş gibi değerlendirildi ve uygun raporu verildi.  Birçok kirli yatırımcı sıra bekliyor. Samsun’un kurtuluş ümidi alüvyon ovaları kirli yatırım koridoruna dönüştürüldü;  altın yumurtlayacak tavuk kesildi birilerinin sofrasına kondu. Samsun’un geleceği karardı. Sadece tarımsal master plan değil, hava, su, deniz tarihi eserler bile tehdit altına girdi. insanı önemseyen olmadığı için, insanları bekleyen tehlikeleri saymıyorum."  samsunahaber
adminadmin