Batılı ülkelerin desteğiyle sistematik şekilde yürütülen bu stratejinin teşhir edildiği eserde, İsrail’in yalnızca askeri değil; teknolojik, kültürel ve eğitsel araçlarla da Filistin direnişini bastırma girişimleri detaylandırılıyor.
Eğitim ve Teknoloji Yoluyla Soykırım
Kitapta dikkat çeken kavramlardan biri “eğitim soykırımı” (skolastisit). Rakipoğlu, Gazze’de üniversitelerin bombalanması, okulların %92’sinin tahrip edilmesi ve yüzlerce akademisyenin hayatını kaybetmesini, Filistin’in gelecek üretme gücünü hedef alan bir yok etme politikası olarak tanımlıyor.
Ayrıca “teknolojik soykırım” ifadesiyle İsrail’in yapay zekâ destekli suikast programları, yüz tanıma sistemleri ve gözetim ağları üzerinden sivilleri hedef alması da raporlanıyor. Google ve Amazon gibi şirketlerin bu süreçte İsrail’e teknik destek sağladığı belirtiliyor.
Yerleşimci Kolonyalizm ve Tarihsel Anlatıların Çöküşü
Rakipoğlu, İsrail’in Batı destekli yerleşimci bir kolonyal proje olduğunu savunarak, tarihsel Yahudi varlığı gibi anlatıların bu işgali meşrulaştıramayacağını ifade ediyor. Kitap, Davud ve Süleyman peygamberlerin yönettiği krallıkların modern devlet kavramıyla ilişkisinin olmadığını, Kudüs’ün kutsallığının ise işgal hakkı doğurmadığını belirtiyor. İsrail’in sömürüden ziyade “yok etmeyi” önceleyen bir kolonyal strateji benimsediği görüşü işleniyor.
Batı'nın Sessizliği ve “İsrail İstisnacılığı” Eleştirisi
Batılı demokrasiler ve medya, kitabın en sert eleştirilerinden nasibini alıyor. Holokost sonrası oluşan ahlaki yükümlülüğün, Batı'nın İsrail’e yönelik çifte standardına dönüşerek soykırımı görmezden gelmesine zemin hazırladığına dikkat çekiliyor. Bu tavır, “Holokostiyanizm” olarak tanımlanıyor.
Öte yandan Çin ve Rusya’nın İsrail'e karşı daha dengeli ve eleştirel politikalar izlediği belirtiliyor. Çin’in küresel arabulucu rolü, Rusya’nın ise pragmatik hamleleri kitapta analiz ediliyor.
Direnişin Boyutları ve Gelecek Senaryoları
Kitapta Filistin direnişi sadece askeri değil; kültürel, eğitsel ve sivil boyutlarıyla ele alınıyor. 7 Ekim sonrası yaşananlar, küresel intifadanın başlangıcı olarak tanımlanırken, Batı'da yükselen öğrenci protestoları ve boykot kampanyaları bu sürecin parçası olarak değerlendiriliyor.
Normalleşme süreçlerine dair ise temkinli öngörülerde bulunuluyor. Aksa Tufanı sonrası İsrail’in kırılgan yapısının ortaya çıkması, iki devletli çözüme uzak duruşu ve Filistin davasının küresel kamuoyunda canlı tutulması, normalleşmenin önündeki temel engeller olarak sıralanıyor.
Filistin Yönetimi Eleştiriliyor
Kitapta, Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi ise direnişi bastıran, seçimleri erteleyen ve İsrail ile güvenlik koordinasyonu yürüten pasif bir yapı olarak tasvir ediliyor. Gazze’nin yönetimini devralma ihtimalinin düşük olduğu, halk nezdinde karşılık bulamadığı net şekilde ifade ediliyor.














































































































































































































