Etkin Din Pazarlama Teknikleri
İnsan yaşamında yer eden her şeyin ekonomi ve ticaretin konusu olması insanlık tarihi kadar eskidir
İnsan yaşamında yer eden her şeyin ekonomi ve ticaretin konusu olması insanlık tarihi kadar eskidir. Her türlü tüketim malzemesi ve hizmet sektörü yanında, çoğu kişilerce kutsallık derecesine çıkarılan “insan bedeninin dahi ticaretin ve verginin konusu olması” insan hakları gibi albenili sözlerin arkasına sığınan aydın ve sistemlerin ne kadar hak yanlısı “olmadığını” gösteren turnusol kâğıdıdır. Bu anlamda sermaye çevresi varlığını devam ettirebilmek için, kendisine getiri sağlayacak ve konumunu güçlendirecek her şeyi kullanmaktadır. Ancak hiçbir sektör “din ve cinsellik sektörü” kadar kolay ve yüksek getiri sağlamamaktadır. İnsanların yaşamında biyolojik evrim sürecinin temel taşı olan “cinsellik” ile sosyolojik evrim sürecinin olmazsa olmazı “din”, pazarı garanti, tüketimi yüksek iki sektördür. Hatta pek çok sektörde tüketici ihtiyaçları dışsal faktörlerle uyarılabilirken bu iki sektörde kişinin içsel faktörleri zaten etkin haldedir. Bu sektörlere yönelik tanıtım çalışmalarında insanlar zaten tüketime açık durumda beklemektedirler. Dolayısıyla bu sektörlerin potansiyel kullanıcılarında ihtiyaç oluşturmaktan ziyade tercih sunma eksenli çalışma yeterli olmaktadır.
Din eksenli çalışmalar başlangıçta Allah rızası gibi yüce bir düşünce ile olmaktadır. Bu çalışmalar belli bir para karşılığı yapılmakta, süreç ilerledikçe dindar dahi olsalar ticari kazanç ve kaygı öne çıkmaktadır. Bu konuda güzel bir gösterge olarak “Kuran” örnek verilebilir. Osmanlı geleneğinde Kuran’ın Allah kelamı olması nedeniyle parayla satılması söz konusu değildi. Ancak kitabın basım ve dağıtım bedeli söz konusuydu. Bu durumda saygıda kusur etmemek, ancak ticaretin gereklerini de yerine getirmek amacıyla Kuran’ın, “satış fiyatı” gibi bir kavram üzerinden değil, “Hediyesi” adı altında bedeli ödenirdi. Böylece şeklen de olsa Kuran’ın para karşılığı satışı engellenmiş olurdu. Ancak günümüzde bu gelenek terk edilmiş, her ne kadar üzerine satış fiyatı yazılmasa da hariçten yapıştırılan fiyat etiketi ile satılmasına başlanmıştır. Böylece atalarımızda olan şekli duyarlılık dahi yok edilmiştir.
Gelinen süreçte çağın getirdiği yozlaşma Müslümanları da olumsuz etkilemektedir. Kuran, Hac ve Umre organizasyonları başta olmak üzere dinsel eşya ve hizmetler, ticaret konusu haline gelmiştir. Kapitalizmin pazarlama tekniklerinin kullanılarak çeşitli organizasyonların düzenlenmesi, “dinsel turizm” adı altında bir sektörün de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yapılanmalarda insanların nefsi olgunlaşmasına katkı sağlamaktan ziyade gezdirmek, eğlendirmek ve bunun karşılığında parasını almak temel hedeftir. Gidenlerin Allah rızası için gidiyor olması, sermaye çevresinin palazlanmasının, paralarına para katmalarının ana temasıdır. Gidenlerin amacı, götürenlerin umurunda bile değildir. Bunu dikkate alarak, ümmet açlık, sefalet, zulüm altında kıvranırken ve en yakınından başlayarak mustazaflara yardım etmek gerekirken, Allah'ın rıza göstermeyeceği turistik gezi yapılmamalıdır. Hac ve Umreye gidilecekse, ruhuna uygun bir şekilde gitmek ve orada da bu hedefe uygun çalışmalar yapmak doğru olanıdır. Ne yazık ki günümüzde bu bilinç, tüketim çılgınlığı kapsamında dinin magazinleştirilmesi ve dünyevileştirilmesi/uhrevileştirilmesi nedeniyle her geçen gün erozyona uğramaktadır. Hac sonrasında yakınlara getirilen tespih, seccade vs gibi ticari değeri olan dinsel eşyalar da bu sektörde çok önemli yer tutmaktadır. Sonuçta gerekçesi ne olursa olsun, dinsel eşya ve hizmet bağlamında ticari yapılanma kaçınılmazdır. Bu sektörlerin varlığının gerekliliği ve Allah rızasına uygun şekilde ticaretinin düzenlenmesi ayrı, bunları rant kaynağı haline getirerek içeriğinin boşaltılmış bir şekilde sömürünün aracı haline getirilmesi ayrı bir konudur.
