Yerin altında insanlar öldü, yerin üstünde insanlık. Yerin altından ölüler çıkarıldı, tekrar çıkarıldığı yere gömülmek için.İnsan olan çok utandı.Çok utandık.
Çok acı içtik hani milletçe, kırıldı her bir parçamız.
Her kes sussun!
O yerin metrelerce altına ekmek parası uğruna inen canlar konuşsun yalnızca. Emeklerinin karşılığı olan hayat mücadelelerinin yegane amacı,ekmek paralarının ellerinden alınacağı korkusuyla konuşturulmayan,susturulan,sindirilen canlar konuşsun.
Konuştular! Korka korka konuştular!
Belki de hayatlarında tek bir kez konuşmalarına izin verildi.Yüreği olan dayanamadı sözlerin ağırlığına.
_Çizmelerimi çıkarayım mı ? sedye kirlenmesin !
_Beni bırakın Mamut abiyi kurtarın ben bekarım, onun eşi hamile!
_Abi baretim kaybolmasın,maaşımdan keserler !......
Kalbimizin en derinine dokundu bu sözler.
Dağ gibi kaç baba gitti. Kaç evlat, kaç kadın geride kaldı? Bu insanların hayat türküleri yaşam masallarının içinde kayboldu.
Neleri unutmadık bunu da unutacağız! Zamanın gölgesi vurunca acıların üzerine unutacağız. Ta ki aynı olayı bir kez daha yaşayana kadar unutacağız?
Bu gün acılarını paylaştığımız, sizinleyiz dediğimiz, o yüzleri kapkara, yürekleri bembeyaz insanları yolda görsek yüzlerine bakmayacağız yine. Kazara toplu taşıma araçlarında yanımıza ilişseler tiksinç bakışlarla bakacağız! Yapmayacak mıyız, yapacağız!
Ya o geride kalanlara ne olacak? İlğilenmeyeceğiz!
Geride kalanlar nasıl yaşayacaklar, nasıl hayata yeniden tutunmaya çalışacaklar hiç bilmeyeceğiz. Çünkü unutacağız. Ama onlar aramızda yaşamaya devam edecekler.
Kömüre” kara elmas” demişler ya hani, elması zengine, karası yoksula kalanından, kömür karası bulaşmış hayatlarında bir başlarına mücadelelerine devam edecekler.
İçlerinde dolup dolup kabaran hiddetin sözleri, insanlara söyleyemedikleri sitemleriyle kalacaklar bir başlarına, yalnız ve çaresiz.
Nazım Hikmet şöyle der bir şiirinde:
Öyle ölüler vardır ki,
Ben onların öldüklerini düşündükçe
Vakit olur,
Yaşadığımdan utanırım.
Utanacak mıyız?
Hayır.
Devam edeceğiz bildiğimiz hayatları yaşamaya.
Biz toplum insanları olarak unutsak da,unutmaması gerekenler olmalı.Ne de olsa biz T.C Anayasasının 2. Maddesinde söylendiği gibi: “......Demokratik,laik ve sosyal hukuk devletiyiz.”
Sosyal hukuk devleti,
güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet anlayışıdır.Tüm kurumlarıyla kişinin korunması,toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla gerçeklik bulur sosyal devlet anlayışı.
Bu şablonu Türkiye’ye konumlandırabilir miyiz? Biz gerçekte bu tanımlamalara uygun sosyal bir hukuk devleti miyiz yoksa “Burjuva Devleti mi?”Düşünmeliyiz!
Yaşanan bu olayla birlikte belki de sadece literatür kelimesi olarak kalan, gerçek yaşama geçirilemeyen bazı sosyal ve siyasi terimleri yeniden tanımlamalıyız.
Devlet nedir? Sosyal adalet nedir?
Emek sermaye nedir? İktisadi düzlemde bu iki değerin yeri ve önemi nedir?
Bir ülkede emekçilerin haklarını korumakla görevli sendikaların işlevi hangi durumlarda önem kazanır?
Grev ve lokavt hakkı nedir?
Yönetici kimdir? Ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Denetleme kurulu müfettişinin görevleri nelerdir?
Bir işte beklenen fayda nedir? Bowley teorisinin getirdiği pratik çözümler nelerdir?
Kardinal fayda nedir? “j” eğrisi ne işe yarar? Ne çok soru var değil mi görünen tek bir olayın altında cevaplanması gereken?
Ve son soru!
RANT NEDİR? Tanımı en geniş ve en kapsamlı şekilde yapılması gereken terim bizce budur. İktisat bilimi bu terimden ne anlıyor? İşveren ve çıkar çevreleri nasıl alğılıyor?
Soruları konu alan bilginiz ölçüsünde çoğaltabilirsiniz. Her bir cevap, görülen o ki ülkemizde günün gerçeklik şartlarına göre yeniden şekillendirilmelidir! Ya da terimlerin anlamlarına gerçeklik kazandırılmalıdır!
Millet olarak duygusalız. Belki de en önemli öz kütlerimizden biri bu yanımız.İnsan olmanın en erdemli göstergesi.Acı hepimizin acısı.Yaşayalım sonuna kadar.
Fakat !
Yazının devamı için tıklayınız:
http://www.akasyam.com/kose-yazisi/895/allahin-kaderinden-allahin-kaderine-kaciyorum.html
ALLAH’IN KADERİNDEN ALLAH’IN KADERİNE KAÇIYORUM!
Gün olur acıyı seyredersin. Yaşanan acı, olduğun yere çiviler de nefesini keser.Konuşamaz eder ,söz söyleyemez eder.Sen susarsın,gözyaşları konuşur,acı çığlıklar konuşur.Susmalarına yüklersin tüm söylemek isteyipte söylemeye utandıklarını.
admin
















































































































































































































