İbadetlerde Özgürlük, Haramlarda Tutsaklık

Nihat Güç

08-09-2025 19:54

Kavramlarımıza yüklenen manalar değişince, özgürlük tutsaklığa, tutsaklık da özgürlüğe evrilmiş oldu. Tutsak olanlar özgürlük şarkısını dillendiriyor.

Kur’an’a sırt dönen bir insana özgürlüğü tarif etmenin, tutsaklığın sınırlarını çizmenin imkânsızlığını da anlatmak veya kavratmak pek mümkün olmayacaktır. Çünkü insanoğlu çok cahildir ve çokça da gafildir. İnsanlık özgürlük adı altında ne yaptığını bilemez bir derekeye, tutsaklığa alışmış durumdadır. “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzap/72)

Maalesef insanoğlu yüklendiği emanetten gafil bir yaşamı özgürlük adı altında pürneşe ile sürdürmektedir. Başına geleceklerini umursamadan tutsak bir hayatı alkışlamaktadır. Yaptıkları fecaatleri üstünde oturduğu özgürlük halısının altına süpürmektedir. Ancak tutsak olanlar işlediklerinin bilincinde değillerdir.

İnsanoğlunun şahidi, yirmi dört saat kendisi ile beraber iş ve işlemlere imza atan bedenidir. Buna rağmen şahitlerin huzurunda, şahitleri pervasızca kullanarak birçok günaha dalabiliyor, olmadık yerlerde, olmadık şekilde, olmadık isyanlara tevessül edebiliyor. Halbuki Yüce Allah bu konuyu; “Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.” (Fussilet/22) şeklinde dile getirmektedir kitabında.

Medeniyet ve özgürlük(!) adı altında işlenen günahları, âlenileştirilen haramları saymak mümkün değildir. Azıttıkça azıtıyor insan.

İnsanın eli, gözü, kulağı, ayağı, kalbi ve yüreği kişinin sahip olduğu dinin gereklerine göre iş ve işlemlerini yürüttüklerini bilmemz kaçınılmazdır. İnanç; iyi olursa vücudun sergilediği davranışlar iyi olur, inanç kötü ve bozuk olursa vücudun sergilediği veya sergilemek zorunda kaldığı davranışlar da kötü olur. Nu’mân İbni Beşir (r.a.) Resulüllah (s.a.v.)’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “… Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhari, İman 39, Büyu’ 2; Müslim, Müsakat 107) Kalbi tutsak olan bir insana özgürlüğün tarifini yapmak mümkün değildir. Özgürlüğün tarifini yapabilmek için evvela kişinin kalbinin tutsak olmaması gerekir.

Kişi Müslüman olsun olmasın hiçbir davranışı inançtan hali kılamayız. O halde insanlardan sadır olan her bir fiil sahip olunan bir inancın dışa yansıması olduğunu söylersek yanlış söylemiş olmayız. İnanç ile ilişkilendirilemeyen bir davranışı şimdiye kadar hiç kimse bana gösteremedi.

İnsanlar bazen etrafını saran zifiri karanlıklar içinde kendisine apaydınlık bir yol bulur istikamet üzere emin adımlarla yürümeye devam eder. Baskı ve engellemeler bir işe yaramaz. Yıldıramaz inanç sahibini. Engelleyemez hiçbir ibadeti, zorlayamaz hiçbir haramı. Mü’min inanç sahibidir, inandığını yaşamak ister.

İnsanlar bazen de apaydınlık bir zaman diliminde, zifiri ve koyu bir dehlizin içindeymiş gibi yolunu kaybeder, şapşallaşır ortalıkta, körelir, sağa sola yalfa yapar, yol aldığını düşünür ancak bir arpa boyu dahi olsa yol almadan yürüyüverir. Bütün uğraşları heba olur, kalakalır yerinde. Çünkü yürümenin gerekliliğine inanmıyordur. Her şey ve her yer kendisi için karanlık ve kapalıdır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.” (Nur/40) Evet, nursuza nuru tarif etmek mümkün değildir. Tutsaklığı özgürlük sandığı gibi nursuzluğu da nur sanır.

Kâfir olmak veya dinden çıkmak Şeytan ile Müşrikler ile Ebu Cehil veya Ebu Lehep ile sınırlı bir konu olduğunu düşünmüyorum. Tarihte kalmış bir durum olduğunu da kabul etmiyorum. Araplar ile sınırlı bir konu olduğunu söyleyenlere de inanmıyorum.

