DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nihat Güç
Nihat Güç
Giriş Tarihi : 03-08-2026 15:28

Münevver İnsan

Ahirette mutlu ve mesut olacak insanlar, dünya hayatında münevver olma sıfatına sahip olan insanlar olacaklardır. Bunda şüphe yoktur.

Münevver insan; saygın, aydın, bilgili ve kültürlü kimse manasına kullanıldığını söyleyebiliriz. Kelime kökeni Arapçadaki “Nur” (Işık) sözcüğünden türemiştir. O halde münevver kişi, Kur’an ile nurlanan, Kur’an ile bir hayat sürdürmeye çalışan ve Kur’an ile çevresindeki insanlara değer katan kişidir. Salt okul bitirmiş veya ahirette herhangi bir değer taşımayan diplomaya sahip olmaktan öte, zihni ve ahlaki olarak gelişmiş, toplumu uyarma ve aydınlatma sorumluluğu taşıyan, dini olması gereken vechiyle aktaran kişidir. Kendi kusurunu, hatasını, yanlışını ve eksiğini olması gereken şekliyle bilen, bunun için üzülen, hüzünlenen ve kalbinde nedamet duygusu eksik olmayan kişi manasında kullanılmaktadır. Kalbi körelmiş, yaptıklarını ve yapacaklarını denetleyemeyen kişiler hata, kusur ve yanlışı Kur’an ve Sünnet üzere tarif edecek bir kabiliyetten uzak olan kişiler münevver insan diye tanıtılamazlar. Çünkü münevver olma özelliği herkeste bulunabilecek basit ve sıradan bir sıfat değildir.

Kendi kusurunu, hatasını, yanlışını ve eksiğini bilemeyen, göremeyen ve farkına varamayan bir insana hangi makamdan seslenseniz, hangi telden çalsanız bile bin bir dereden bahaneler ileri sürerek kabule yanaşmayacaktır. O yüzden münevver insan olmak bambaşka bir şeydir. Herkeste bulunmayan önemli bir özelliktir. Münevver kişi evvela kendisini, yaptıklarını ve düşündüklerini bizzat kendisi denetleme hasletlerine sahip olandır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Birr (iyi, meşru, dince güzel olan) güzel ahlâktır, ism (birrin zıddı) ise kalbinde oturup kalan (ukde olan) ve insanların bilmesini istemediğin davranıştır.” (Müslim, Birr, 14-15) Buradan yola çıkarak, münevver insan; kendi kendini denetleyebilen, Kur’an ve Sünnete göre ters olan işlere bulaştığı vakit kalbinde tarifi imkânsız bir hasara ve pişmanlığa yol açan kişidir.

İman zorlama ile olmaz, zor kullanmak ile iman oluşmaz. İman etmek de inkâra kalkışmak da kişiye kalmış bir iştir. Söylenenleri kabul etmek de anlatılanlara karşı çıkmak da insanın özgür iradesi ile gerçekleşen bir olgudur. Okunan âyetlere, dile getirilen hadislere karşı sergilenen her bir tutum veya her bir davranış imanın / inkârın dışa yansıyan yüzüdür. Münevver insan, ayet ve hadisleri kabul ettirmekle değil olması gereken vechiyle ortaya koymakla, dile getirmekle mükelleftir. Gerisi ayetleri ve hadisleri işiten kişiye kalmıştır. Kişi dilerse düşüncelerini ayet ve hadis ışığında değiştirmekle, şekillendirmekle işe başlayabilir, dilerse de şirk ile bezenmiş bir hayatı tercih etmekte sınır tanımayabilir. Dilerse farzlara dört elle sarılabilir dilerse haramlar ile iç içe bezenmiş bir yaşamı tercih edebilir. Münevver olma düzeyi ayetler ile yol yürüme düzeyine bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Herkes ölecek. Herkes ölüm iksirin tadına mutlaka bakacak. Bundan kaçış yok, kurtuluş da yok. Doğan her insan ya şaki ya da sait olarak içecek bu ölüm iksirini. Günün sonunda yaptıkları iş ve işlemlere bağlı olarak mutlu veya bedbaht biri olarak tescillenecek. Bu tescil kişinin sahip olduğu inanç değerlerine göre gerçekleşecek.

