Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber

Üstad’ın Poetikasında Şiirin Mahiyeti ve Yöntemi

Türk edebiyatının öncü isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek, poetikasında şiirin yalnızca estetik bir ifade biçimi olmadığını, mutlak hakikati arayan derin bir usule dayandığını vurguluyor.

Üstad’ın Poetikasında Şiirin Mahiyeti ve Yöntemi
Paylaş:

Kısakürek’e göre şiir, idraki tek bir anda eşya ve hadiselerin ötesine sıçratabilen güçlü bir arayış biçimi olarak öne çıkıyor.

Şiir ve İlim Arasındaki Temel Fark

Necip Fazıl, şiiri anlamak için ilimle kıyas yapılması gerektiğini belirterek iki alan arasındaki farkı çarpıcı benzetmelerle ortaya koyuyor.

Ona göre ilim, hakikati akıl yoluyla adım adım, sebep-sonuç ilişkisi içinde ve açık bir yöntemle arar. Şiir ise yine fikri kullanmasına rağmen, onu zahmetli bir analiz sürecine sokmaz; zaman ve mekân sınırlarını aşarak ani bir kavrayışa ulaştırır.

İlimin sistemli ve hesap verebilir yapısına karşılık, şiirin daha sezgisel ve sıçramalı bir yol izlediği ifade ediliyor. Bu yönüyle ilim “polis” gibi iz sürerken, şiir “hırsız” gibi görünmeden hakikatin peşine düşer.

Tecrit ve Terkip: Şiirin İnşa Süreci

Kısakürek’e göre şiirin en belirgin özelliği, tecrit ve terkip arasında kurduğu karmaşık ilişkidir. İlimde tecrit, somut olanı açıklamak için kullanılırken; şiirde somut unsurlar, soyuta ulaşmanın aracı haline gelir;

“Biri mesuliyetli bir tahlil, öbürü mesuliyetsiz bir terkip..

Biri, ağacın yemişine, taş taş duvar örerek ve her taşa üstündekileri taşıtarak yükselir; öbürü iki dizi üzerinde yaylanıp zıplar.

Biri, ilim, aslî gâyesinden uzaklaşa uzaklaşa, birtakım müşahhas eşya ve hâdiselerin ameli fayda noktalarını avlar ve mücerretten müşahhasa döner; öbürü, şiir gayesine yaklaşa yaklaşa teşhis vesilesi diye kullandığı aynı eşya ve hâdiselerin amelî sevk ve idare kanunlarından uzak yaşar ve müşahhastan mücerrede kıvrılır.

İlimde tecrit, teşhis için; şiirde teşhis, tecrit içindir. Bu yüzdendir ki, tecritte kalan ilimlere, sanat (felsefe) ismi verilirken, teşhiste kalan şiire de davulculuk zanaatı gözüyle bakılır. Bütün kaba meddahlar, (didaktik) ve (politik) şairler bu soydandır.

İlimin usulünde tebliğ, şiirin usulünde de telkin vardır.

Şiirde tebliğ, kaba davulculuk; telkin ise sihirli kemancılık…

Şiirin usulü, mutlak hakikati aramaya doğru müşahhas tezahür gergefinde tecrit ve terkiplerin en girift ve en muhteşemlerini örgüleştirerek, kah onları bütün düğümlerinden çözerek ve kah yepyeni düğümlere bağlayarak, idraki tek an içinde eşya ve hadiselerin maverasına sıçratabilmektir. (Çile, 474-475)

Tebliğ Değil Telkin

Metinde dikkat çeken bir diğer unsur ise şiirin işlevine dair yapılan ayrımdır. İlimde “tebliğ” ön plandayken, şiirde “telkin” esastır. Necip Fazıl, doğrudan anlatımı “kaba davulculuk” olarak nitelendirirken; şiirin asıl gücünü, okuyucu üzerinde bıraktığı sezgisel etki, yani telkinde görür.

Şiirin Zirvesi: Anlık Sıçrayış

Necip Fazıl’ın tanımına göre şiirin usulü; müşahhas tezahürler üzerinden en girift tecrit ve terkipleri kurarak, idraki bir anda hakikatin ötesine sıçratabilme kabiliyetidir. Bu yönüyle şiir, yalnızca bir anlatım değil, aynı zamanda bir idrak biçimi olarak değerlendirilir.

Üstadın bu yaklaşımı, şiiri hem düşünsel hem de metafizik bir arayışın merkezi konumuna yerleştiriyor.

Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Samsun Haber Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat