İnsanoğlu için her şey istek, heves ve iştiyaka bağlıdır. İstek, heves ve iştiyak sahibi olmayan bir insana olumlu veya olumsuz manada bir işi yaptıramazsınız, bir sözü söyletemez, bir yanlışı kabul ettiremezsiniz.
O halde ister işlenen haramlarda, ister ifa edilen ibadetlerde insanın istek, heves ve iştiyakı mutlaka vardır ve etkendir. İç ve dış etkenlerden kaynaklanan istek, heves ve iştiyak olmasaydı cennet de cehennem de hak edilmiş olmayacaktı.
İstek, heves ve iştiyakı sevk ve idare eden en önemli iç etken kuşkusuz imandır. İman varsa imkân da vardır. İman yoksa hiçbir imkân bir işe yaramayacaktır.
İnsanda oluşan istek, heves ve iştiyak bazen de dış etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bu dış etkenler, imtihan için var edilen insanoğlu kendi elleriyle düzenlediğine rastlıyoruz. Yoksa başkalaşım geçirerek sahip olduğu her şeyini kaybedebilirdi.
İnsanoğlu su misali, özünü kaybetmeden girdiği kabın şeklini alabilen bir varlıktır. İmtihan için var edilen insanoğlu nelere takıldığını, nerelerde tutulduğunu, hangi ortamlara zorunlu olarak sevk ve idare edildiğini çok iyi bilmelidir. Yoksa içine girdiği çevrenin uygun olmayan şartlarına ayak uydurarak imtihanını kaybedebilir ve yanlışları doğru olarak algılayabilir. Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur, atasözü bunu doğrular mahiyettedir.
Türkiye’de İslam; yüzyıldır laik, demokrat, ateist ve müşrik kesimleri rahatsız etmeyecek seviyede ve düzeyde anlatılmaya çalışıldı. İslami olan fakat laik, demokrat, müşrik ve ateistleri kızdıracak kimi konular hiçbir şekilde dile getirilmedi /getirilemedi. Zaman zaman dile getirenler de derdest edilmekten yakalarını kurtaramadılar. O yüzdendir ki dini emirlerin doğru ve düzgün bir şekilde dile getirildiği zamanlarda feveran eden insanlara rastlayabiliyoruz.
Özellikle atesitleri ve müşrikleri rahatsız etmeyen bir İslam, Yüce Allah’ın gönderdiği din değildir. Yahudileri çileden çıkartmayan din, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in getirdiği din değildir. Hristiyanları sağa sola savurmayan bir din Kur’an’ı Kerim’in anlattığı din değildir. Müşrikleri dile getirmek bile istemiyorum. Müşrikleri delirtmeyen din, İslam dini olamaz. Farklı dünyaların insanları aynı potada eriyebilecek ve hiçbir rahatsızlık duymayacaklar, olacak şey mi bu?
Bunu böyle bellemek lazımdır. Ne diyor Yüce Allah; “İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” (Al-i İmran/119)
Camilerde ve okullarda İslam dini Allah’ın isteğine, Kur’an’ın anlatımına, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetine, sahabelerin yaşantılarına uygun bir tebliğ faaliyeti sergilenmediği müddetçe insanlara etki etme, onları harekete geçirme, yanlışlarını düzeltme oranı hep cılız, hep zayıf, hep bodur kalacaktır. Çünkü yarısının üstü yasaklanarak kapatılan İslam; insanları iyileştirecek, dini bir yaşama, dini bir düşünceye sevk edecek güçten yoksun kalacaktır. O yüzdendir bu ülkede hem namaz kılan hem puta tapan, hem başörtü kullanan hem de kozmetiğin her türlüsünü üzerinde sergileyerek pazarlayan, hem oruç tutan hem de faizin âlasını yapan insanlar çıkmıştır, çıkmaya da devam edecektir. Bu durumun ortaya çıkmasının en bariz sebebinin laik sistemi rahatsız etmeyecek bir şekilde ılımlı bir İslam’ın dillendiriliyor olmasından kaynaklandığını söylememiz gerekmektedir. Başka bir neden aramaya, dinini tam anlamıyla yaşayamayan Müslümanlara kızmaya, onlara hakaret etmeye, kusurlu göstermeye gerek yoktur. İslam değişmiş ya da miadını doldurmuş bir din değildir. Diridir, faaldır ve etkendir. Ancak laiklik kuralları gereği dört duvar arasına hapsedilmiş bir din olduğunu söyleyebiliriz. Ayakları kesilmiş, gözleri köreltilmiş, kafası kopulmuş bir din etkiden uzaktır. Günümüzde caminin iç duvarlarında olmak kaydıyla seslendirildiğinde mahkemeye başvurulan bir din haline getirilmiştir.
