Kent Kültürü
Giriş Tarihi : 13-10-2013 12:31   Güncelleme : 13-10-2013 12:31

BOMBALAR VE ŞİİRLER

Sanat, hangi türde icra edilirse edilsin daima “hatırlatmak” gibi bir işleve sahiptir. Başka bir ifadeyle sanat hep bir “uyarıcı”dır. Nazım Hikmet’e ait “Sanat unutturmaz!...” sözü de bu yüzden söylenmiş olmalı.

BOMBALAR VE  ŞİİRLER
Sanat madem unutturmuyor; hep hatırlatıyor ise, bunun sırrı nedir?  Bu durum, insanın unutmadığı ve her fırsatta hatırladığı “şey”lerde de sanatsal bir nitelik olduğu anlamına gelir mi? Veya sanat, unutmadığımız / unutamadığımız şeylerin sesle, kelimeyle, renkle veya şekillerle bir ifadesi midir?...
 
Böyle bir kabulden hareket edersek, sanatın temeline insanın “unutmama” ya da “hatırlama” niteliklerini koymuş oluruz.  Tabii ki sanat sadece hatırlama veya unutmaya indirgenecek şey de değildir. O, bütün bunları da içine alan, hatta daha fazlasını içeren başka bir şeydir.
 
Niyetim sanat felsefesi yapmak değil,  içinde bulunduğumuz aya uygun bir  yazı yazmak. Malum olduğu üzere Haziran ayındayız. Bu ayın ilk haftalarında “babalar günü” kutlanıyor. Ben de bu günle ilgili, yani “baba” konulu bir  şiir arıyorum. Hatta sanat ve unutulmama arasında ilişki kurmamın sebebi de bu şiir arayışıdır. Sonunda böyle bir şiir buldum. Şiir, Samsun doğumlu (Samsunlu mu demeliyim?) bir yazar olan Vüs’at O. Bener’e ait.  Vüs’at O. Bener, çağdaş Türk öyküsünün yapıtaşlarından da biridir.  Bu şiirinden anladık ki Vüs’at O. Bener, usta bir öykü yazarı olduğu kadar, iyi bir şairdir de. Onun “Babam” adını taşıyan şiiri şöyledir:

Mavi çakımlı tramway / Dubaları oynuyor / Galata Köprüsü’nün / Dar-ül-fünun talebesi / Mustafa Raşit / Halep’ten gelmiş / İdadi mezunu /  Geçememiş köprüden / Paralı o zaman / Banco Commerciale d’İtaliana / Pera Palas / Beyoğlu Maksim / Şanoda Müzeyyen Senar / “Ferayi’dir kızın Adı…” / Ulufe aldım / Fukara Cemiyetine /  Padişahım çok yaşa / Redingotum yastık / Yatağım tahta / Rehberlik ediyordum / İranlı softalara /  "Ümmidi Afil" / İlk romanım / Muharrir idim / Averoff Samsun’da / Bombardıman / Gazhane yanıyor / Bin üç yüz otuz sekiz / Tarih düşürmüştüm / Kırkın çıkmamıştı daha / Tüttür tüttür zararı yok / Mis kokulu duman /  Serkldoryan / Kaldır başını bak / Ankara Kalesi’ne / Beni kodun gittin / Elâ gözlü babam.
 
Bu şiiri tam anlamıyla çözümlemeye çalışsak, böyle bir yazı değil neredeyse bir kitap hacminde açıklama yapmamız gerekecek. Usta yazar bu şiire neleri dahil etmemiş ki…  Yani şiir bize o kadar çok şey “hatırlatıyor” ki, bunların her biri için çok şey söylenip yazılabilir.  Şiiri en başta şairin babasının devri ve korkuları bağlamında okumak mümkündür. Ayrıca bu şiir aynı zamanda İstanbul’un Milli Mücadele yıllarındaki fotoğrafını da veriyor. Şiir aynı zamanda Samsun’un tarihini de içeriyor. Kısaca şiir bize çok şeyi “hatırlatıyor”; aynı zamanda pek çok şeyin “unutulmadığı” da şiirden anlaşılmaktadır.  Ancak bunları geçip asıl mevzuya gelmek istiyorum. Asıl mevzum neydi ki? Babalar günü mü yoksa Samsun tarihi mi? Babalar gününü bir tarafa bırakıp Samsun tarihi boyutuyla şiirin özellikle şu bölümünü yeniden okumak gerekiyor:
 
 “Averoff Samsun’da
 Bombardıman
 Gazhane yanıyor
 Bin üç yüz otuz sekiz
 Tarih düşürmüştüm
 Kırkın çıkmamıştı daha” 
 
Nedir bu Averoff? Samsun’la ne alakası vardır? Bu soru bizi tam  86 (seksen altı) yıl geriye götürmektedir.  Yani 1922 yılının Haziran ayına geliyoruz.  Ne mi olmuştu o tarihte? Bu, Samsun’un yakın  tarihinde çok mu çok etkili olan bir bombalanma hadisesinden başka bir şey değildir. Olayla ilgili tarihi bilgiler şöyledir:
 
“Samsun’u Bombalayan Yunan Averoff Zırhlısı
 
Savaşın başından beri Yunan savaş gemilerini görmeye alışkın olan Samsunlular 7 Haziran 1922 sabahı o güne kadar görmedikleri büyüklükte bir filoyla karşılaştılar. Filo 10 gemiden kuruluydu. Averoff ve Kılkış zırhlıları, panter sınıfı iki muhrip, iki yardımcı kruvazör ve dört küçük mayın tarayıcı gemi.Yunan filosu, Samsun feneri önlerine geldiğinde mayın tarama gemilerini öne sürdü. Denizdeki mayınlar temizlendikten sonra filo kıyıya yaklaşmaya başladı. Halkın sokağa çıkması yasaklanmış, Samsun’daki askeri birliklerin tamamı mevzi almıştı. Saat 10.00 sıralarında Averoff zırhlısından bir motor indirildi. Motor limanda gözlemci görevi yapan Amerikan muhribine yanaştı ve az sonra iskeleye elinde bir zarfla çıkan Amerikan deniz yüzbaşısı kendisini karşılayan Üsteğmen Emrullah Nutku Bey’e Samsun Mutasarrıfı ile görüşmek istediğini söyledi. Mutasarrıfla görüştürülen Amerikalı subay zarfı açtığında Yunanlıların ültimatomu ortaya çıktı. Mesaj şöyleydi:
 
adminadmin