Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 18-01-2014 14:45   Güncelleme : 18-01-2014 14:45

KİRLİ ZİHNİYETLE TEMİZ SİYASET!

Mahalli seçimlerin yaklaştığı son günlerde yolsuzluk şayiaları, çözüm üretme sorunu yaşayan muhalefetin can simidi haline geldi

KİRLİ ZİHNİYETLE TEMİZ SİYASET!
Mahalli seçimlerin yaklaştığı son günlerde yolsuzluk şayiaları, çözüm üretme sorunu yaşayan muhalefetin can simidi haline geldi. Ne olduğu henüz hukuki netlik kazanmayan ve üzerinde sis perdesi bulunan iddialar üzerine siyasiler bu durumu kendi çıkarlarına çevirme yarışına girdiler.
 
Özellikle TBMM de temsil edilen partilerin sözcüleri, kendi hal ve geçmişlerine bakmadan, ahlâk kurallarını zorlayan bir biçimde iktidara yükleniyorlar.
 
Hâlbuki Temiz siyaset dürüst kişiliğe, şahsiyetli karaktere ve temiz zihniyete sahip kadrolarla yapılır. Geçmişlerinde temiz sayfa bırakamayanlar bugün olduğu gibi “Ben senden temizim” diyemedikleri için “Sen benden kirlisinin” kavgasını yapıyorlar.
 
Mahalli seçimlerin hızla yaklaştığı bu son günlerde insanımızın sağlıklı tercih yapabilmeleri için siyasi kadroların zihniyetlerini öğrenmeleri ülkenin geleceği açısından önem arz etmektedir. Gündemi meşgul eden tartışmaların gerçek boyutu fazla geçmeden ortaya çıkacaktır.
 
Ancak, mahalli idarelerdeki yolsuzlukların boyutunu ve siyasi partilere göre dağılımını gördüğümüz zaman durumun ne kadar endişe verici olduğu daha net olarak görülecektir.
 
Resmi verilere göre 2009 yılından bu yana Belediyelerde yürütülen işler ile ilgili 1382 belediye hakkında 1522 yolsuz soruşturması başlatılmış.
 
Soruşturmaya tabi tutulan belediyelerin partilere göre dağılımı şöyle.
 
AKP 600,
 
CHP 454,
 
MHP 232 ve
 
BDP li 96 belediye.
 
Görüldüğü gibi en ağır şekilde eleştiri oklarını karşı tarafa atanların zihinsel olarak ve eylem bakımından biri birlerinden farkları yok. Zihniyetin, amacın,  niyetin ve sonucun da aynı olduğu görülüyor.
 
Mahalli idarelerde 1989 yılında başlayan Milli Görüşün belediyecilik hizmetleri 1994 yılında 16 büyükşehirden 6 ve 30 il olmak üzere 400 belediye başkanlığı ile kendi alanında zirve yapmıştır.
 
Özellikle 28 Şubat sürecinde Milli Görüşçü belediyeler art niyetli müfettişlerin denetleme baskısından çalışmaya fırsat bulamadıkları halde, belediyecilikte destanlar yazmışlar hem de en küçük yolsuzluğa bulaşmamışlardır.
Bu husus Sayıştay raporları ile belgelidir ve sabittir.   
 
30 Mart tarihinde vatandaşımız tercihini, yolsuzluk batağında debelenen batı kültürü hayranı zihniyetlerden yana mı, yoksa belediyecilik hizmetlerinde öncü olan Milli Görüşten yana mı kullanacak bekleyip göreceğiz.
 
30 Mart sonrası pişmanlık duyulmaması için insanlarımızı uyarmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bizden hatırlatması.
 
18. 01. 2014  
 
 
 
adminadmin