Eskiden sosyal hayatta dile getirilen İslam’a ait emir ve yasaklara karşı çıkanlar olurdu. Camiye dadanana rastlamak pek mümkün değildi. Çünkü dinin sosyal hayattan kopmasını ve camiye hapsedilmesini isteyen laik bir sistem vardı. Bu durum zamanla gerçekleşti ve din tam anlamıyla camiye mahpus hale getirildi.
Şimdilerde ikinci raunda geçildiğini söyleyebiliriz. Camilerde anlatılan dine, hutbelerde dile getirilen konulara, sohbet arasında konuşulan emir ve yasaklara dahi müdahale edilmeye başlandı. Pervasızca saldırılar düzenlenmektedir. Resmiyette (kanun ve yasayla) icraya konulmayan ayetlere pranga vurmak adına mahkemeler nezdinde dava açılıyor, camilerde okunmasına bile yasak getirilmek isteniyor. Bu kesimin elinden gelse bu ülkede Kur'an-ı Kerim’i ortadan kaldırılacak, Hadis-i Şeriflere de ket vurulacaktır. Hz. Muhammed (s.a.v.) yasaklanmış isimler arasına kaydedilecektir.
Durumun bu derekeye evrilmesinde yani bu süreçte Müslümanlar mı çok pasif kaldılar yoksa bu bir avuç azgın azınlık mı biraz daha azıtmaya, biraz daha cozutmaya, biraz daha uydurma dinlerine bağlanmaya başladılar bilemiyorum.
Günümüzde İslam ile beslenmeyen insanlar hemen her yönüyle Avrupa’ya tutsak olmuş vaziyettedirler. Okuyanı da okumayanı da bu duruma düşmüşler. Avrupa’nın değer yargıları ile Müslüman dünyasının değer yargıları hiçbir zaman birbiriyle uyuşmaz. Farklı dünyaların insanları oldukları için değer yargıları da haliyle farklı olacaktır.
Türkiye’de entel dendiğinde değer yargılarını Avrupa’dan devşiren manasında kullanıldığını söyleyebiliriz. Müslüman kalarak Hristiyan âleminin değer yargılarıyla anlam bulmaya çalışmak mümkün değildir. Bizi biz yapan Kur’an ve Sünnettir. Bizi Avrupa değerlerinden uzaklaştıran Hz. Muhammed (s.a.v.)’e olan bağlılığımızdır.
“Entellektüel, bilge, medeniyet, kültür, erdem, vefa ve hakşinast” gibi kavramları hep Hristiyan ve Ateist Avrupa insanları üzerinden anlatılması ve tanıtılması esaretin ve teslimiyetin bir başka ifadesidir. Kişi böyle davranmakla ya Kur’an’dan habersiz ya da bildiklerinin üstünü örtmeye çalışan biri olduğunu söyleyebiliriz. Bunun başka bir açıklaması da yok zaten. Bu durumun ortaya çıkması dinin karıştırılmadığı ortamların her geçen gün biraz daha çoğaltılmasıyla doğru orantılı olduğunu söyleyebiliriz.