Din ve kanaat önderlerinin çeşitli dinsel eşyaların veya kendi cemaat/tarikat mensuplarının ticari eşyalarının pazarlanmasında kullanılması da ne yazık ki günümüzde yaygınlaşmıştır. Bunun yanında cemaat/tarikat mensuplarınca üretilen ürünlerin pazarlanmasında dinsel argümanların kullanılması da dinin ticarete alet edilmesi bağlamında sıklıkla yaşanmaktadır.
Günümüzde etkin pazarlama denilince akla ilk gelen, internet ve televizyon pazarlamacılığıdır. Bu ortamda kendi çıkarmış olduğu kitabı, kaseti veya herhangi bir dinsel materyali pazarlamak amacıyla dini kullanan yazar/satıcılar yoğunluktadır. Bu satıcıların sattığı ürünler aracılığıyla dinsel anlayışlarını pazarlamaları da ayrı bir sorundur. Ayrıca dinin magazinleştirilmesi, tartışma zeminlerinde entellektüel tartışma konusu yapılması da bir müddet sonra insanların iç dünyalarında dinin yozlaşmasına zemin hazırlamaktadır. Zaten bir din yaşamın özünden soyutlanarak ekonominin ve salt bilginin konusu olduysa, o din olmaktan çıkmıştır. Dinsel içerikli ürün ve fikirler kitlelerin parasını almak ve yönlendirmek için piyasaya sürüldüğünden, samimiyet ve ruha hitap etmekten yoksundurlar. Maddi kazanıma konu olan dinsel anlayış, iyiye ve doğruya yönelten bir yapıda değildir. Aksine kitleleri afyon verilmiş gibi uyutan, yönlendiren, rantın belli bir yerde toplanmasını sağlayan bir yapıdadır. Bu yapıları çoğunlukla geleneksel çizgide, bir takım hikâye ve hurafelerle uyutulan ve oyalanan kitleler oluşturmaktadır. Din bu haliyle Allah’a ait olmaktan çıkarak dünyevileşmekte, ekonomistlere daha yakın bir hal almaktadır. Ekonomiye işlerlik kazandırmak için dindar kitlelerin elindeki parayı ekonomiye katmanın yollarından biri haline gelmektedir. Sermayenin bu sinsi oyununa alet olan Müslümanlar da gücü oranında katılımda bulunmaktadırlar.
Etkin din pazarlama yöntemlerinde pazarlamacılarda sakallı ve başörtülü, yüzünde dindar olmanın farklılığını ortaya koyan bir yapının olması da kitlelere etkili olmaktadır. Temiz ve nur yüzlü gibi tanımlanabilecek bu yüzlerle eşya pazarlama yanında, sapkın ve yanlış bir dinsel anlayış da enjekte edilmektedir. Ayet ve hadislerin konuşmalar arasına sıkıştırılması, reklamın tamamlayanı olarak dinleyicilerin dindar görünüm veren insanlardan seçilmesi, Allah ve peygamber başta olmak üzere dinsel terminolojinin sıkça kullanılması en etkili yöntemlerdendir. Cinsel gücü artırıcı ürünleri pazarlarken "Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim." hadisini kullanmak, pusulalı seccadeyi pazarlamak için “Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. (2/150), bal pazarlarken “Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti: «Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan göz göz evler edin!” (16/68) ayetlerini kullanmak çok etkili olmaktadır. İçerisinde dinsel öğeler bulunan reklamlara dayalı pazarlama ile alınan sıradan ürünlere dinsel bir mahiyet kazandırılarak da mutlu olunması sağlanmaktadır.
Sonuçta ekonomiyi canlandırmak amaçlı, topluma dinsel tema destekli mal ve hizmetler sunulurken yeni bir dinsel anlayış da bilinçaltına enjekte edilmektedir. İnsanlar saf ve temiz dinsel anlayıştan uzaklaştırılmaktadır. Etkin din pazarlama teknikleri sayesinde bir taraftan ekonomiye katkı sağlanırken diğer taraftan da sömürüye dayalı ekonomik sistemi alaşağı etmeyi hedefleyen İslam dininin de içeriği değiştirilmektedir. Müslümanlar etkin pazarlama yöntemleri ile salt dinsel eşya almamakta, adı İslam olan ancak içeriği kapitalizmin vahşet, zulüm, sömürü ve haksızlığı ile dolu bir dine doğru yol almaktadır. Allah Kuran’da “Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin!” (2/42) diyerek bu tip sentezlere temelden karşı çıkıyor olsa da ne yazık ki gerçek böyle cereyan etmektedir.
admin















































































































































































































