Üstelik iddiaya göre, barınaklardan pek çok belediye yöneticisi de doğrudan veya dolaylı yollarla yer aldı.
Fotoğraflarda da görüldüğü gibi, barınakların önünde sıradan balıkçı tekneleri yerine artık yüz binlerce liralık motor yatlar ve özel tekneler sıralanıyor. Balıkçılık faaliyeti ise giderek arka planda kalmış durumda.
BAŞLANGIÇ: “BALIKÇI ESNAFINA DESTEK” DİYE BAŞLADI
Büyükşehir Belediyesi yıllar önce projeyi duyururken amaç netti:
Kentteki balıkçılara güvenli, kapalı, düşük maliyetli barınma alanı sağlamak,
Balıkçı esnafını güçlendirmek,
Kıyı bandını düzenlemek.
Bu çerçevede 50 bin TL civarında simgesel bir bedelle kullanım hakkı verilen bölmeler, kısa sürede sahiplerine teslim edildi. Yapı kayıt belgeleri ve tahsis sözleşmeleri de “Balıkçı Barınağı Kullanım Alanı” statüsünde hazırlandı.
BUGÜN GELİNEN NOKTA: 50 BİNDEN 2,5 MİLYONA
Aradan birkaç yıl geçti. Sahildeki yapıların büyük bölümü artık:
Devir pazarında 2,0–2,5 milyon TL bandında,
Barınakların önündeki iskeleler ise adeta özel marina görünümünde,
Balıkçı kimliği taşıması gereken yerler “özel hobi alanı”na dönüşmüş durumda.
Üstelik iddialara göre, “devir” işlemlerinin bir kısmı resmi kayıtlarda görünmüyor. Kullanım hakkı devredilemiyor gibi görünse de, fiilen “hak devri” niteliğinde özel sözleşmeler ve “anahtar teslim” anlaşmalar yapılıyor.
Bu durum “Belediye kıyı kamu alanını ucuza verdi; şimdi milyonluk değerlere ulaşan bu alanlar kişisel servete dönüşüyor” eleştirilerine yol açtı.
BELEDİYE YÖNETİCİLERİ VE ÜST DÜZEY İSİMLER DE YER ALMIŞ
Sahada faaliyet gösteren balıkçılar ve bölgeyi yakından takip eden vatandaşlara göre, barınaklardan dönemin belediye yöneticileri, bazı daire başkanları ve belediye şirketleri üzerinden bağlantılı kişiler de yer aldı.
Bu iddia, özellikle üç başlıkta yoğunlaşıyor:
Tahsislerde kayırmacılık
“Kura veya açık başvuru” yerine “özel listelerden” tahsis yapıldığı ileri sürülüyor.
Kullanım amacının dışına çıkılmasına göz yumulması
Belediyenin, balıkçı olmayan kullanıcıları yıllarca denetlemediği ifade ediliyor.
Barınakların fiilen özel marinaya dönüşmesine sessiz kalınması
Bu dönüşümün özellikle lüks tekne sahiplerine alan yarattığı dile getiriliyor.
FOTOĞRAFLAR DURUMU AÇIKÇA GÖSTERİYOR
Paylaştığınız görüntülerde açıkça görülüyor:
1) Kıyı boyu tamamen kapalı özel kutucuklarla doldurulmuş
Her biri tekne arkası özel kulübe gibi kullanılan birimler, balıkçı kulübesi değil, adeta “mini yazlık” standardında.
2) Balıkçı teknesi yok denecek kadar az
Önlerde bağlanan teknelerin büyük bölümü:
Motor yat,
Hız teknesi,
Özel gezi tekneleri.
3) Kıyı yönetimi fiilen özelleşmiş durumda
Kamuya ait kıyı alanı; kullanım, erişim ve ticari dönüşüm açısından faktik olarak özel bir marina şeklini almış.
HUKUKİ TARTIŞMA: “KAMU MALI AMA ÖZEL KULLANIMDA”
İmar, kıyı ve belediye mevzuatına göre bu yapıların:
Amaç dışı kullanımı yasak,
Devir üzerinden gelir elde etmek mümkün değil,
Barınaklar yalnızca balıkçı esnafı için kullanılabilir.
Ancak pratikte:
Kullanım amacının dışına çıkanlara yaptırım uygulanmadığı,
Devirlerin fiilen gayriresmî pazar üzerinden yapıldığı,
Kıyı kanunu bakımından “kamu yararına aykırılık” oluştuğu belirtiliyor.