Her şey değişiyor, her şey dönüşüme uğruyor. Durdurulamayan ve karşı konulamayan zaman akıp gidiyor. Ele avuca sığdırılamayan mekân, günü birlik değişime uğruyor. İnsanın bizzat kendisi değişmekle kalmıyor biri doğuyor biri de ölüyor. Değişmeyen tek şey imtihandır. Geçmişten bugüne imtihanın kendisi bizzat olduğu gibi duruyor ortada. Münevver olma şartları değişmedi.

Cenneti kazanmak veya cehenneme duçar olmak dün de geçerli bir kuraldı, bugün de var, yarın da var olmaya devam edecek.

İnsan için rahmete veya zahmete erişmenin tek bir ayırıcı özelliği var, o da imandır. Olması gereken vechiyle iman eden kişi ölüm ile beraber mutlu ve mesut olacaktır, iman etmeyen insan da ölüm ile beraber bedbaht ve perperişan olacaklar ordusuna katılacaklar.

İmtihanın nihayete erdiği anda kimi insan ölüm denilen iksiri bir şerbet gibi yudumlayacak ve hoşnut olanların gurubuna dâhil olmak üzere kanatlanacak bu dünya serüveninden. Kimisi de Nemrut ve Firavun gibi helak olacak ve bedbahtlar ordusuna yüzü kara bir şekilde katılacak. Peki, ölüm herkes için aynı iken kimileri için niçin hoşnutluk getiriyor, kimileri için de niçin bedbahtlığa yol açıyor, hiç düşündünüz mü bu durumu?

Son sürat devam eden, karşı koyamadığımız ve durduramadığımız bu imtihan tünelinde duralım ve bir durum tespitini tefekkür merhalesiyle yapalım diye düşünüyorum.

Kişiye şan, şeref, haysiyet veya üstünlük veren ne soydur, ne soptur ne de ırksal değerlerdir. Tam tersi kişiye üstünlük ve haysiyet sağlayan yeğane ana unsur, İslam’dır. Kişi İslam’a sarıldığı oranda değerlidir ve üstündür. Yüce Allah şan ve şeref arayan insanlar için; “Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya/10) Şan, şeref, haysiyet ve üstünlük elde etmek isteyen her insan mutlak surette Kur’an’a tabi olmalı, sünnet ışığında bir yaşam sürdürmeli, elinden geldiği oranda münevver olmaya gayret göstermelidir. Yoksa Ebu Cehil olmaktan yakasını kurtaramaz.

Kur’an’a tabi olmayan insanlar, (Kureyş kabilesinden dahi olsalar) hangi ırktan, hangi kabileden, hangi ülkeden, hangi şehirden, hangi diploma sahibi, hangi makam ve mevki sahibi olurlarsa olsunlar tüm değerlerini, tüm meziyetlerini ve tüm üstünlüklerini kaybetmeye mâhkumdurlar. Hz. Nuh (a.s.)’un oğlu, Hz. İbrahim (a.s.)’in babası veya Hz. Muhammed (s.a.v.)’in amcası Ebu Lehep dahi olsalar İslamî bir değere sahip olamadan helak olup gideceklerdir.

