Samsun Haber
Giriş Tarihi : 08-11-2025 13:19

Atakum Belediyesi’nde Osmanlı Hamamı Bilmecesi

Tapu devri yapılmadan işletme izni verildi, hukukçular “mevzuata aykırı kullanım” diyor.

Atakum Belediyesi’nde Osmanlı Hamamı Bilmecesi

Atakum Belediyesi’nin 2025 yılı Nisan ayında 58 milyon 400 bin TL bedelle sattığı Osmanlı Hamamı tartışmaların odağında. Tapu devri hâlâ gerçekleşmemesine rağmen özel kişi tarafından işletilmeye devam eden tarihi yapı için mecliste “idari zaafiyet” ve “kamu malının fiili işgali” eleştirileri yükseliyor.

“Tapu Bizde, Hamam Başkasında”

Kasım ayı belediye meclis toplantısında konuşan AK Parti Meclis Üyesi İsa Bozçelik  satışın tamamlandığı söylenmesine rağmen tapu hâlâ belediye üzerinde görünürken özel kişi tarafından işletilmesinin hukuken sakıncalı olduğunu dile getirdi:

“Osmanlı Hamamı 58 milyon liraya satılmış deniliyor ama tapu hâlâ belediye üzerinde. Buna rağmen bir vatandaş orayı işletiyor. Belediye kira alıyor mu, bu yetki kimden alındı? Bu tablo kamu vicdanını zedeleyecek boyutlara ulaşmıştır.”

Meclis üyesi, taşınmazda tadilat yapılması ve işletmenin sürdürülmesinin “idari zaafiyet” göstergesi olduğunu vurguladı:

“Bu yerin mülkiyeti belediyemize ait görünürken üzerinde tadilat yapılıyor ve işletme devam ediyor. Kamu malı üzerinde bu şekilde fiilî tasarruf kullanılması ciddi bir idari zafiyet oluşturur.”

Belediye: “Satış Oldu, Devir Olmadı”

Tartışmalar üzerine söz alan Belediye Meclis Başkan Vekili Halil Taşkın, satışın resmen yapıldığını ancak taşınmaz üzerindeki haciz nedeniyle tapu devrinin yapılamadığını belirtti:

“İhale tamamlandı, alıcı parasını yatırdı. Ancak taşınmaz üzerinde haciz bulunduğu için tapu devri gerçekleşemedi. Haciz kaldırıldığında devir yapılacak. İşletme hakkı, bedel ödendiği için teslim tutanağıyla devredildi.”

Taşkın’ın bu açıklaması, “teslim tutanağı” kavramının hukuki geçerliliğini gündeme taşıdı.

HUKUKİ VE İDARİ ANALİZ: TAPU DEVRİ OLMADAN KULLANIM MÜMKÜN MÜ?

Haber merkezimizin ulaştığı uzman raporuna göre, tapu devri yapılmadan özel kişi veya şirket tarafından belediye taşınmazının kullanılması hem Belediye Kanunu (5393) hem de Devlet İhale Kanunu (2886) açısından ciddi hukuki sorunlar barındırıyor.

1. Mevzuat Çerçevesinde Yetki Sınırları

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. ve 34. maddeleri, taşınmaz satış, kiralama ve tahsis işlemlerinde belediye meclisi ve encümenin yetki sınırlarını belirliyor. Bu hükümler, satış onayı verilmiş olsa dahi tapuda devir gerçekleşmeden kullanım hakkı verilmesinin mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ise taşınmazların ihale yoluyla kiraya verilmesi gerektiğini açıkça hükme bağlıyor. Yani bir taşınmaz, ancak ihale ve sözleşme ile kullandırılabilir; “protokol” veya “teslim tutanağı” gibi belgeler tek başına hukuki dayanak oluşturmaz.

2. Tapu Devri Olmadan “Teslim Tutanağı” ile İşletme Hakkı Verilmesi

Rapora göre, “teslim tutanağı” yalnızca fiili teslimi ifade eder; mülkiyet veya işletme hakkı doğurmaz.

Tapu devri yapılmadan yapılan teslim, belediyenin yetkisini aşan bir uygulamadır. Bu durumda alıcı kişi veya şirketin hukuki sıfatı belirsiz kalır: ne malik, ne kiracı, ne de irtifak hakkı sahibidir. Bu belirsizlik, hem idare hem işletmeci açısından sorumluluk doğurabilecek bir gri alan yaratır.

Örneğin, olası zarar, kaza veya üçüncü şahıslarla uyuşmazlıklarda belediye hâlâ malik sıfatını taşıdığı için sorumlu kabul edilir. Buna karşılık, işletmeci yaptığı masrafları veya gelir kaybını ileri sürerek tazminat talep etme yoluna gidebilir.

3. Belediye Başkanının ve Encümenin Sorumluluğu

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu uyarınca belediye başkanı, belediye mallarının yönetiminden sorumlu üst yönetici konumundadır.

Tapu devri olmadan taşınmazın özel kişiye kullandırılması, görevin gereklerine aykırı işlem sayılabilir. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığı müfettişleri konuyu 4483 sayılı Memurların Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde inceleyebilir.

Encümen üyeleri ise, eğer ihale sonrasında fiilî kullanım izni verilmesine göz yumduysa, idari sorumluluk altına girebilir.

4. Kamu Zararı ve Sayıştay İçtihatları

5018 sayılı Kanun’un 71. maddesine göre, belediye gelirinden mahrum kalma kamu zararı sayılır.

Sayıştay içtihatları, “tapu devri yapılmadan, ihalesiz veya bedelsiz olarak kullandırılan taşınmazların” kamu zararı doğurduğunu ve belediye başkanına veya ilgili memurlara tazmin yükümlülüğü getirebileceğini belirtmektedir.

Benzer olaylarda, Sayıştay “belediye taşınmazlarının üçüncü kişilere ihalesiz kullandırılamayacağını” ve bu işlemler için ecrimisil (haksız işgal tazminatı) uygulanması gerektiğini karara bağlamıştır.

5. Kira Alınmaması ve Denetim Riski

 

Raporda, belediyenin bu süreçte herhangi bir kira veya ecrimisil tahsil etmemesi durumunun da mevzuata aykırı olduğu vurgulanıyor.

Bu durumda belediye hem gelir kaybına uğramakta, hem de mülkiyet üzerindeki kontrolünü fiilen kaybetmektedir.

Sayıştay denetimlerinde bu tür uygulamalar genellikle “kamu zararı” bulgusu olarak yer almakta; İçişleri Bakanlığı tarafından ise “görevi kötüye kullanma” kapsamında idari ve cezai soruşturma açılabilmektedir.

SONUÇ: DENETİM BEKLENİYOR

Osmanlı Hamamı’nın tapu devri yapılmadan özel kişi tarafından işletilmesi, yalnızca siyasi değil, hukuki açıdan da tartışmalı bir hale geldi.

Hukukçular, satış işlemi tamamlanmadan teslim tutanağıyla işletme hakkı verilmesinin mevzuata aykırı olduğunu belirtiyor.

Belediyenin “haciz kalkınca tapu devri yapılacak” açıklaması, kamuoyundaki tepkileri dindirmedi.

Kamuoyu, konunun ilgili bakanlıklar, Sayıştay ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmesini bekliyor.

adminadmin