Mü’min kalmanın veya küfre düşmenin kapısı herkes için kıyamete kadar açıktır. Dileyen dilediği kapıyı, dilediği şekilde, dilediği zaman kullanabilir. Kim, nerede ve ne zaman Kur’an’ın ister tamamına ister hükümlerinden birine (mesela miras hükmü bunlardan birisidir) karşı çıkabilir, kabul etmiyorum da diyebilir. Bu konuda şeytana tutsak kalabilir.

İlahi emirlerin tamamına karşı çıkmak veya istemiyorum demek küfrü, dinsizliği ve imansızlığı gerekli kıldığı gibi bir emri kabul etmiyorum demek de küfrü zorunlu kılmaktadır. “… Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?...” (Bakara/85) ayeti bu durumu izhar etmektedir. İman veya inkâr eden kişi ister diplomalı olsun ister cahil, ister profesör olsun ister muallim, ister ilahiyatçı olsun ister mühendis fark etmiyor. Mü’min mü’mindir, kâfir de kâfirdir. Hem Mü’min hem de kâfir olmak diye bir konu yok dinimizde. İnsanların bir ömür boyu elde etmek için çalıştıkları, yanlarında taşıdıkları etiketlerin hiçbiri kâfir olmaya, dinden çıkmaya engel bir durum teşkil etmemektedir. Kim, Allah’ın ortaya koyduğu hükümlerinden en az birini kabul etmeyerek yanlışlığını iddia ederse veya Arap örfü diyerek inkâra kalkışırsa, laiklik ve demokrasi kurallarıyla uyuşmuyor diyerek karşı çıkarsa o kişi kâfirdir, dinsizdir, imansızdır.

Böylece her şey ayan beyan bir şekilde ortada dururken ve her an ölüme doğru yol alırken yanlışlarımızı, hatalarımızı, kusurlarımızı telafi etme, günahlarımızdan tevbe etme ve istiğfara yönelme, af ve mağfiret dileme, hasımlarımızla helalleşme ve toka yapma imkânına sahip olduğumuzu hatırlamamız lazımdır. İbadetlerimizi ifa etme; iyiye, güzele, doğruya yani özgürlüğe yönelme gücü ve kuvveti var elimizde. Hâlâ günahlardan içtinap etme, tutsaklıktan kurtulma iradesi var sinemizde. Bilincimiz yerinde, irademiz var, idrak kabiliyetini de henüz yitirmiş değiliz. Bazı şeyleri değiştirme iradesinin var olduğunu, bazı şeylerin doğruluğunu kabul etme imkânına sahip olduğumuzu biliyoruz.

Unutmayın bu imkânların tamamı ölüm ile son bulacaktır.

Vahyin bildirdiklerine rağmen bir konuyu savunan, görüş ileri süren, bu daha iyi ve daha güzel diyen kişi ya kördür ya sağırdır ya da kalpsizdir. “Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.” (Bakara/18) Başka bir izahatı olamaz bu konunun. Allah, böyle bir duruma düşmekten muhafaza buyursun bizleri ve tüm mü’minleri!

Peki, neyi bekliyoruz?

Un var, yağ var, şeker var elimizde. Ortam müsait. Helva yapmak için daha ne olması lazım? Ölmeyi mi bekliyoruz yoksa imkânların tek tek tükenmesini mi? Her gün elimizden güç ve iradenin sessizce kayıp gittiğine şahit olduğumuz bir ortamda ve zamanda helva yapamamak ne kadar da acı bir durum olduğunu niye kavrayamıyoruz? Şayet tutsaklıktan özgürlüğe terfi etmek için ölümü bekliyorsak, ölüm ile beraber elimizde var olan tüm imkânların birer birer yok olduğunu gördüğümüz zaman iş işten geçmiş olacaktır. Geri dönüşü olmadığı gibi pişmanlık da fayda sağlamayacaktır bize.

Evet, her insan özgürdür. Dileyen iman eder dileyen de inkâr eder. Ancak özgürlük; Allah’ın yasaklarını pervasızca çiğnemek, isyan etmek ve haramlara alabildiğine dalmak demek değildir. Allah’ın emirlerine karşı çıkmak tam manasıyla şeytana ve şeytanın avanelerine tutsak olmak ile eşdeğer olduğunu söylemek durumundayım. O yüzden haramlar özgürlük adı altında işlenemez, âlenileştirilemez, ahlak ve karakter haline dönüştürülemez. Ve yine özgürlük adı altında haramlar Allah ile bir savaşa zemin teşkil ettirilecek bir evreye getirilemez.

Asıl özgürlük; Şeytan ve avanelerine ret çekmek ve bir bütün halinde Allah’ın emirlerine boyun bükerek bağlanmakla gerçekleşecektir.

Kişi; Allah’ın emirlerine ittiba ettiği kadar özgür, Allah’ın yasaklarına bağlandığı kadar da tutsaktır.

Peki, siz Allah’a asi olmak suretiyle şeytan ve avanelerine tutsak mı oldunuz yoksa şeytan ve avanelerine başkaldırarak Kur’an’a bağlanmak suretiye özgürlüğünüze mi ulaştınız? Ya da bu soruyu bir başka şekilde sorayım; “Siz ibadetler karşısında özgür müsünüz yoksa haramlara bağlanmak suretiyle hala tutsaklığınıza devam mı ediyorsunuz?”

DİĞER YAZILARI Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi 37. Ayet 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi 24. Ayeti 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi 15. Ayeti 01-01-1970 03:00 Müslüman Ahlaklıdır 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi'ne Başlarken 01-01-1970 03:00 İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur 01-01-1970 03:00 ABD-İsrail Ve İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Ramazan’a Elveda 01-01-1970 03:00 İsrail-ABD, İran Ve Biz 01-01-1970 03:00 Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız! 01-01-1970 03:00 Rol Modellerimz (!) 01-01-1970 03:00 İyi İnsan, Kötü İnsan 01-01-1970 03:00 İnsanlarımız Ve İslam 01-01-1970 03:00 Cahiliye Düzeni 01-01-1970 03:00 Faizli banka aracılığıyla maaşımı almak istemiyorum! 01-01-1970 03:00 Kur’an’dan Birkaç Mesaj 01-01-1970 03:00 Ana Eksenimiz Ne? 01-01-1970 03:00 Gittikçe Bunalıma Batıyoruz 01-01-1970 03:00 Müslüman Ve Kâfir 01-01-1970 03:00 Güvenlik Gerekçesi 01-01-1970 03:00 İman Etmek veya Küfre Düşmek 01-01-1970 03:00 Sumud Filosu 01-01-1970 03:00 Haini Çok Olan Bir Coğrafyada Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 İslam Ve İnsan 01-01-1970 03:00 Yasaklanan İslam’dır. 01-01-1970 03:00 Laik Ortam Ve Müslümanlar 01-01-1970 03:00 Gündem Gazze! 01-01-1970 03:00 Dua ve Savaş 01-01-1970 03:00 Yahudileşmek Ya Da Hamas Silah Bıraksın Demek 01-01-1970 03:00 İsrail’e Askeri Müdahale Şart 01-01-1970 03:00 Suriye Ve Durziler Meselesi 01-01-1970 03:00 Şaşkın İnsan 01-01-1970 03:00 Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Müslümanlar Ve Kâfirler 01-01-1970 03:00 İsrail İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Gazzeli Mücahitler Dünya Müslümanlarının Lokomotifi Oldular 01-01-1970 03:00 İşlevsel İslam 01-01-1970 03:00 Akıllı Olan Müslümandır Müslüman Olan Akıllıdır 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -2- 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -1- 01-01-1970 03:00 Adil Olmak Veya Zulmetmek 01-01-1970 03:00 İnsanların Hedefleri ve Başarıları 01-01-1970 03:00 Sûni Sınırlar Aşılmadan Gazze Kurtulamaz 01-01-1970 03:00 İslam’a Tabi Olmak 01-01-1970 03:00 Değişimi Iskalamak 01-01-1970 03:00 Si(s)temsel Bir Eleştiri 01-01-1970 03:00 İsimlendirmeleri Yeniden Yapalım 01-01-1970 03:00 Gündemi Değerlendirme Biçimi 01-01-1970 03:00 Bir Filistin Yazısı Daha 01-01-1970 03:00 Hesabı Da Unutmayın! 01-01-1970 03:00 Ardımızdan Ağlayanımız Olacak Mı? 01-01-1970 03:00 Kurtuluş Noktası 01-01-1970 03:00 GAZZE 01-01-1970 03:00 Takva Elbisesi Ve Tesettür 01-01-1970 03:00 Ayak Uyduramıyorum 01-01-1970 03:00 İslam ve Beşeri Sistemler 01-01-1970 03:00 Her İnsanın Bir Karnesi Vardır 01-01-1970 03:00 Gazze’de Ateşkes Uygulanmaya Başlandı 01-01-1970 03:00 Sünnettüllah 01-01-1970 03:00 Niyet -2- 01-01-1970 03:00 Niyet -1- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -3- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -2- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -3- 01-01-1970 03:00 Bir Oku Bin Düşün 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -2- 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -1- 01-01-1970 03:00 Biz, Bize Benzemek Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bahaneleri Çok 01-01-1970 03:00 Kime Göre Neye Göre 01-01-1970 03:00 Şahidimiz Bedenimizdir 01-01-1970 03:00 Bir Ayetin Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 7 Ekim El-Aksa Tufanı 01-01-1970 03:00 Cahiliye Dönemi Anatomisi 01-01-1970 03:00 Gazze ve Biz 01-01-1970 03:00 Sitem ve Sistem 01-01-1970 03:00 Yasin suresi 14. Ayetin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -5- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -4- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -3- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -2- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -1- 01-01-1970 03:00 Şeriat’a Karşıyım 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -5- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -4- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistin ve Biz 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -2- 01-01-1970 03:00 Bangladeş’te Kıyam 01-01-1970 03:00 İsmail Haniye 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -1- 01-01-1970 03:00 Elleri Kuruyasıcalar! 01-01-1970 03:00 Dileyen İnkar Eder Dileyen De İman Eder 01-01-1970 03:00 İlahlaşmak 01-01-1970 03:00 Yapacağınız Tercihlere Dikkat Edin 01-01-1970 03:00 Futbol En Büyük Afyondur 01-01-1970 03:00 7 Ekim Geç Kalınmış Bir Tarihtir 01-01-1970 03:00 Kültürel Emperyalizm 01-01-1970 03:00 Suçun Şahsiliği Esastır 01-01-1970 03:00 Hz. Aişe (r.ah.)’nin Yaşı 01-01-1970 03:00 İsteyenin İnandığı Bir Sistemden İsteyenin İnkâr Ettiği Bir Sisteme 01-01-1970 03:00 Aman ha! 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebi Bizleri Eğitmeye Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Arkası Gelmeyen Sorular 01-01-1970 03:00 Ah! Gazze ah! 01-01-1970 03:00 Serap Hakikat Değildir Hakikat Tektir, O Da Kur’an ve Sünnettir 01-01-1970 03:00 Doğruluk İspat Gerektirir 01-01-1970 03:00 Batı(L) Ülkeleri 01-01-1970 03:00 İman Hakikati 01-01-1970 03:00 Şehit Hasan Saklanan 01-01-1970 03:00 Filistin Okumaları 01-01-1970 03:00 Ne Dersiniz? 01-01-1970 03:00 Bitmeyen İmtihanımız Filistin 01-01-1970 03:00 Seçim Analizi 01-01-1970 03:00 Filistin Meselesinin Neresinde Duruyoruz 01-01-1970 03:00 Her İnsan Ölecek Yaştadır 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri -2- 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri 01-01-1970 03:00 Kime Göre Doğru, Kime Göre Yanlış 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -6- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -5- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -4- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -3- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -2- 01-01-1970 03:00 Ramazan Hoca’nın Şehadeti 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -1- 01-01-1970 03:00 Sorular Tek Bir Kitaptan Gelecek 01-01-1970 03:00 PUT -3- 01-01-1970 03:00 PUT -2- 01-01-1970 03:00 Put- 1- 01-01-1970 03:00 Vazgeçilmezler ve Dokunulmazlar 01-01-1970 03:00 Farklı Bir Bakış Açısı İle Filistin 01-01-1970 03:00 Evvet, oyun süperdi! 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -13- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak-12- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak -11- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -10 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -9- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -7- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -8- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -6- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak- 5- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak-4- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -2- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -1- 01-01-1970 03:00 İstişare 01-01-1970 03:00 Müminlerin Yapacakları, Yapmayacakları -3- 01-01-1970 03:00 Mü’minlerin Yapacakları, Yapmayacakları -2- 01-01-1970 03:00 Ne Yapalım, Ne Yapmayalım 1 01-01-1970 03:00 Bizler, bizlere ait olacağız Bizler, bize ait işler yapacağız 01-01-1970 03:00 Kötü Kokan Bataklık Kurutulmadan Güzel Kokan Gül Yetişmez 01-01-1970 03:00 İbadetlerin alternatifi var mıdır! 01-01-1970 03:00 Tüm bunları namazın mı emrediyor? 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu bu… Huyum batsın. 01-01-1970 03:00 Hz. Ömer mi Dediniz 01-01-1970 03:00 Kendimizi Unutmayalım! 01-01-1970 03:00 Nasıl Bir Doğru! 01-01-1970 03:00 Siz Ne Dersiniz, Bilmem 01-01-1970 03:00 Aynanın Karşısındayım 01-01-1970 03:00
haber medya kadın