İşlevsel İslam

Nihat Güç

30-05-2025 12:11

İslam olmak, İslam’ı yaşamak ve İslam’da kalmak zor iş be usta… İslam’ı işlevsel hale getirmek daha da zor...

İslam olmakla ne sağa benziyorsunuz ne de sola… Ne örfe göre davranıyorsunuz ne de kanuna… Ne büyüklere özeniyorsunuz ne de küçüklere... Böyle bir isteğe sahip de değilsiniz… Dini kuralların dışında kalan hiç kimseye benzemek istememeniz son derece zor bir iştir.

Siz ve Yüce dininiz… Siz ve Peygamberiniz…

Sizi kendinize benzetmek isteyen tüm insanlara rağmen Kur’an’a sarılıyor ve ona göre bir yaşam sürdürüyorsunuz, sünnete göre bir hayatı dile getiriyorsunuz. İstekleriniz İslami olunca hemen herkes düşman kesiliyor size. Hemen herkes karşı çıkıyor yaptıklarınıza. Yuhalanmaktan da yakanızı kurtaramıyorsunuz. Hemen herkes bayağı görüyor söylemlerinizi, işlemlerinizi, anlatımlarınızı...

Olsun… Dünyanın da bir sonu var…

Gazze’de yaşayan insanlar gibi yanlış iş yaptığınızı, yanlış yerde ve yanlış mekânda durduğunuzu, yanlış düşmanı seçtiğinizi söyleyerek ölüme terk ediyorlar sizi. Umursamıyorlar feryadınızı… Duymuyorlar çığlıklarınızı… Hatta gözünüzün üstünde kaşınız, ağzınızın altında çeneniz var diyerek suçluyorlar, alkış tufanına tutuyorlar ve yuhalıyorlar sizi. Dedim ya İslam olmak, İslam’ı yaşamaya çalışmak, hakkı ve hakikati ortaya koymak hatta İslam’ı anlatmaya çalışmak en zor iş be usta.

Zaman mı değişti, insanlık mı çığırından çıktı? Yoksa insanlık, daha önce helak olan insanların ahlakına mı özendiler?

Niye böyle oldu? Neden bu duruma evrildik? Bu handikaplar ile amansızca karşılaşmamızın sebebi ne? Sonu gelmeyen karanlık tünellere niye mahpus kaldık?

Bu soruların tek bir cevabı var; o da İslam’ın devlet sisteminden uzaklaştırılmış olmasını cevap olarak verebilirim.

Sanırım rahatlık ve konfor toplum olarak yaşam alanımızın hemen her alanını çepeçevre kuşatınca olanlar oldu, kıyametler koptu. Bir elimiz balda diğer elimiz yağda olunca ibadetten, iyilikten, güzellikten, insanlığı aramaktan, insani değerlere ulaşma sevdasından, mazluma yandaş olmaktan ve en önemlisi de İslam’ı anlamaktan, yaşamaktan ve anlatmaktan vazgeçtik. Tart ettik her şeyi hayatımızdan. Düşmana benzedik, düşmanı yandaş belledik. Hatta ölümüne bağlı olduğumuz tüm değerlerimizi bir döner koltuğa feda ettik.

Biz haklıydık, haklı olan ancak biz olmalıydık. Hata ve kusur bizde olmazdı / olamazdı. Belki de bizler gökten zembille inmiştik. Bize hatamızı söyleyenlerin alnının ortasından vurmalıydık. O yüzden uydurduğumuz tüm bahaneleri, dile getirdiğimiz tüm yalanları, anlattığımız tüm gariplikleri kendimizi haklı görmenin en doğal sonucu olarak gördük. Durduğumuz yeri sabit, kendimizi haklı, söylemlerimizi ilahi birer emir görünce yapmayacağımız iş, çevirmeyeceğimiz filim, oynamayacağımız ip kalmadı ortada. Birer cambaz olarak kalakaldık ortalıkta.