İslam bir bütündür. Bir kısmı alınıp diğer bir kısmı yok sayılamaz, yokmuş gibi bir yaşam, bir konuşma biçimi, bir düşünce şekli sürdürülemez. İbadetleri (namazı, tesettürü) yok saydığınızda geriye kalan kısım İslam olarak değerlendirilemeyeceği gibi haramları (içki içmeyi, faiz işlemeyi, kumar oynamayı) basite indirgediğinizde geriye İslam diye bir din de kalmış olmayacaktır. İslam’ın inanç meseleleri de bir başka güzeldir. Kendisine hastır. Yüce Allah’ın Kitab-ı Mübin’inde bildirdiği (cin, melek, şeytan, cennet veya cehennem) gibi iman esaslarına ilavede bulunma veya çıkarımlar yapmaya tahammül göstermez. Ve yine hüküm bildiren (miras, işlenen cinayetler, cihat, savaş ve barış hukuku gibi) şeriat kuralları rafa kaldırıldığında, geriye kalan kısımlar İslam dini olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır. O yüzden bir insan ya Mü’mindir ya da kâfirdir. Üçüncü bir gurup yoktur bu ortamda. Hatta İslam’ın bir kısmını kabul ettiğini dilleriyle söyleyen münafıklar da kâfirlerin bizzat kardeşleridir.

İçinde yaşadığımız toplumun milli değerleri gözlerimizi köreltmekle, dilimize pelesenk vurmakla, kulaklarımızı tıkamakla ve aklımızı esir almakla kalmamış dini emirleri anlamayacak derecede zihnimizi de düşüncelerimizi de esir almış vaziyettedir. Bizlerde münevver olma özelliği çoktan kayboldu. Bu yüzden dört taraftan kopmak bilmeyen urganlar ile sıkı sıkıya bağlanmışız, ne ayetleri anlayabiliyoruz ne de hadisleri olması gereken vechiyle yorumlayabiliyoruz. Çünkü dinden, imandan ve Kur’an’dan uzak bir şekilde tam anlamıyla millileşmiş bir vaziyetteyiz. Daha kötüsü, milliyeti dinin ta kendisi olarak gördük ve münevver olma özelliğimizin üstünü örttük.

Bize her zaman hakkı, hakikati, hukuku ve kuralları hatırlatacak, her ortamda ahlaktan dem vuracak münevver arkadaşlar lazım. Yanlış yaptığımızda, kendimizi kaybettiğimizde İslam’a ait doğruları önümüze serecek, bizi uyaracak, gerekirse kulağımızı çekecek münevver dostlar lazım bize. Unuttuğumuzda, dalgınlıklar yaşadığımızda vahye bağlı gerçekleri, gerekçesiyle beraber dile getiren münevver refikler, ayağımız kaydığında, yolumuzu kaybettiğimizde, karanlığa gömüldüğümüzde, şaşkınlıklar içinde kaybolduğumuzda elimizden tutup aydınlığa çıkaracak münevver ahbaplar gerekmektedir. Hâsılı kelam bize, Din-i Mübin-i İslam’ı anlatan, inanç esaslarını olması gerektiği gibi ortaya koyan, ibadetleri hatırlatan, haramlara vurgu yapan, herhangi bir karşılık beklemeden yardıma koşan münevver yarenler lazım.

İslam’ı ana kaynaklarından öğrenen münevver insanlar; Kimin söylediğine, nerede geçtiğine bakmadan söylenen sözlerin, ifa edilen davranışların ya da ileri sürülen fikirlerin doğruluğunu ve yanlışlığını sahip oldukları ayet ve hadis bilgisi ile tespit edebilirler. İslam’ın ana kaynakları münevver olmak isteyen insanlara böyle bir yetenek kazandırmak için bire bir etkilidirler. Ancak İslam’ı ana kaynağından değil de farklı kanallardan, farklı bireylerden, farklı kitaplardan bellemeye çalışan insanlar kimi doğruyu yanlış, kimi yanlışı da doğru olarak belleyeceklerdir. Pergel’in odak (ana) noktası değiştiğinde, çizilen çizgiler Allah muhafaza, her zaman doğu bir netice vermeyecektir kimseye.

Münevver insan, bir şeye doğru veya yanlış demek için kullanılan delil veya delilleri bizzat doğru veya yanlış olarak algılanan meseleden yola çıkarak tespit etmeye çalışmaz. Böylesi bir yaklaşımın kendisini olması gereken sonuca götürmeyeceğini gayet iyi bilir. İneğe tapan Hinduları, Hindu efsanelerine göre değerlendirmeye kalkışmadıkları gibi puta tapan putperestlerin düşünce biçimlerinden yararlanarak putlar hakkında nihai bir fikir ileri sürmezler. Demokrasinin ya da laikliğin İslam ile uyuşup uyuşmadığına demokrasi ve laikliğin ilkelerinden deliller ileri sürerek olması gereken birer yönetim biçimi olduğunu da söylemezler.

Münevver bir insan Kur’an ve Sünnet’in tavsiye ettiği tavırdan asla vazgeçmezler. Başka başka mecralarda at koşturmazlar. O yüzden münevver bir insanın sadece ve sadece iki delili vardır. Kur’an ve Sünnet. Münevver insan bu kıstaslardan yola çıkarak olaylar ve insanlar hakkında bir karara varırlar. Hatta hangi husus olursa olsun, olayların doğruluğunu ve yanlışlığını ortaya koymaya çalışırken bu iki delilden başkasına asla sarılmazlar. Kur’an ve Sünnet’in doğru dediklerine doğru, yanlış dediklerine de yanlış derler. Yoksa farkına varmadan Sırat-ı Müstakim’den fersah fersah uzaklaşmış olacaklarının da farkındadırlar.

NELER SÖYLENDİ?
@
Nihat Güç

Nihat Güç

DİĞER YAZILARI Zuhruf Suresi 38. Ayeti Bağlamında Edinmemiz Gereken Arkadaşlarımız Dine değerlere düşman olarak yetişen bu nesil yurt dışından mı ithal edildiler? Dünden bugüne ne cennete giden yol değişti ne de cehenneme düşüren yol değişti Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası Zuhruf Suresi 37. Ayet Zuhruf Suresi 24. Ayeti Zuhruf Suresi 15. Ayeti Müslüman Ahlaklıdır Zuhruf Suresi'ne Başlarken İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur ABD-İsrail Ve İran Savaşı Ramazan’a Elveda İsrail-ABD, İran Ve Biz Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız! Rol Modellerimz (!) İyi İnsan, Kötü İnsan İnsanlarımız Ve İslam Cahiliye Düzeni Faizli banka aracılığıyla maaşımı almak istemiyorum! Kur’an’dan Birkaç Mesaj Ana Eksenimiz Ne? Gittikçe Bunalıma Batıyoruz Müslüman Ve Kâfir Güvenlik Gerekçesi İman Etmek veya Küfre Düşmek Sumud Filosu Haini Çok Olan Bir Coğrafyada Yaşıyoruz İslam Ve İnsan İbadetlerde Özgürlük, Haramlarda Tutsaklık Yasaklanan İslam’dır. Laik Ortam Ve Müslümanlar Gündem Gazze! Dua ve Savaş Yahudileşmek Ya Da Hamas Silah Bıraksın Demek İsrail’e Askeri Müdahale Şart Suriye Ve Durziler Meselesi Şaşkın İnsan Diyanet İşleri Başkanlığı Müslümanlar Ve Kâfirler İsrail İran Savaşı Gazzeli Mücahitler Dünya Müslümanlarının Lokomotifi Oldular İşlevsel İslam Akıllı Olan Müslümandır Müslüman Olan Akıllıdır Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -2- Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -1- Adil Olmak Veya Zulmetmek İnsanların Hedefleri ve Başarıları Sûni Sınırlar Aşılmadan Gazze Kurtulamaz İslam’a Tabi Olmak Değişimi Iskalamak Si(s)temsel Bir Eleştiri İsimlendirmeleri Yeniden Yapalım Gündemi Değerlendirme Biçimi Bir Filistin Yazısı Daha Hesabı Da Unutmayın! Ardımızdan Ağlayanımız Olacak Mı? Kurtuluş Noktası GAZZE Takva Elbisesi Ve Tesettür Ayak Uyduramıyorum İslam ve Beşeri Sistemler Her İnsanın Bir Karnesi Vardır Gazze’de Ateşkes Uygulanmaya Başlandı Sünnettüllah Niyet -2- Niyet -1- Suriye Meselesi -3- Suriye Meselesi -2- Suriye Meselesi Tesettür Üzerine -3- Bir Oku Bin Düşün Tesettür Üzerine -2- Tesettür Üzerine -1- Biz, Bize Benzemek Zorundayız Bahaneleri Çok Kime Göre Neye Göre Şahidimiz Bedenimizdir Bir Ayetin Düşündürdükleri 7 Ekim El-Aksa Tufanı Cahiliye Dönemi Anatomisi Gazze ve Biz Sitem ve Sistem Yasin suresi 14. Ayetin düşündürdükleri Sürü Psikolojisi -5- Sürü Psikolojisi -4- Sürü Psikolojisi -3- Sürü Psikolojisi -2- Sürü Psikolojisi -1- Şeriat’a Karşıyım İbadetlere İlavelerde Bulunmak -5- İbadetlere İlavelerde Bulunmak -4- İbadetlere İlavelerde Bulunmak -3- Filistin ve Biz İbadetlere İlavelerde Bulunmak -2- Bangladeş’te Kıyam İsmail Haniye İbadetlere İlavelerde Bulunmak -1- Elleri Kuruyasıcalar! Dileyen İnkar Eder Dileyen De İman Eder İlahlaşmak Yapacağınız Tercihlere Dikkat Edin Futbol En Büyük Afyondur 7 Ekim Geç Kalınmış Bir Tarihtir Kültürel Emperyalizm Suçun Şahsiliği Esastır Hz. Aişe (r.ah.)’nin Yaşı İsteyenin İnandığı Bir Sistemden İsteyenin İnkâr Ettiği Bir Sisteme Aman ha! Gazze Mektebi Bizleri Eğitmeye Devam Ediyor Arkası Gelmeyen Sorular Ah! Gazze ah! Serap Hakikat Değildir Hakikat Tektir, O Da Kur’an ve Sünnettir Doğruluk İspat Gerektirir Batı(L) Ülkeleri İman Hakikati Şehit Hasan Saklanan Filistin Okumaları Ne Dersiniz? Bitmeyen İmtihanımız Filistin Seçim Analizi Filistin Meselesinin Neresinde Duruyoruz Her İnsan Ölecek Yaştadır Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri -2- Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri Kime Göre Doğru, Kime Göre Yanlış Zaman Üstü Bir Zaman -6- Zaman Üstü Bir Zaman -5- Zaman Üstü Bir Zaman -4- Zaman Üstü Bir Zaman -3- Zaman Üstü Bir Zaman -2- Ramazan Hoca’nın Şehadeti Zaman Üstü Bir Zaman -1- Sorular Tek Bir Kitaptan Gelecek PUT -3- PUT -2- Put- 1- Vazgeçilmezler ve Dokunulmazlar Farklı Bir Bakış Açısı İle Filistin Evvet, oyun süperdi! Filistini Konuşmak -13- Filistin'i Konuşmak-12- Filistin'i Konuşmak -11- Filistini Konuşmak -10 Filistini Konuşmak -9- Filistin’i Konuşmak -7- Filistini Konuşmak -8- Filistin’i Konuşmak -6- Filistin’i Konuşmak- 5- Filistini Konuşmak-4- Filistini Konuşmak -3- Filistini Konuşmak -2- Filistin’i Konuşmak -1- İstişare Müminlerin Yapacakları, Yapmayacakları -3- Mü’minlerin Yapacakları, Yapmayacakları -2- Ne Yapalım, Ne Yapmayalım 1 Bizler, bizlere ait olacağız Bizler, bize ait işler yapacağız Kötü Kokan Bataklık Kurutulmadan Güzel Kokan Gül Yetişmez İbadetlerin alternatifi var mıdır! Tüm bunları namazın mı emrediyor? İnsanoğlu bu… Huyum batsın. Hz. Ömer mi Dediniz Kendimizi Unutmayalım! Nasıl Bir Doğru! Siz Ne Dersiniz, Bilmem Aynanın Karşısındayım
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat