Uğur CUMAOĞLU: Perdenin Dili Olsa Da Konuşsa
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Uğur CUMAOĞLU: Perdenin Dili Olsa Da Konuşsa
02.09.2021 13:58:55

 

Uğur CUMAOĞLU: Perdenin Dili Olsa Da Konuşsa

​ Görmek, çağın sorunlu algısının işgal ettiği ve istediği gibi şekillendirip gerçeğe ve hakikate yönelmesine izin vermediği bir kabiliyetsizliğe dönüşmüş durumda.

 

Algı ile şekillendikten sonra düşünmenin, sorgulamanın, farkına varmanın ve farkındalık oluşturmanın önemi de ortadan kalkar. Çünkü göz, gördüklerinin sınırlarını aşmak ve görünmeyeni de görünür kılmak için sıra dışı bir tecrübeye ihtiyaç duyar. Bu sıra dışı tecrübeden kasıt, her şey olması istenildiği gibi gösterilmeye çalışılırken aslında her şeyi olduğu gibi görmektir. Zira her şeyi olduğu gibi görmek, olması istenildiği gibi görüneni de görebilmektir.

Hayatın dilini ve onun bizimle iletişim kurma biçimlerini kullanan sinema da görmenin temel iletişim kanalı olarak kullanıldığı bir etkileşim alanıdır. Hayatın dilini kullanırken, bu dili kendine özgü üsluba dönüştüren sinemanın kullandığı dil de ‘perdenin dili’dir. Perdenin dili, sinemanın bizimle iletişime geçtiği zamanlarda kullandığı ve sadece bir lisan olarak değil, birçok farklı enstrümanı bir araya getirerek oluşturduğu bir dildir. Bunların en başında gelen ve hayatın yalın dilini sinemanın diline uyarlamaya çalışan yönetmen ve senaristtir. Senarist, hayatın gerçekliğinden aldığı hikâyeyi filmin kurgusuna uyarlayan veya onu sinemanın diline tercüme eden bir çevirmen, yönetmen ise bunu görselliğin diline uyarlayan bir sihirbazdır ve sihirbaz, sergilediği illüzyonlarla bunu mümkün olduğunca inandırıcı kılmaya çalışır.

 

Film izlerken illüzyonları fark edemeyen seyirci, ister istemez usta gözlere, yani bu yanılsamaları fark eden veya bilen ya da her şeyi olduğu gibi gösterecek kılavuzlara ihtiyaç duyar. İsmail Irmacık’ın ‘Perdenin Dili/Sinemada Yaratıcı Okumlar’ adlı çalışması da tam olarak bunu amaç edinmiş ve otuz dört müstesna filmin merkeze alınarak bu çözümlemelerin yapıldığı bir eser.

 

Perdenin Dili, Şaban Sağlık’ın kitap hakkında yazdığı ve ‘Görünen/İzlenen Film Kılavuz İster’ başlıklı değerlendirme yazısı ile başlıyor. Gösterge, ironi ve anlatının, çağın dili, en önemli enstrümanı, sanatı veya çağın en büyük silahı olan sinemanın dilini oluşturan öğeler olduğunu ifade ediyor. Sağlık, filmlerin içinde gizli olanı aşikâr etmek için bir söylem çözümlemesini veya gösterilenin deşifre edilmesi gerektiğini ‘insan kaç türlü konuşur?’ sorusuyla daha görünür kılmaya çalışıyor. Çünkü anlatma tekniği ile gösterme tekniğinin, filmlerde bir araya gelerek sinemanın bizimle konuştuğu dile dönüştüğünü dile getiriyor.

 

Sinemayı bir ‘rüya makinesi’ olarak tanımlayan kitabın yazarı Irmacık ise kurmacayı ve hayal gücünü perdeye taşıyan ve sinemanın sihirbazı olan George Melies’nin, bu sihirli sanatın şekillenmesinde oynadığı rolün büyüklüğünü özellikle dile getirmektedir. Zaman içerisinde hep gelişerek günümüze ulaşan sinema için Deleuze; ‘Felsefe bitti, felsefenin yerine sinema yerleşti’ der. Tarkovski’nin ‘kendi yakarışım’ dediği ve mutlak gerçeğe imgelerle ulaşacağına inanması, bu sanatın insan ruhunun arayışlarına yardımcı olması gerektiğini söylemesi ve sinemayı sanat olarak algılaması sinemayı da kitabın önsözünde geçtiği gibi günümüzde arayışın merkezine yerleştirmektedir.

 

Her zaman karşımıza çıkan ve zihnimizi meşgul eden önemli mesele olan, filmlerde/kurmacada oluşturulan açık ve örtük mesajların nasıl belirlenip anlaşılacağı ‘açık okuma’, ‘yaratıcı okuma’, ‘alımlama’ ve ‘satır arası okuma’ metotları ile çözümlenebileceği kitapta örnek film analizlerle açıklanmış. Kitap, asıl tartışma metinlerine Merkez Efendi’nin ‘Her şeyi merkezinde bırakırdım’ dediği meşhur kıssasıyla ve ‘makas eller’ filmi üzerinden insanın sanattaki merkeziliğinin incelendiği, ‘Kurmacanın niyetini okumak’ başlığı altındaki ilk yazı ile başlıyor. ‘Dilde açığa vurma ve gizleme filmlerde nasıl görünür?’ sorusunun cevabı Hem hem de karşılaştırması ile Yalanın İcadı filmi üzerinden ikinci yazıda incelenirken, ‘Sinemada Yapıbozum’ tartışması da Mother filmi üzerinden üçüncü yazıda irdelenmiş.

 

Hikâyenin gerçekliği ile kurmacanın taklitçiliği The Fall/Düşüş, Büyük Balık ve Lars’ın Şişme Bebeği filmleri aracılığıyla anlatan ve kapitalist sistemin hem insanı esir alan hem de kendini insana esir eden çıkmazını Esaretin Bedeli filmiyle, kişi ve ötekisi arasındaki istilacı ilişkiyi uzaylı metaforu ile 5. Dalga’ filminde karşımıza çıkarıp tartışan Irmacık, çalışmasında Tanrı inancıyla hümanizmin yer değiştirdiğinde ortaya çıkaracağı ahlaki sorunları da Müfettişin Gelişi adlı filmle analiz etmeye çalışmış.

 

Yine Batıyı Üç Bilbord filminde kendisiyle yüzleştirmeye çalışan Irmacık, küreselleşmenin kavramları dönüştürürken uyguladığı imaj çalışmalarını Şirine’yi Kim İcat Etti başlığı altında tartışmaktadır. Sinemada ütopyanın imkânı ve çıkmazları üzerine çözümlemelerini The Giver/Seçilmiş filmiyle sürdüren yazar, insanın Tanrı arayışını P.K. film örneğiyle, ahlak ile akıl arasında kalan insanın eylemsel paradokslarını Jack’in Evi ile ve düşler dünyasında yaşamanın gerçekçiliğini ise Dersu Uzala filmiyle açık ve anlaşılır hale getirmektedir.

 

Kitabın önemli başlıklarından biri de Amerikan İşi Kuşatma’dır. Irmacık, bu başlık altında tarihimizin en önemli süreçlerinden biri olan 15 Temmuz’u, bir darbe girişimi örneği olan Kuşatma filmiyle açıklamaya çalışıyor. Kitapta özellikle Joker filmi ile yapılan analizler, dünya çapına yayılması istenen kaosun da etkileyici bir tahlil örneği olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca unutulmaz film Truman Show ile içinde hapsolduğumuz ve fark edemediğimiz kurgusal dünyanın sarsıcı bir analizi yapılmaktadır. Bunlarla birlikte Kar Küreyici, Aslı Gibidir, Satıcının Ölümü, Geliş/Arrival gibi önemli örneklerle de toplumsal tabakalaşma, dil ve insan gibi temel meseleler de tartışmaya açılmaktadır.

 

Perdenin Dili, Dursun Ali Tökel’in kitabı değerlendirdiği ‘Bir Film Vardır Filmde Filmden İçeri’ başlıklı yazısıyla sonuçlandırılırken, zihnimizde önemli bir fikir de kalmaktadır: Bir film asla sadece bir film değildir. Eser, film okumaları ve çözümlemeleri üzerine önemli bir boşluğu doldurduğu gibi kendi alanında önemli bir eser olmaya aday. Ancak kitabın asıl önemli yönü ise her kesimden okuyucuya da hitap etmesi.

Perdenin Dili

Sinemada Yaratıcı Okumalar

İsmail Irmacık

Hece Yayınları - İstanbul, 2021 - 200 sayfa

Uğur CUMAOĞLU: Perdenin Dili Olsa Da Konuşsa
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER