Her canlıda olduğu gibi insanoğlu da doğar, büyür, yaşar ve ölür. Tüm bu olayları tek başına, ancak sosyal bir ortamda yaşar. Doğasının gereği olarak bulunduğu toplumun temel yapısı ve etkisini de dikkate alarak zaman içersinde bireysel davranır. Topluma aykırı düştüğü veya farklılaştığı noktada dahi kendisini tanımlarken, farkındalık oluştururken yadsıdığı veya aykırı düştüğü toplumsal değerlere göre kendini tanımlamaktan başka yolu yoktur. Her ne kadar bireysel davranmaya çalışsa da bireyselliği yine bulunduğu topluma göredir. Zira toplumun olmadığı bir dünyada bireyselliğin de kendi başına fazla bir anlamı olmayacaktır. Bu anlamda bireysellik her bir birey için olması gereken bir davranıştır. Her bir birey bulunduğu zaman ve mekânda kendi varlığını hissettirmek, göstermek ve kanıtlamak ister. Doğanın önemli bir kuralıdır bu. Olumsuz çevresel faktörlere direnmenin ve yaşamda ayakta kalmanın başlangıç noktası, birey olarak kendinin farkına varmaktır. Bu aşamadan sonra bireyi yani kendini ayakta tutmak, beslemek, korumak, yaşatmak gibi temel gereksinimleri karşılamak ön plana çıkmaktadır. Temel gereksinimlerin giderilmesi noktasında yapılan çalışmalar bir diğer bireyin yaşam alanını daraltmadıktan ve ona zarar vermedikten sonra en doğru kriterdir.
Yaşamda kariyer edinme noktasında da bireysellik önem arz etmektedir. Zira yaşamın kendisi bir yarış şeklinde gelişmektedir. Bu yarışta da başarı, bireysel yetenek ve çalışmalarla sıkıca ilişkilidir. Ancak çoğunlukla görülmektedir ki, bireysellik zamanla bencilliğe dönüşmekte ve insanlık dünyasında olmaması gereken birtakım olumsuz yollara başvurulmaktadır.
Kendini dünyanın merkezinde değil, daha da öteye giderek merkezi olarak görmeye başlayan birey, hedefine varmak için yaşamındaki ve çevresindeki her şeyi kişisel çıkarını veya kariyer hırsını tatmin etmek amacıyla feda edebilmektedir. Beşeri özelliklerin insani özelliklerden öne çıkması olarak seyreden bu süreç, kişiyi bencilleştirerek insani erdemlerden soyutlamakta, içgüdüsel olarak ne olursa olsun kazanma hırsını tetiklemektedir. Hayattaki en büyük kazanım olarak kariyer ve para olduğunu düşünen bireylerin bunlara ulaşmak için ruhunu satarak bencil olmaktan başka yolu yoktur. Ancak edinilen deneyim ve birikim ile de bunları elde etmek düşük ihtimalle olsa da mümkündür. Günümüzde geldiğimiz sosyal ortam ve ekonomik düzen bencil davranan ve düşünen bireylerin öne geçmesi ve kazanmasına şans vermekte ve olanak tanımaktadır. Zira insani erdemlerin geçerliliğinin çok az olduğu dünyada bu tip olgularda farklı kriterler beklemek yanlıştır.
Dünyadaki mevcut sosyal ve siyasal sistemin dayatması olarak önümüze konulan seçenekler içerisinde bireysellik ve bencillik arasında yapacağımız seçim yaşamda kalitemizi ve başarı düzeyimizi etkileyecektir. Bu iki seçenek arasında bireyselliğe yaklaştıkça kaybetmek, bencilliğe yaklaştıkça kazanmak söz konusudur. Tabii ki olması gereken, yaşam mücadelesinde bireysel olarak başarıyı yakalarken aynı kulvarda yarışanlara bencilce çelme takarak yarışı kazanmamaktır.
İnsanlığın sosyal bir varlık haline dönüşmesi ve olgunlaşması sürecinde dinlerde ve dinlerin geliştirdiği tarihsel süreçte gerek katkı gerekse karşı çıkış olarak ortaya çıkmış ideolojilerde temel prensip, beşer ve insan arasına sıkışıp kalan ve zaman içerisinde bunlar arasında gidip gelen bireyi erdemlerle donatmaktır. Bencillik kıskacında çevresine ve kendine zarar veren bireyi geliştirmek ve sosyalleşmiş bireysel bir varlık olarak kendini var etmesini sağlamaktır.
