Türkiye
Giriş Tarihi : 05-11-2012 10:21   Güncelleme : 05-11-2012 10:21

Teokratik Cumhuriyetin sonu

Tek Parti şairlerinin Atatürk 'ü " Samsun ' da karaya çıkan ilah " diye tanımlaması , Çankaya ' yı Kabe ' nin yerine geçirmesi , söz konusu teokratik inancın ifadeleridir .

Teokratik Cumhuriyetin sonu
 
Türkiye’nin siyasi tartışmaları içinde " teokrasi " kavramını arada bir duyarız . Bihassa Kemalistler , İslamcıların ve hatta muhafazakarların " teokrasiye inandıklarını . kendilerinin ise " demokrasi " islediklerini iddia ederler.

Yani " Tanrı tarafından yönetime karşı " halk tarafından yönetim " savunduklarını ileri sürerler . Oysa bence memleketimizdeki asıl teokrasi taraftarları Kemalistler , asıl demokrasi taraftarları da muhafazakarlardır . Neden mi ? ' Yukarıdaki irade Önce ' teokrasi " yi biraz açalım.

Bu kavram , bir toplumu yönetenlerin yetkilerini insan üstü bir kaynaktan almasını ifade eder . Ortaçağ Avrupasında " kralların ilahi yetkileri " denen inanç bunun tipik örneğidir. Buna göre halkın siyasi iradesinin bir önemi yoktur , çünkü hükümdarın yetkisi halkın çok daha " yukarısındaki bir otoriteden gelmektedir . İslam ' da ise . bazı teokratik iddialar olduysa da, ana akım görüş idarecilerin değil , onların tabi olması gereken hukukun ilahi kökenli olduğudur .

Yani sultan , " hana uymak zorundasınız , ben yetkimi Allah ' tan aldım " diyemez halka . Aksine halk sultana " şeriat isteriz " diye karşı çıkabilir; yani onun yetkisini hukukla sınırlandırır. Bu nedenle de Seyid Hüseyin Nasr ' ın özlü ifadesiyle , " İslam ' da teokrasi yoktur , nomokrasi ( hukukun üstünlüğü ) vardır . " Peki " Atatürk Cumhuriyetinde ne vardır ? Dediğim gibi. bir tür teokrasi. . . Çünkü bu cumhuriyette de siyasi yetkinin kaynağı halis, değil, ondan çok daha " yukarıda " addedilen bir otoritedir : Insan üstü vasıflara sahip olduğuna inanılan " Ulu Önder " . Tek Parti şairlerinin Atatürk ' ü " Samsun ' da karaya çıkan ilah " diye tanımlaması, Çankaya ' yı Kabe ' nin yerine geçirmesi , söz konusu teokratik inancın ifadeleridir . Boş konuşmamıştır adamlar.

Dikkat ederseniz bu teokratik düzen demokrasiye geçit vermez . Yani siyasi konularda hallan ne düşündüğü , çoğunluğun neye karar verdiği bir önem taşımaz ; Ulu Önder ' in öğretileri başka her şeyden üstündür çünkü . Nitekim Ulu Önder ' in öğretileri ile toplum arasında bir uyuşmazlık olduğunda , sorun mutlaka toplumda bulunur . Halk " cahil " , entelektüeller ise " hain " sayılır. Onların yerine Ulu Önder ' in sorgulanması ise tahayyül dahi edilemez. Bir başka deyişle, diğer teokrasilerde olduğu gibi burada da siyasi yetkinin kaynağı olarak görülen insan üstü otorite, hiç bir şekilde tartışılamaz , hafife bile alınamaz . Bu tabuyu çiğneyenlerin toplumsal tepki hem de yasal yaptıranlarla karşılaşır . CHP ' nin sorunu Tüm teokrasiler gibi bizdeki " Atatürk Cumhuriyeti ' ' nin de pratik işlevi , bir toplumsal zümreye demokrasidışı bir otorite sağlamaktır aslında . Bu otoriteye yaslananlar , yani Kemalistler , diğer yurttaşlarda olmayan bir yetki vehmederler kendilerinde : Sırf " Atatürkçü " oldukları içki ülkeyi yönetmeye başka herkesten daha fazla layık olduklarına inanırlar . " Atatürk ' ün partisi " olan CHP , ordu ile birlikle , bu iddianın hep taşıyıcısı oldu . Son yıllarda ise CHP " yenilenmeye " çalışıyor ki , bu iyi . Örneğin hükümete karşı demokrasilerde görülecek türden eleştiriler getiriyor bazen . Ama partinin teokratik kökenleri hâlâ sorgulanmaksızın duruyor ve arada bir su yüzüne çıkıyor .

CHP İstanbul il başkanının Cumhuriyet Bayramı törenlerinde askerlere dönüp " Sizin korumanız gereken cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz " deyişinde olduğu gibi . Oysa CHP ' nin anlamlı bir alternatif olabilmesi için bu teokrasi bekçiliğinden vazgeçmesi lazım . AK Parti ' ye karşı, kendini Kemalizm gereğince daha meşru say mak yerine, eşit şartlarda rekabete girişmesi lazım. Ana muhalefet partisini ancak o zaman ciddiye alabileceğiz.

Mustafa AKYOL / STAR
adminadmin