Çünkü sıkıntı ve huzursuzluk bir günahın, kötü işler yapmanın cezası; huzur ve mutluluk ise bir ibadetin, iyi şeyler yapmanın mükâfatıdır. Yani iyiliklerin ve sevapların insanı mutlu edeceğini, kötülüklerin ve günahların da mutsuz edeceğini bilmeliyiz.
Dolayısıyla İslâmî anlayış ve yaşayışın dışındaki düşünce, anlayış ve yaşayış gerçek anlamda başarı ve mutluluk getirmez. Gerçek başarı ve mutluluk, İslâmî inanç, ibadet ve ahlâkî yaşayışla mümkündür. Bu sağlanmadan, ortaya konulmaya çalışılan her mutluluk girişimi, başarısız olmaya mahkûmdur. Bu şekilde mutluluğa ulaşıldığı sanılsa bile, böyle bir mutluluk, yapay, geçici ve sahte bir mutluluktan ibarettir.
















































































































































































































