Siyasal İslam’ın son yıllarda yükselişi ve Türkiye’de son seçimlerle birlikte bu düşüncenin temsilcisi olarak kabul edilen bir partinin iktidar olması, siyasal İslâm tartışmalarını yeniden ortaya çıkarmıştır.
Bu tartışmalar çoğu zaman bilinçli bir şekilde, laiklik tartışmaları çerçevesinde alevlendirilmiş lâik kesim için oy devşirilmesi noktasında kullanılmış, anti laik kesim tarafından da ayrıca kullanılarak günümüze kadar süre gelmiştir.
Bazı siyasi partiler de çoğu zaman siyasi islamcı bir ideolojiye bürünerek, bu konuyu bir oy toplama aracı olarak görmüşlerdir. Aynı şekilde de laiklik savunuculuğu noktasında da karşı kesimlerde bir oy toplama malzemesi yapmışlardır. Bu nedenle kimse, kimseyi suçlamasın.
Kısaca eskilerin ifadesi ile İslâm, hem laik kesim, hem de anti laik kesim taraftarlarınca oy devşirme malzemesi haline getirilerek,
kullanılmıştır. Her iki kesimde toplumumuzu din adına dinden soğutarak, iman hakikatı üzerinden de bakarsak, imanların, heva ve hevesler üzerinden yaşandığı bır topluma dönüştüğümüz gerçeğini kimse inkar edemez.. Maalesef İslâm, siyasetin oyuncağı haline getirilmiş ve getirilmeye de devam etmektedir.
Peki birey İslam'mıdır, yoksa islâm'cımıdır? Bu soruyu herkes kendine sormalıdır. Eğer birey ben İslamım diyorsa İslamcı değildir.
İslamım dediğinde de laik değildir, çünkü birey bu sözü ile kime İslâm (teslim) olduğu noktasında da yine kendine ayrıca bir soru sormalıdır ki, burada cevap Allah ise, (Allah'a teslim) olanlardanım diye tanımlıyorsa, lâik olmadığını beyan etmiş olur.
Bir kalpte iki sevgi olmaz misali hem İslâm, hem lâik bir arada olmaz, olamaz. Burada konu devlet değil bireydir. Birey olarak, sözüne sadıksa sözünü her alanda her sahada yerine getirmelidir ki, teslimiyetini Allah'a göstermiş olsun. İslâm bunu zaten bizden istemektedir.
Bir Müslüman, Allah ve Rasulü'ne tabi olmuş olarak sözüne, ahdine sadık olarak yaşar. Buda bizim dinimizin emridir.
Haaaa, hem İslamım diyeceksin, ama sonra da kafama göre yaşarım dersen de, İslamcıdan farkımız kalmaz. Biri siyaseti İslâm üzerinden yaparken, birileri de yine İslâm üzerinden İslam'a karşıymış gibi ANTİ İSLAMCILIK yapar. Al birini vur ötekine.
Yok aslında birbirlerinden farkı, ama bunlar batan bankanın malları reklamı gibi bir durumun içinde kalmış topluluk olarak yaşar. Gelen vurur, giden vurur. Gelen gideni aratır durumunda yaşanmışlıkların gerçeği karşısında buna kimse itiraz edemez.
Sonrada çıkıp bu devlet laiktir diyemezsiniz. Dersenizde LAİK olduğumuz şekilde yönetiliriz. Devlet zaten LAİKTİR. O kimsenin inancını sorgulamaz. Öyle de bir yetkisi yoktur.
Devlet adaleti temsil eder, o da konumuz gereği tebası üzerinde mazlumun zalimden korunması noktası zaten aslı görevidir. "Adalet,Mülkün temelidir." Burada adaletten ne anladığımız da ayrı bir konu.
Hani Resûlullahın bir hadisi şerifin de dediği vechile, "Sizler neye layık iseniz onunla idare olursunuz'' kimse kusura bakmasın.
Adalet savunuculuğu çevresinde adil olmayanın hükmü, İslâm üzerinden İslamcı olmaktan ne farkı olur.
Siyasal İslamcı zihniyet diye tabir ettiğimiz bu anlayış, nereden icap etti de ortaya çıktı. Toplum siyasilerden ne istedi de bu söylemlerle birileri çıkıpta oy devşirmeciliğine soyunuldu da şimdi şikayetçi oluyoruz. ASIL SEBEB NE İDİ???