Aslında günümüzdeki seküler eğitimlerin de temel hedefi bireyi özgürleştirmek ve bencillikten kurtarmaktır. Bunda ne düzeyde başarılı olduğu da ortadadır. Zira yaşamda geçerli olan fizik, kimya, biyoloji, sosyoloji kuralları gibi konularda bireyi doldurmak kişisel ve kişilik eğitimini gerçekleştirmek demek değildir. Bu eğitimlerden beklenen sonuç özgür birey haline dönüşmüş kişiler oluşturmaktır. Fakat gelinen noktada görülmektedir ki bu sistemde, bilimin değişmesine göre sürekli değişen bilgilerle donanmış, yaşamda hiçbir kriteri olmayan ve bencillik kıskacından kurtulamayan beşeri özelliklere sahip bireyler oluşmaktadır. Bu değişimlerin sonucunun hemen görülmemiş olması yanıltıcı bir durumdur. Sosyal vakaların sonucu ve etkisi zamanla görüldüğü için görüldüğü durumlarda da iş işten çoktan geçmiş olmaktadır. Kişilik edinme aşamasında doğru bilgiler verilmeyen bireylerde var olan kişilik sapması veya farklılığını düzeltmeye çalışmak imkânsız derecesinde zordur.
Çağımızda gelişmiş veya gelişmekte olan toplumlarda yaşanan suçlar, olumsuzluklar ve yanlışların tamamı bireyselliğin günümüzde vahşi bir bencilliğe dönüşmesindendir. Kendinden başkasını dikkate almayan, başkasının varlığını kendisi açısından her şeye engel gören ve etki alanında bulunmasından rahatsızlık duyan, hatta erdemli davranışları hatırlatan kişilere düşmanlık besleyen bireyler bencilliğin zirve noktasıdır. Evrim süreci veya insanın sosyolojik tekâmülü çerçevesinde baktığımızda ise bencillik duygusu insanın doğasındaki temel duygu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve insan olma sürecinde bencillik duygusu yerini bireyselliğe teslim ederek daha kabul edilebilir şekle bürünecektir.
İnsan olma erdemini içine sindiremeyen ve aramızda hala beşer olarak yaşayan varlıklar ise bencil bir şekilde kariyer yolunda hızla ilerleyeceklerdir. Hem de kendisi dışındaki tüm bireyleri ezerek ve bir taraftan da erdemli insan olmanın yolları konulu dersleri vererek. Bencil bir şekilde rantı kendi tarafına akıtırken ve göstermelik olarak gereksinim sahiplerine ufak ulufeler dağıtırken paylaşımın yararları ve sosyal dengeye katkıları konulu sözler söyleyip herkesi bu yola çağırarak. Kendi bencil duygularını tatmin etmek için lüks harcamalar içerisinde gününü gün edip yaşarken, çevresinde ve dünyanın dört bir yanında açlıktan kırılanlara yardım edilmesi için göstermelik bağışlar ve söylevler geliştirerek. Bulunduğu makamı kişisel çıkarları ve kariyer hırsları uğruna elde ettiğini değil, ülkenin geleceği ve kalkınması için büyük fedakârlıklarda bulunarak zamanını ve emeğini harcadığını söyleyerek.
Bencillik o kadar büyük bireysel ve toplumsal bir hastalıktır ki bulunduğu kişi veya toplumu farkına varılamayacak derecede içerden çürütür. Bireysellikle arasında nispeten ince bir çizgi olan sınırla ayrılan bencillik, çağlar boyunca günümüzdeki kadar etkili ve yaygın olmamıştır. Bugün geldiğimiz noktada hepimiz bireysellik ve bencillik arasında tercihte bulunmakta ve zaman zaman bu tercihler arasında gidip gelmekteyiz. Bencil mi yoksa bireysel mi olduğumuzu nasıl anlayacağız diye kendimizi test ettiğimizde şu soruyu sormamız yeterlidir. Kariyer edinme veya yarar sağlama noktasında emeğinize, kişiliğinize ve yeteneğinize güvenerek davranıyorsanız bireyselsiniz demektir. Ancak bu hedeflere ulaşmak için bu özelliklerin yeterli olmadığı noktada hala devam etmek istiyor ve rakip olarak gördüklerinize her türlü yanlış davranışı yapıyor ve öne geçmek için çelme takıyorsanız, tabii ki bencilsiniz...
Tabi ki Bencilsiniz
Her canlıda olduğu gibi insanoğlu da doğar, büyür, yaşar ve ölür
admin














































































































































































