Ancak unutulmamalıdır ki tabi olduğumuz, lider ve rehber olarak kabul ettiğimiz, kendisine özendiğimiz ve benzediğini iddia ettiğimiz Peygamber Efendimiz (s.a.) dini hükümleri yaşama, vaaz etme, ortaya koyma konusunda kâfirler ile müşrikler ile uzlaşmacı bir rol üstlenmedi. Böyle bir tiyatro sergilemiş de değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dini konuların bireysel ve toplumsal bazda uygulanması konularında uzlaşmaya yanaşmazken, bizler her çeşit kâfir ile uzlaşmak adına, daha uzun, daha şirin gözükmek adına dini tüm meselelerimizi, geçmişten gelen tüm değerlerimizi ayaklarımızın altına aldık. Kâfirlere şirin gözükmediğimiz gibi uzun bir boya da sahip olamadık.

Biz, biz olmalıydık. Biz, biz gibi yaşamalıydık. Biz, biz gibi davranmalıydık. Biz, biz gibi tepki vermeliydik yapılanlara.

Yavaş yavaş meydana geldi her şey. İlmik ilmik dokundu iliklerimize. Birden bire ani bir şey yok ortalıkta. Alışa alışa gelişti olaylar. Yapmadığımızı yok saydık, yaptıklarımızı da doğru kabul ettik.

Büyümek... Olgunlaşmak... Yaşlanmak... Ölmek... İman etmek... İnkâra kalkışmak... Şirk koşmak… Münafıklaşmak… Dinden uzaklaşmak… Dine yaklaşmak… Cennete gitmek… Cehenneme düşmek… Evlenmek... Boşanmak... İş sahibi olmak… İşsiz kalmak… Savaşmak… Barışa ulaşmak…

Bir süreçtir hayat. İnsanoğlu hayatta ya basamak basamak yukarı çıkar ya da basamak basamak aşağı iner. Hayat serüveni içinde ya yakınlaşır hedeflerine ya da azar azar uzaklaşır. Ayağıyla bastığı her basamak kendisinden sonraki basamağın zorunlu bir öncülü, kendisinden önceki basamağın da zorunlu bir sonucudur. Hiçbir bir basamak diğer bir basamaktan hali olmadı şimdiye kadar. Birdenbire, aniden, öncesi ve sonrası olmadan, pat diyerek meydana gelen şeyleri pek bilmiyorum.

O yüzden hakkın ve hakikatin yolcusu ve savunucusu hep azdır. Hak ve hakikat her zaman üstünken savunucularının az olması düşündürmüştür beni. Çünkü hakkın ve hakikatin savunucusu olduğunu söyleyen bazı kişiler; hakkı ve hakikati değil, kendisine ait olan, bireysel haklarını korumak ve savunmak için bu basamakta durduğunu söyleyebiliriz.

Ne yazık ki insanlarımızın ekseriyeti, hakkın ve hakikatin yanında değil de çoğunluğun yanında, arzu ve isteklerin arkasında yer almaktadırlar. Yine ne yazık ki bu durum, haramı savunmak ve yanlışı anlatmak zorunluluğunu da ortaya çıkarmaktadır. Durduğumuz yerin kime göre doğru olduğuna karar vermemiz gereken bir noktadayız.

İslam; bireysel bazda, sınırlı bir şekilde yaşanabilecek bir din değildir. Vicdana hapis edilemeyen, ilerleyen zamanlarda bakarım denilebilecek bir din de değildir. İnsan ölümlü bir varlıktır. Her an ölebilir, geri dönüşü olmayan yolculuğa her an çıkabilir. Hazır olmalı, hazırlıklarını bir an önce tamamlamalı...

