Günün birinde, bir metro istasyonunda gözlerini ekrana dikmiş insanların arasında otururken, aklınıza düşüverir bu soru. Birinin kahkahası, bir çocuğun elindeki oyuncaktan yükselen mekanik sesler, bir reklam panosundaki "mutluluk vaadi"...
Hepsi birer cümle, ama hiçbiri bir hikâye değil.
Peki ya bizimkiler?
Çocukken büyükannemizin dizinde dinlediğimiz masallar, ergenlikte tuttuğumuz günlüklerde saklı heyecanlar, yetişkinliğin yorgun akşamlarında anlatacak kimseyi bulamadığımız iç monologlar...
















































































































































































































