“Türkçe zengin bir dildir. Bu zenginliği yanlış kullanıyor isek, bunun nedeni daha önce yanlış olan eğitim sistemimizdir. Dil ve din, bir milleti diğerlerinden ayıran önemli özelliklerindendir. Türkçeyi doğru kullanmak istiyor isek, eğitimcilere, siyasetçilere hatta esnaflara da büyük görev düşmekte. Esnafın işyeri için kullandığı tabelaya koyduğu isimden siyasetçinin kurduğu cümleleri titizlikle kullanmasına kadar her dikkat Türkçenin doğru kullanılmasına hizmet edecektir.
Birçok kavramımız yabancı kaynaklı. Türkiye’nin komşuları ile olan ilişkilerinden dolayı onların dilinden etkilenmesi doğaldır. Ancak bu etkilenmeye rağmen dilimizin özgünlüğünü korumaya çalışmak gerekir. Anaokulundan üniversite öğretimine, televizyondan bilgisayar kullanımına, sağlıktan spora kadar dilde bir birlik sağlanması için dil eğitiminin sağlam temellere göre yapılması gerekir. Doğru yola girdik. Dil eğitimine katkı sağlaması için okul müfredatında birtakım değişiklikler yapmak gerekir. Seçmeli derslerden Osmanlıca derslerinin bu işe hizmet edeceğine inanıyorum. Ancak yapılacak çok şey var. Bu noktada herkese görevler düşmekte. Bu doğrultuda yaptığımız çalışmalara ve hazırladığımız kitaba akademisyenlerden de katkılar bekliyoruz. Türkçenin güzel kullanılması için toplumsal bir katkıya ihtiyaç vardır.”
Anayasa dilinde dikkat edilmesi gereken husus!
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) genel başkanı Ekrem Erdem, yeni anayasanın dili konusunda tartışılması gereken şeyler söyledi:
“Yeni Anayasa, sade, anlaşılır, özlü ve toplumda genel kabul görmüş yaşayan bir Türkçe ile kaleme alınmalıdır. ‘Ama’, ‘ancak’, ‘lakin’, ‘fakat’ gibi bağlaçlara mümkün olduğunca yer verilmemelidir. Farklı anlamlara gelecek kelimeler kullanılmamalı, gereksiz tekrarlara yer verilmemeli, mümkün olduğu kadar kısa bir metin olmalıdır. Anayasa yazım komisyonunda mutlaka dilciler ve edebiyatçılar da yer almalı. Yeni Anayasa, bilim adamları ve edebiyatçılardan oluşan bir komisyonun denetiminden geçirilmeli. Yeni Anayasada, anayasaların özgürlüğünü sınırlayan ve anayasa maddelerini hapseden başlangıç bölümü olmamalıdır. Yeni Anayasanın lafzı ile ruhu arasında bir tutarlılık olmalı. TBMM'de bir 'Türkçe Komisyonu' kurulmalı, bütün kanun tasarı ve teklifleri komisyonun denetiminden geçirilmelidir.”
Ekrem Beyin bu görüşünü dile getirirken inşallah sol partiler iktidarında sekülerleştirilemeyen hukuk dilini Ak Parti döneminde Türkçeleştiriyoruz derken sekülerleştirmiş duruma düşmemek gerektiğine dair de bir hissiyata, farkındalığa sahiptir.
Kuruluş amacı, ‘dil bilincinin toplumda yerleşmesi ve gelişmesini sağlayacak faaliyetlerde bulunmak ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermek…’ şeklinde ifade edilen Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin ve derginin, büyümesi için gerçek edebiyat dostu, merak sahibi genç edebiyatçılar yanında yazar ve şairlerle kuracağı iletişimin de önemli olduğunu paylaşmak isterim.
Ders kitaplarının hem içerik hem de dil açısından iyileştirilmesinin bir aciliyet taşıdığını ise belirtmeden haberimizi bitirmeyelim.
Bizimki Türkçe Sevdası
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem ERDEM'in ‘Bizimki Türkçe Sevdası’ isimli kitabı çıktı.
admin















































































































































































