Bu yönüyle konu belediyenin denetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği tartışmasını da gündeme taşıyor.
ŞEHRİN GÖRSEL KİMLİĞİ DEĞİŞİYOR
Sahildeki barınakların bugünkü görüntüsü, Samsun’un siluetinde de ciddi bir dönüşümü işaret ediyor. Özellikle Sheraton Oteli’nin bulunduğu bölgeden çekilen fotoğraflarda:
Barınak dizisi sahil boyunca beyaz çadır şeridi gibi uzanıyor,
Kentin kıyı estetiğini bozduğu ifade ediliyor,
Balıkçı dokusuna değil, özel kulübe–marina çizgisine sahip.
BALIKÇILAR NE DİYOR?
Görüşülen balıkçıların önemli bir kısmı şikayetçi:
“Bizim için yapılan yere biz giremiyoruz.”
“Balıkçı barınağı değil, zengin barınağı oldu.”
“Tekne fiyatları milyonlara dayandı; kullanım hakkı devri için istenen ücretler bize kapıyı kapattı.”
Bir kısım balıkçı ise durumu sessizce kabullenmiş durumda:
“Belediye izin veriyor, kimse karışmıyor.”
“Alana yapan kazanıyor.”
MERT PLAJI ÖRNEĞİ: 17,2 MİLYON TL’LİK KAMU ZARARI VE YIKILAN BİR PROJE
Samsun kamuoyunda benzer bir tartışma Mert Plajı Balıkçı Barınağı projesiyle yaşanmıştı. Büyükşehir Belediyesi tarafından yaklaşık 17,2 milyon TL harcanarak yüzde 80’i tamamlanan barınak, kıyı düzenlemesi ve planlama sorunları gerekçe gösterilerek kısa süre sonra tamamen yıkıldı. İnşaat faaliyeti sırasında bölgedeki vatandaşların ve uzmanların dile getirdiği “planlama hatası”, “yanlış lokasyon” ve “kamu kaynağının israfı” uyarıları dikkate alınmadı. Sonuç olarak hem barınak kullanılamaz hale geldi hem de milyonlarca liralık kamu yatırımı çöpe gitmiş oldu. Bugün Atakum sahilindeki barınakların özel kullanıma dönüşmesiyle birlikte, Mert Plajı’ndaki yıkım olayı da “Samsun’da balıkçı barınakları projelerinin genel planlamasında ciddi yönetim hataları ve kamu zararı yaratıldığı” görüşünü güçlendiriyor.
KAMUOYU SORUYOR:
‘BALIKÇI BARINAĞI MI, ÖZEL MARİNA MI?‘
Tüm bu gelişmeler ışığında akıllardaki temel sorular şunlar:
1. Kıyı kanunu ve belediye mevzuatı açısından barınakların bugünkü kullanımı yasal mı?
2. Balıkçı esnafı için yapılan yapıların, milyonluk özel tekne alanına dönüşmesine neden göz yumuldu?
3. Tahsis sürecinde belediye yöneticilerinin yer aldığı iddiaları araştırılacak mı?
4. Kamuya ait bir kıyı alanı, fiilen özel mülkiyet gibi nasıl kullanılabiliyor?
5. Bu durum sürdürülebilir mi, yoksa ileride yıkım/iptal süreçleri mi gündeme gelecek?
KENTİN KIYISI EL DEĞİŞTİRİYOR
Samsun’da balıkçı barınakları adı altında başlatılan proje, bugün kamu yararı tartışmalarının göbeğinde.
Kıyı bandının bir kısmı, balıkçılar için yapılmışken; fiilen yüksek gelir grubunun hobi alanına dönüşmüş durumda.
Kamu malının özel kullanım alanına çevrilmesi; hem hukuki, hem siyasi, hem de etik tartışmalar açısından önümüzdeki günlerde daha da büyüyecek gibi görünüyor.












































































































































































































