Bir kadın, koşarak Halife Ali’nin yanına geldi. Kadının her hâlinden, çok korktuğu ve telaşlı olduğu anlaşılıyordu. Halife Ali’ye şöyle dedi:
- Çocuğum, oluğun üstüne kaydı. Çağırsam gelmez. Bıraksam düşüp öleceğinden korkarım. Akıllı değil ki; “Tehlikedesin. Yanıma gel de kurtul.” diyeyim. Elle işaret etsem anlamaz. “Gel sana mama vereceğim.” diyorum; ama hemen yüzünü çeviriyor. Allah rızası için benim derdime acilen derman bul ki evlâdımı kaybetmeyeyim.
Halife Ali, bu telaşlı ve endişeli kadına şöyle dedi:
- Sana anlatacaklarımı bir bir yap. Göreceksin çocuğun damdan inecek. Şimdi git; dama başka bir çocuk çıkar. Evlâdın, orda kendi gibi bir çocuk görünce, hemen oluktan dama gelecektir. Merak etme.
Kadın, doğruca evine gitti. Hemen halifenin dediğini yaptı. Gerçekten de çocuğu, dama çıkarılan diğer çocuğu görünce sürüne sürüne onun bulunduğu tarafa geldi. Böylece aşağıya düşme tehlikesinden kurtuldu.
Demek ki her cins, kendi cinsine ebedî alışık ve âşıktır. İşte bunun için Peygamber de, kulları o oluk misâli tehlikelerden kurtarmak için, insan olarak gönderilmiştir.
Çünkü cinsiyetin garip bir çekiciliği vardır. Nerede birini veya bir şeyi arayan varsa, onu aratan ve o yana çeken; muhakkak ki cinsiyettir.

















































































































































































































