Aileden Başlamak!
t Toplumdaki ahlaki değerlerin yozlaşmasında; ekonomik sorunlardan çok aile-çevre ve okul sacayağından oluşan eğitimdeki çöküşün etkisi büyüktür
t
Toplumdaki ahlaki değerlerin yozlaşmasında; ekonomik sorunlardan çok aile-çevre ve okul sacayağından oluşan eğitimdeki çöküşün etkisi büyüktür...
Aile bütünlüğü sarsılan ve arkadaş çevresi kontrol edilmeyen çocuğun, okuldaki durumunun
iyi olmasını beklemek hayaldir... Yani, her şey aileden başlar...
Bugünkü öyküm, "Kayıp cüzdan" ı bütün olumsuzluklara rağmen "hayırlı evlat" yetiştirme çabasında olanlara ithaf ediyorum...
İki genç kızın seslendiğini duymamıştı. Kızlardan sarışın olanı "Kendi kendine konuşuyor zavallı"
deyince, gayriihtiyari arkasına döndü. Sarışından daha kısa boylu olan düşük belli kot pantolon giymiş esmer kız, ağzında çiklet patlatarak, ona alaycı biçimde baktı ve " Ne o amca, kendi kendine konuşuyorsun" dedi. Servet, oğlu yaşındaki kızın bu tavrına bir anlam veremedi. "Zamane kızları" dedi içinden. Sarışın kız, Servet'in suskunluğuyla alay etmek istercesine sordu.
"İnsan kendi kendine konuşur mu?" Servet, bu soru üzerine kızlara yaklaştı. "Kendi kendime değil, vicdanımla konuşuyorum" deyince; ikiz kız, gırgır geçmek için aradıkları birini bulmuştu.
Servet, saf ve temiz yürekli bir insandı. Hastanede odacı olarak çalışmış, yeni emekli olmuştu. Çocuklarından biri doktordu. Diğer çocuğu ise bu kızların yaşındaydı. Oğlu Mehmet, lise son sınıfa gidiyordu. Servet, hayatında kimseyi kırmamış, bir insandı. O yüzden de lakabı "Evliya Servet" ti.
Adı Selma olan sarışın kız, "Vicdan sizin sevgiliniz mi?" diye takıldı. Kuvvetli kahkaha attı.
Servet saftı ama böyle tipleri bilirdi. Hoşgörülü oldu, onları kırmadı. Kaldırımdaki banka oturdu. Kızlara da işaret etti onlar da yanına geldi. İki kız, güzel bir vakit geçireceklerini umuyordu.
Servet, "Yolda bir cüzdan buldum" diye söze başlayınca,
ikisinin de gözleri faltaşı gibi açıldı. "Eeeeeeeeeeeeee" dediler. "Cüzdanı bulduğum yerde
sahibini aradım. Esnafa sordum. Sahibi gelir diye orada bekledim. Şimdi polis karakoluna gidip,
bunu teslim edeceğim" dedi. Esmer kızın adı Nahide'ydi. Servet'in elini tuttu. Ona, parayı yemesini söyledi. Servet, duymamazlığa verdi. Bir genç kızın böyle düşünmesi, onun ağrına gitmişti. Banktan kalktı,
polis karakoluna doğru söylene söylene gitti. Fuardaki Polis Merkezi'ndeki Başkomiser Nurettin'e
cüzdanı tutanakla teslim etti. Başkomiser Nurettin, Servet'in telefon numarasını da aldı.
Aradan iki gün geçmişti. Cüzdanın kime ait olduğunu merak ediyordu. Hatta gazetelere ilan
vermeyi düşündü. Evden çıkmak üzereydi ki cep telefonu çaldı. Arayan numara kayıtlı değildi. "Alo kimsin" dediğinde, karşısındaki kişi, "Ben Nurettin Başkomiser" diye cevap verdi. Cüzdanın sahibi bulunmuştu,
onu karakola çağırdı. 10 dakika içinde karakola ulaştı. Başkomiserin odasına girdiğinde
karşısında bir adam ve genç kızın oturduğunu gördü. Nurettin, "hoşgeldin" diye ayağa kalktığında,
adam ve genç kız da kapıya döndü. Servet, kızı tanımıştı. Cüzdanı bulduğu gün kendisiyle gırgır geçmeye çalışan kızlardan biriydi. Ona "parayı yesene" diyen kız, Nahide idi. Nahide başını eğdi. Servet'in yüzüne bakmadan tokalaştı. Babası Kasım Bey ise Servet'i, "Bu dünyada senin gibi namuslu insanların olması ne güzel" diyerek kucakladı.
Kasım Bey, Samsun'un en zengin müteahhitlerindendi. Çevresinde de sevilen bir insandı. Cüzdanı kaybettiği gün evde ve işyerinde aramış, bulamamıştı. Kimseye de bir şey söylememişti. Karısı Remziye Hanım, onun telaşlı halini sorduğunda durumu anlatmıştı. Kızı Nahide de yanlarındaydı. Nahide, iki gün önce orta yaşlarda bir adamın cüzdan bulduğunu söyledi. İçinde kimlik olmayan bir cüzdandı. Kasım Bey, kızını büyük bir sevinçle kucaklayarak,
havaya kaldırdı. Cüzdanın içinde hamiline yazılmış çekler vardı. 15 bin dolar da para. Adamın, karakola teslim ettiğini söylemişti Nahide...
Başkomiser Nurettin, Kasım Beye para miktarını sordu. Çekteki firma ismini teyit ettirdi. Bir tutanakla cüzdanı Kasım Beye teslim etti. Başkomiser Nurettin, "Basına haber verelim de bu memlekette namuslu insanların ölmediğini görsünler" dediğinde, Servet karşı çıktı.
Kasım Bey, Nahide ve "Evliya Servet" birlikte karakoldan ayrıldı. Müteahhit Kasım, "Sizin için ne yapabilirim?" diye sordu. Servet, Nahide'ye baktı. "Sizin yok ama kızınızın yapacağı çok şey var" dedi. Kasım Bey şaşırmıştı. Bu sözlere de bir anlam verememişti. Biraz da bozulmuştu. Ne demek istiyordu bu adam? "Ben anladım baba" dedi Nahide.
Servet, baba-kızdan uzaklaşırken, genç kız bir çırpıda o gün yaşadıklarını büyük bir utanç içinde anlattı. Nahide ağlıyordu. Kasım Bey, kızının omzuna elini attı. "Hayır kızım" dedi. "Servet Bey, aslında annenle benim yapacağım çok şey olduğunu ima etti. Eksiklik sende değil bizde" ...
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle.
admin















































































































































































