İslam; toplum halinde, hep beraber, insanın olduğu her yerde, her zaman ve her şartta uygulanması gereken, uyulaması için mücadele verilmesi gereken bir dindir. İnsanı ilgilendiren her yer buna dâhildir. Evde, çarşıda, parkta, panayırda, mecliste, kütüphanede, okulda, bakanlar kurulunda, mahkeme salonlarında, askeri ocaklarda, spor müsabakalarında, karakol nöbetlerinde, işte, güçte, ticarette, bankada, fabrikada uyulması ve uygulanması gereken yüce bir dindir. Yüce dinimizi bireysele indirgediğimiz vakit kellesi kesilmiş, ayaklarına pranga vurulmuş, kanatları koparılmış, her tarafına ağ ipleri dolanmış bir kuşa indirgemiş oluruz ki bu durumdaki bir kuş uçamaz.

İslam’ın elini kolunu bağladığımız vakit işlevsel olma özelliğini de elinden almış oluruz. İşlevsel olmayan İslam’dan kimler korkar ve çekinir?

Gazze’de olduğu gibi Yüce İslam Dininin müntesiplerini gece gündüz öldürmeye ve sürgüne göndermeye kalkışmaktan çekinmiyorlar.

Neden? Çünkü İslam Dini, devlet nezdinde işlevsel değil de ondan. Hiçbir devlet İslam’a göre harekete geçmiyor da ondan.

Kâfirler, Müşrikler, Münafıklar, Hristiyanlar özellikle de Yahudiler İslam Dininin devlet nezdinde uygulanmasından korktukları kadar başka hiçbir şeyden korkmazlar. İslam’ın devlet nezdinde temsil edilmesi konusu onlara, rüyalarında kâbusu yaşatmaktadır. Bundan emin olabilirsiniz. Laiklik sistemi müslüman olmayan kişiler için bulunmaz bir hint kumaşıdır. Müslümanların elinin kolunun bağlandığı, kâfirlerin ise ellerine her türlü güç ve kuvvetin tutuşturulduğu bir sistem olarak tarif edebiliriz. Tıpkı İsrail’in Gazzeyi ablukaya aldığı durum gibi... Laiklik ve demokrasiyi savunanlar, İslam’ın bireysel bazda, cami köşelerinde, ara sokaklarda, merdiven altlarında kısmen idrakine de karışı çıkmazlar.

Eğer Müslümanlar; Yahudilerin özellikle Gazze’de yaptıkları zulme, işledikleri vahşete, gece gündüz gerçekleştirdikleri soykırıma çözüm bulmaları için Hristiyan âleminden medet bekliyorlarsa kıyamet kopmuş, insanlık kalmamış, hak, hukuk ve adalet rafa kalkmış demektir. Ya da en kestirme yoluyla Müslümanların İslam dinini henüz anlayamadıklarını söyleyebilirim.

İslam bu değildir. Bu İslam değildir.

DİĞER YAZILARI Müslüman Ahlaklıdır 01-01-1970 03:00 Zuhruf Suresi'ne Başlarken 01-01-1970 03:00 İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur 01-01-1970 03:00 ABD-İsrail Ve İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Ramazan’a Elveda 01-01-1970 03:00 İsrail-ABD, İran Ve Biz 01-01-1970 03:00 Rü’yet-i Hilal Meselesi Ve Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız! 01-01-1970 03:00 Rol Modellerimz (!) 01-01-1970 03:00 İyi İnsan, Kötü İnsan 01-01-1970 03:00 İnsanlarımız Ve İslam 01-01-1970 03:00 Cahiliye Düzeni 01-01-1970 03:00 Faizli banka aracılığıyla maaşımı almak istemiyorum! 01-01-1970 03:00 Kur’an’dan Birkaç Mesaj 01-01-1970 03:00 Ana Eksenimiz Ne? 01-01-1970 03:00 Gittikçe Bunalıma Batıyoruz 01-01-1970 03:00 Müslüman Ve Kâfir 01-01-1970 03:00 Güvenlik Gerekçesi 01-01-1970 03:00 İman Etmek veya Küfre Düşmek 01-01-1970 03:00 Sumud Filosu 01-01-1970 03:00 Haini Çok Olan Bir Coğrafyada Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 İslam Ve İnsan 01-01-1970 03:00 İbadetlerde Özgürlük, Haramlarda Tutsaklık 01-01-1970 03:00 Yasaklanan İslam’dır. 01-01-1970 03:00 Laik Ortam Ve Müslümanlar 01-01-1970 03:00 Gündem Gazze! 01-01-1970 03:00 Dua ve Savaş 01-01-1970 03:00 Yahudileşmek Ya Da Hamas Silah Bıraksın Demek 01-01-1970 03:00 İsrail’e Askeri Müdahale Şart 01-01-1970 03:00 Suriye Ve Durziler Meselesi 01-01-1970 03:00 Şaşkın İnsan 01-01-1970 03:00 Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 Müslümanlar Ve Kâfirler 01-01-1970 03:00 İsrail İran Savaşı 01-01-1970 03:00 Gazzeli Mücahitler Dünya Müslümanlarının Lokomotifi Oldular 01-01-1970 03:00 Akıllı Olan Müslümandır Müslüman Olan Akıllıdır 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -2- 01-01-1970 03:00 Şeytan’dan Allah’a Sığınırız -1- 01-01-1970 03:00 Adil Olmak Veya Zulmetmek 01-01-1970 03:00 İnsanların Hedefleri ve Başarıları 01-01-1970 03:00 Sûni Sınırlar Aşılmadan Gazze Kurtulamaz 01-01-1970 03:00 İslam’a Tabi Olmak 01-01-1970 03:00 Değişimi Iskalamak 01-01-1970 03:00 Si(s)temsel Bir Eleştiri 01-01-1970 03:00 İsimlendirmeleri Yeniden Yapalım 01-01-1970 03:00 Gündemi Değerlendirme Biçimi 01-01-1970 03:00 Bir Filistin Yazısı Daha 01-01-1970 03:00 Hesabı Da Unutmayın! 01-01-1970 03:00 Ardımızdan Ağlayanımız Olacak Mı? 01-01-1970 03:00 Kurtuluş Noktası 01-01-1970 03:00 GAZZE 01-01-1970 03:00 Takva Elbisesi Ve Tesettür 01-01-1970 03:00 Ayak Uyduramıyorum 01-01-1970 03:00 İslam ve Beşeri Sistemler 01-01-1970 03:00 Her İnsanın Bir Karnesi Vardır 01-01-1970 03:00 Gazze’de Ateşkes Uygulanmaya Başlandı 01-01-1970 03:00 Sünnettüllah 01-01-1970 03:00 Niyet -2- 01-01-1970 03:00 Niyet -1- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -3- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi -2- 01-01-1970 03:00 Suriye Meselesi 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -3- 01-01-1970 03:00 Bir Oku Bin Düşün 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -2- 01-01-1970 03:00 Tesettür Üzerine -1- 01-01-1970 03:00 Biz, Bize Benzemek Zorundayız 01-01-1970 03:00 Bahaneleri Çok 01-01-1970 03:00 Kime Göre Neye Göre 01-01-1970 03:00 Şahidimiz Bedenimizdir 01-01-1970 03:00 Bir Ayetin Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 7 Ekim El-Aksa Tufanı 01-01-1970 03:00 Cahiliye Dönemi Anatomisi 01-01-1970 03:00 Gazze ve Biz 01-01-1970 03:00 Sitem ve Sistem 01-01-1970 03:00 Yasin suresi 14. Ayetin düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -5- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -4- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -3- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -2- 01-01-1970 03:00 Sürü Psikolojisi -1- 01-01-1970 03:00 Şeriat’a Karşıyım 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -5- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -4- 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistin ve Biz 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -2- 01-01-1970 03:00 Bangladeş’te Kıyam 01-01-1970 03:00 İsmail Haniye 01-01-1970 03:00 İbadetlere İlavelerde Bulunmak -1- 01-01-1970 03:00 Elleri Kuruyasıcalar! 