Halk ne istiyordu, bunun üzerinden devletimizin ana unsurlarının işleyişinde ki varsa hatalar düzeltelim, halka göre devlet inşa edelim, devlete göre halk inşasının doğuracağı sebeblerini herşey dört dörtlükmüşte bu siyasiler, siyaset islamcılığı, yapıyorlar diye suçladığımız zaman halk o zaman bu suçlayanlarla beraber bu söylem sahiplerini al aşağı yapmasını bilir yoksa daha çok siyasal islamcılık söylemi ile ortaya bir sürü parti çıkarda, onların arasında daha gel gitlerin siyasi iktidarlarının elinde kalırız.
Türkiyede ilk Siyasal İslamcılık, Osmanlının 1915 serv anlaşmalarının getirisi olan toplumun işgal zihniyetine karşı,topluca mücadele vermesinin gayretleri içerisinde doğmuştur. Burada asıl hedef, işgal zihniyetinin Sevr'i gerçekleştirebilmesi için eyaletlere bölünen haritada yaşayan halkın eyaletler içinde kendilerini istediği siyasi irade ile yönetebilecek, devlet bütünlük noktasında ise, Serv gereği İŞGALCİLERİN BAŞ DEVLETİ OLAN İNGİLİZ veya İngilizlere boyun eğmiş bir erk tarafından yönetilmesiydi.
1920 lere gelindiğinde, Osmanlı sonrası nasıl bir sistemle yönetileceğimiz konusunda Kuvayı Milliye anlayışının ortaya koyduğu batılılaşma modelinin, gavurlaşmak olarak kabul eden zihniyete karşı, dönemin şartlarında ortaya net bir duruş sergileyemeşinin sonucunda, Mustafa Kemal'in Milli Birliğin konsisyumunun, işgalcilere karşı sağlanması noktasında tüm kongrelerinde yanında din ve diyanet, adamların bulunması, söylemlerinde din ve diyanete pek aykırı olmayan açıklamalarla, bu hareketin nevcut olan Osmanlı Devlet ve Halife olgusuna karşı olmadığını, işgalden hem devleti hem de hilafeti kurtarmak olduğu noktasında açıklamalarda bulunması, ilk Siyasal İslamcılık hareketini bizatihi çıkaranların, kendilerinin savunduğu KEMALİZM olduğu gerçeği karşısında, karşı güruh suçlanarak aslında kendi sonlarının hazırlanmasında kendi sonlarını kendi elleri ile hazırlamaktalar.
Devletimizin kuruldu yıllara bakarak nasıl siyasal islamcılar Atatürk ve zihniyetine DİN DÜŞMANI damgasını yapıştırdılarsa, bugünde SİYASAL İslamcılar da Millet İttifakına din düşmanı, vatan düşmanları olan PKK ile birlikte olanlar, bu vatanın bölünmesi için terörü destekleyen partilerle iş birliği yapıyorlar damgasını yapıştırmış
BÖYLECE 2.YÜZ YIL SAVAŞLARINDA, LAZIM OLAN MİLLİ BİRLİK RUHU OLAN İSLAM yeniden siyaset arenasında yerini almıştır. Din düşmanı yaftasının kendilerinde daha perçinleşmesinin vatan haini yaftasını kendilerinde daha belirginleşmesi noktasında ortaya koydukları siyasi tavır bizlere şunu göstermektir.
Mevcut partiler içinde bazı partilere, Siyasal İslamcılık yapıyorlar diye çığırtkanlığı yapanlar bir yandan da, Siyasal İslamcılıkla nasıl 1915 lerden itibaren Türk Siyasi hayatının sahnesinde baş rol oynayan SİYASAL İSLAMCILIK anlayışı işgal kuvvetlerinin oyununun olduğu gerçekçiliğinin içinde oynandıysa,kurucu siyasi sistemin kurulmasından itibaren oynanarak,devam etmiş,bu halkın yeniden Türk İslam medeniyetinin kurulmasının önüne geçildiyse kimse kusura bakmasın,aynı metotla,mevcud siyasi düzenin eliyle de gerçek Türk İslâm Birliğinin, önüne geçecekleri noktasındaki kaygılarımın, sebebleri içerinde o tarihlerde bır olabilmenin yolu İSLAMIN BÜTÜNLEYİCİ RUHU ile olabileceğinin gerçeği nasıl bir gerçekse,bu günde oynanan oyun aynıdır .Aynı günümüzde TÜRK BİLİĞİNE ÇIKILAN 2.yüzyıllık plan çerçevesinde,İslamın birleştirici ruhuna tekrar ihtiyaç duyulduğundan,gizli eller bu söylem üzerinden,siyasi hayatımıza dizayn vererek TÜRK İSLAM MEDENİYETİNİ bizlerin eliyle, yönetme ve yönetilebilir hâle getirmek için bu ruha ihtiyaç vardır.Yoksa Dünyanın Küresel güç dengesinin ağır basan devleti ÇİN karşısında,bunların dayanağı bir takatları kalmamaktadır.Her sahada ÇİN'E BAĞIMLI hâle gelen Modern dünya, ÇİN'E dur diyebilmek için Türk İslâm Birliğine ve TURAN ülküsünün iktidarına muhtaçtır.
ÇİN BELASININ KARŞISINDA VURUCU GÜÇ OLARAKTA Türk Birliğine olan ihtiyaçları varlığının gerçekçiliği noktasında,kabul etmeyenler, bu tehlikeyi göremezler,görmemekle kalmaz,bu gün Siyasal İslam'la bunu hazırlayanların yarın, İslâm karşıtlığı olan Türk Birliği savunucularının da varlığı noktasında, Lâik bir Devrim neticesinde, bize rağmen bizden olmayanların kontrolü altında,
günümüzde dışardaki adı İBRAHİM,evindeki adı EBRAHAM olanların yıllarca bizi kontrol ettikleri gibi,Kamuoyunda ve dünyanın siyasetinde adı Türk İslâm Birliği,Turan Birliği,olan fakat İçeriği itibarı ile birilerine bağımlı Türk İslâm Medeniyetini Turan yurtlarında hakim olmayacağının garantisini kim verebilir. Bu birliktelikler,olmazsa olmazlar içerisinde,Türk İslâm duygusu,birleştirici ruhu ile kurulur,sonra birileri çıkar,zamanında çıktığı gibi bir devrimle,devirirler,devrimcileri.
Siyasal İslam'a,veya islamcı kesim savunucuları ile karşı karşıya kalanların ekabir takımı,bu ülkede,Batılılaşmanın gerçek manada,Batılı olmak mı,yoksa Uygar olmakmı noktasında kendilerine bir düzen versinler.Batı Medeniyeti dediğimiz olgunun,Hiristiyan dünyasının sosyal yaşamının oluşturduğu bir kimlik olduğu gerçeğini,Bilimde,fende, teknolojide ilerlemek diye lanse etmekle,bu gerçeği saklayamazsınız.Türk İslâm Medeniyeti bu sahada mücadele ve gelişmeye mani ve engel değildir.O zaman bu ısrarınız nedendir diye sorduğumuzda,delikanlı gibi,bizler Türk İslâm milleti olmak istemiyor diyecek kadar mert olun.
Bu seferde birileri sizler için, BATILILAŞIYORUZ,BATILILAŞACAĞIZ DERKEN ,BİZLERİ GAVURLAŞTIRANLAR diyerek, sizlere Gavur yaftasını yapıştırırlarsa şaşmayın.(nitekimde gelinen durum bu)Batı Medeniyetimi,Türk İslâm Medeniyetimi sizi muhassır dünyaya ulaştırır.TOPLUMLAR İNANÇLARI ÖLÇÜSÜNDE dünyayı yaşanabilir bir dünya yapma gayretleri içerisinde olduğu bu çağda, “Atatürk'ün ülkeyi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda, hangi adım atılması gerekiyorsa atmayı sürdüreceğiz.
Muassır (aynı çağdaş da yaşama) diye tarıf edilen şu asırda,
İngiltere ile, Burundi ( dünya açlık endeksine göre son 25 yılın verilerine göre dünyanın en fakir ülkesi) çağdaş tır.
Çağdaş olmak her sahada öncü olmak,tüm dünyanın idolu olan ülke olmak anlamında ise,biz bu kafada gittiğimiz müddetçe,
Batılılaşıyoruz derken batmaya mahkumuz, vesselam…
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)