Halbuki tüm bu kavramların hatta bu kavramların fevkinde başka başka kavramların da en üst zirvesine Kur’an ile çıkılabildiğini unutmamamız lazımdır. Kur’an’dan yoksun bir toplumda ya da başka bir ifadeyle laiklik adı altında Kur’an’dan yoksun bırakılan bir toplumda Kur’an ile yükselmek, Kur’an ile bir düşünce, bir değer üretebilmek herkese nasip olacak bir konu değildir. Çöl bedevilerini medenileştiren yegane kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunu gözden ırak tutamayız.
Toplum olarak Avrupa’yı rehber ve önder edindiğimizden bu yana dünyanın her neresinde bir Müslüman varsa o bize düşman; dünyanın her neresinde bir Yahudi, bir Hristiyan, bir Ateist, bir Mecusi, bir putperest, bir Müşrik veya bir Dürzi varsa o da bize dost oldu. Dostlarımızı acımasızca eleştirirken, düşmanlarımızı da alabildiğine alkışlamaktayız. Kısacası yönümüzü Avrupa’ya çevirdiğimizden bu yana Allah’ın tüm düşmanlarını sevmeye ve başımızda bir değer olarak taşımaya başladık. Ayak olmayı hak edemeyenler baş, baş olmayı hak edenler de ne yazık ki ayak bile olamadılar bu süreçte.
Allah biz Müslümanları bir tek kafiri bile sevmekten, onların arasında bulunmaktan hıfz-ı muhafaza buyursun! Dedim ya içinde bulunduğumuz ortamın, bir süre sonra tamamlayıcı elemanı olabiliyoruz.
Allah kimseyi şaşırtmasın! Allah kimseyi yanlışı savunacak, yanlışı alkışlayacak derekeye yuvarlatmasın! Allah kimseyi düşmanına benzeyecek, düşmanları gibi davranacak, düşmana ait değerleri savunacak kadar yoldan da çıkartmasın! Biz Müslümanların en büyük sorunu budur. İslami olmayanları savunmaya, İslami olanlara da karşı çıkmaya başlamamız Laik sistemin oluşumuyla başladığını itiraf etmek durumundayız.
Rabbim şaşırtacak olursa kişi; ya düşmanını dost edinmeye başlar ya da düşmanının yanlışlarını doğru olarak kabul eder. İslam’ın hâkim olmadığı ortamlarda kâfirlere ait yanlışlar hoş görünmekle kalmaz hayatın birer felsefesi olmaya başlarlar.
Zaten en büyük sapıklık, en büyük akılsızlık, en büyük delalet, düşmana benzemek veya düşmana ait yanlışları doğru olarak bellemek, dosta saldırmak, düşmanı alkışlamak değil midir?
Ne yaparsan yap, ne söylersen söyle, kime dokunursan dokun, nasıl kazanırsan kazan, istediğin düşünceye sahip ol; Allah, din, iman, cennet ve cehennem yokmuş gibi davran ama unutma bir gün mutlaka hesaba çekileceksin. Hesap kitap günü artık geri dönüşün olmayacak. Hesaptan yakanı kurtaramayacak olursan (Allah muhafaza) işte o zaman laikliğin ne olduğunu iyicene anlayabilirsin…
Ravza ZEYBEK
İlim Neyi Bilmektir?
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Aynı Evde Büyüyen Yalnızlık: Narsistik Ebeveynlik Ve Görünmeyen Çocuklar
Hamdi TEMEL
Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor
Adnan ÖZ
Bu kadro ile bu kadar!
Seyfettin BUDAK
Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi?
Mehmet BOZKURT
Üzgünüm Ey Milletim!
Fatih ORUÇ
Amerikaʼnın Kızılderili Soykırımı
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Erol AYDIN
Köyden Kente Sosyolojik Dönüşüm
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Songül KARAMAN
Bir Yağmur
Nihat Güç
Rol Modellerimz (!)
Halil MERT
İran… Abd’nin Pehlevi Dayatması
Önder GÜZELARSLAN
Muğla Şehit Ziya İlhan Dağdaş Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Aydan KURT
Yorulmuyor musun?
Mehmet Nuri BİNGÖL
Sahtelerin Tasallutu
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)