Fakat insan en çok, dışarıdaki kalabalıktan değil, kendi içindeki gürültüden yorulur. O gürültüyü çoğu zaman büyüten ise etrafımızdaki anlayışsızlıkla yapılan tartışmalardır.
Anlaşılmamanın yarattığı bir ağırlık vardır; görünmez ama insanın omuzlarına çöker. Bir insanla konuşurken, onun sizi dinlemediğini fark ettiğiniz an, ruhunuzun içinde bir kapı kapanır. O kapı kapandığında artık konuşmak için değil, kendinizi savunmak için cümle kurmaya başlarsınız.
İşte tam da o anda tartışma başlamış olur. Karşı tarafın anlamaya niyeti yoksa, kelimeler yalnızca boşluğa çarparak geri döner. Bu geri dönüşler zamanla yıpratır insanı. Çünkü her anlamsız tartışma, zihnin enerjisinden biraz daha eksiltir.













































































































































































