01-01-1970 03:00 Dileyen İnkar Eder Dileyen De İman Eder 01-01-1970 03:00 İlahlaşmak 01-01-1970 03:00 Yapacağınız Tercihlere Dikkat Edin 01-01-1970 03:00 Futbol En Büyük Afyondur 01-01-1970 03:00 7 Ekim Geç Kalınmış Bir Tarihtir 01-01-1970 03:00 Kültürel Emperyalizm 01-01-1970 03:00 Suçun Şahsiliği Esastır 01-01-1970 03:00 Hz. Aişe (r.ah.)’nin Yaşı 01-01-1970 03:00 İsteyenin İnandığı Bir Sistemden İsteyenin İnkâr Ettiği Bir Sisteme 01-01-1970 03:00 Aman ha! 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebi Bizleri Eğitmeye Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Arkası Gelmeyen Sorular 01-01-1970 03:00 Ah! Gazze ah! 01-01-1970 03:00 Serap Hakikat Değildir Hakikat Tektir, O Da Kur’an ve Sünnettir 01-01-1970 03:00 Doğruluk İspat Gerektirir 01-01-1970 03:00 Batı(L) Ülkeleri 01-01-1970 03:00 İman Hakikati 01-01-1970 03:00 Şehit Hasan Saklanan 01-01-1970 03:00 Filistin Okumaları 01-01-1970 03:00 Ne Dersiniz? 01-01-1970 03:00 Bitmeyen İmtihanımız Filistin 01-01-1970 03:00 Seçim Analizi 01-01-1970 03:00 Filistin Meselesinin Neresinde Duruyoruz 01-01-1970 03:00 Her İnsan Ölecek Yaştadır 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri -2- 01-01-1970 03:00 Gazze Mektebinin Bize Öğrettikleri 01-01-1970 03:00 Kime Göre Doğru, Kime Göre Yanlış 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -6- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -5- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -4- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -3- 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -2- 01-01-1970 03:00 Ramazan Hoca’nın Şehadeti 01-01-1970 03:00 Zaman Üstü Bir Zaman -1- 01-01-1970 03:00 Sorular Tek Bir Kitaptan Gelecek 01-01-1970 03:00 PUT -3- 01-01-1970 03:00 PUT -2- 01-01-1970 03:00 Put- 1- 01-01-1970 03:00 Vazgeçilmezler ve Dokunulmazlar 01-01-1970 03:00 Farklı Bir Bakış Açısı İle Filistin 01-01-1970 03:00 Evvet, oyun süperdi! 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -13- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak-12- 01-01-1970 03:00 Filistin'i Konuşmak -11- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -10 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -9- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -7- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -8- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -6- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak- 5- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak-4- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -3- 01-01-1970 03:00 Filistini Konuşmak -2- 01-01-1970 03:00 Filistin’i Konuşmak -1- 01-01-1970 03:00 İstişare 01-01-1970 03:00 Müminlerin Yapacakları, Yapmayacakları -3- 01-01-1970 03:00 Mü’minlerin Yapacakları, Yapmayacakları -2- 01-01-1970 03:00 Ne Yapalım, Ne Yapmayalım 1 01-01-1970 03:00 Bizler, bizlere ait olacağız Bizler, bize ait işler yapacağız 01-01-1970 03:00 Kötü Kokan Bataklık Kurutulmadan Güzel Kokan Gül Yetişmez 01-01-1970 03:00 İbadetlerin alternatifi var mıdır! 01-01-1970 03:00 Tüm bunları namazın mı emrediyor? 01-01-1970 03:00 İnsanoğlu bu… Huyum batsın. 01-01-1970 03:00 Hz. Ömer mi Dediniz 01-01-1970 03:00 Kendimizi Unutmayalım! 01-01-1970 03:00 Nasıl Bir Doğru! 01-01-1970 03:00 Siz Ne Dersiniz, Bilmem 01-01-1970 03:00 Aynanın Karşısındayım 01-01-1970 03:00
haber yazılımı