DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ali KORKMAZ
Ali KORKMAZ
Giriş Tarihi : 15-08-2019 09:49

Sömürgenler Dünyası

Evrensel değerler vardır

herkesin kabul ettiği, benimsediği,

herkes için istediği…

barış, kardeşlik, özgürlük, hoşgörü gibi…

hasta kişilikli değilse

karşı çıkmayı kimse aklından geçirmez…

geçirmeyi dahi düşünmez…

ancak insanlık tarihi,

aynı zamanda sömürü ve zulüm tarihidir…

çitle bir araziyi çeviren,

evcilleştirdiği hayvana tasma/yular takan,

su içtiği pınarı sahiplenen

ilk zalim ve sömürgendir…

çağlar boyunca bilimin gelişmesi,

teknolojinin yaygınlaşması

sonuçta hep sömürüye hizmet eder duruma gelmiştir…

“sor bakalım ben niçin yaptım”

sözü sömürünün temel mantığıdır…

insanların çoğalması

ve farklı meslekler icra etmesi,

sömürüden kazanılan artı değerin

sınıflar arasında oransal dağılımını

ve alt sınıflar üzerinde

sömürünün yasallaşmasını sağlamıştır…

genelde egemen güçler ve ezilenler

olarak yapılan sınıflama

zamanla kendi içerisinde de kastlara ayrılmıştır…

en başta sermaye sınıfı…

bir alt kademede bu sınıfı koruyan

güvenlik ve yargı güçleri…

sonra halkı uyutan,

yaşadıklarının kader olduğunu

isyan etmelerinin tanrının gazabına uğramak

olduğunu fısıldayan din/kültür adamları sınıfı…

karşı taraf ise yani ezilenler

işçi, emekçi, gariban, işsiz, itilmişler, kakılmışlar.

yani emeğiyle geçinenler

ile emeğiyle geçinemeyenler…

toplumsal üst ve alt kesim,

her kesim birbirine muhtaç…

ama ezilen kesim alternatifi bol olduğu için

göbeğinden ezenlere bağlı…

üst kısım da alt kısmın varlığına muhtaç

ama alt kesimin ikamesi kolay olduğu için

muhtaçlık işe yaramaz…

biri olmasa diğeri, o da olmasa bir başkası…

sonuçta herkes geçinmek zorunda…

alt sınıfın baş kaldırıp

düzeni bozmaması

ve sömürünün devamı için

sermaye sınıfı dışındaki her sınıf

elinden geleni yapar…

sonuçta herkes sermaye kesiminin ürettiği

değerler üzerinden geçinmektedir…

her ne kadar gerçek üretici

alt sınıf olsa da…

bir de toplumsal yapı içinde

yeri net olmasa da aydınlar kesimi var…

aydın dediysek de lafın gelişi.

bunların çoğunluğu da

rahat yaşamak ve

kazanımlarını kaybetmemek için

sermaye sınıfı ve koruyucuları ile

ters düşmemeye bakar…

ancak bunların içerisinde

bir avuç ilkeli, dürüst ve güvenilir aydınlar

herkese ve her şeye rağmen doğrudan yanadırlar…

bedelini öderler, ama vaz geçmezler…

gerek ezilenler, gerekse sömürgenler arasında

aydın geçinenler elbette vardır…

ancak bunlar sermayenin gönüllü/gönülsüz

bedelli/bedelsiz savunuculuğunu yaparlar…

sermayeye başkaldırı emek ister,

bilgi ister, çaba ister…

ezilenlerden öne çıkanlar olur

ve önce onlar ölür…

iyiler mezara girer…

diğerleri ise ölüler üzerinden

kahramanlık nutukları, övgüler dizer…

çocuklarına adlarını koyarlar…

yazarlar, çizerler, konuşurlar…

yeni gençleri gaza getirirler…

öne sürerler…

kendileri geri dururlar…

çocukları ise en güzel okullarda okurlar…

örnek aldıkları,

çocuklarına isimlerini koydukları kahramanların

yaşadığı hayatı çocukları yaşasın istemezler…

ölmelerini ve kahraman olmalarını

hiç akıllarından geçirmezler…

hayatın egemen güçlerle ezilenler arasında

bitmeyen bir mücadele olduğunu,

ölen her kişinin bu çelişkileri derinleştirdiğini,

egemen güçlerin bunlardan güçlenerek çıktığını görürler…

ama eski alışkanlıktan da vazgeçemezler…

sonuçta kendileri ve çocukları sağlamda…

gariban çocukları ise namlunun ucunda…

velhasıl hayatın realitesi bu..

doğru veya yanlış olabilir…

ama kesinlikle gerçek…

firavunların piramitlerinin yapımında

nasıl garibanlar ezilip öldüyse,

günümüzdeki firavunların şirketleri/yapıları için de

çalışanlar yine ezilenlerdir…

bu zulme karşı çıkarken de ölenlerin

çoğunluğu ezilenlerdir…

istisnalar bir tarafa

rantın tadını alan ve hayatını yaşayan

hiçbir insan bu rahatını bozup da

ezilenlerin hakkını savunmak için

kendini ve yaşantısını feda etmez…

eder gibi görünebilir…

bu sadece yanılgıdır…

olan her zaman garibana olur…

sonuç,

bir din/ideoloji iktidara geldiğinde

iyileri ya mezarda olur,

ya da kenarda….

ancak kişisel çıkar sahipleri,

ezenlerin yağcıları,

ruhunu şeytana satanlar,

yaptıkları zulmü ve kaypaklığı haklı gösterenler

her zaman ortada ve göz önünde olurlar…

ya garibanlar…

onlar için değişen bir şey yoktur.

satrancın piyonları gibidirler.

arkadaki büyük taşları korurlar.

onların hamlelerinde görev yaparlar.

oyun bittiğinde ise piyonun adı bile anılmaz…

kazanan her zaman şahtır…

piyonların sadece bir şansları vardır…

karşı tarafa yara almadan geçerse

sınıf atlar ve en fazla vezir olur…

ve piyonluğu unutur

kendi sınıfına ihanet eder

şah gibi oyunu devam ettirir..

diğer piyonları kendi yaşamı için kullanır..

ve düzen değişmeden güçlenerek devam eder…

ezilen/ezildiğini iddia eden kesim ise

kendi içlerinde oluşturulan

yapay sorunlarla didişmeye,

birbirine ağır hakaretler etmeye,

birbirini kırmaya/gücendirmeye

hatta birbirini öldürecek dereceye kadar

kör döğüşüne devam ederler…

ve bu arada

sermaye başta olmak üzere

egemen güçler de en iyi yaptığı işlere

sömürüye devam eder giderler…

Ali KORKMAZ

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA