1969’da üç Amerikan askerinin Türk bayrağını yırtmasıyla patlak veren kriz, Türkiye’nin egemenlik haklarını savunduğu simgesel dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.
Bayrak Yırtıldı, Askerler Yargılandı
Kasım 1969’da Samsun’daki TUSLOG Amerikan üssünde görevli üç çavuş, alkol aldıktan sonra revirden makas temin edip komuta merkezinin önündeki Türk bayrağını indirdi.
Bayrağı kesip yere atan askerler, bir Türk subayının raporu sonrası gözaltına alındı.
Halk, sokaklarda bayrak mitingleri düzenledi. Yargılama sonunda askerler iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar, Osmanlı’dan beri süregelen Amerikan askerî dokunulmazlığının fiilen sona ermesi açısından tarihî bir dönemeç oldu.
Örtbas Edilmek İstenen Gerçek
Dönemin basınında olay dikkatli ve sınırlı biçimde yer aldı.
Milliyet gazetesi “ABD Elçiliği Yırtılan Türk Bayrağı İçin Özürlerini Bildirdi” manşetiyle özre vurgu yaptı.
Cumhuriyet gazetesi ise “Samsun’da Türk Bayrağının Yırtılması Amerikan Generalini Üzdü” ifadesini kullandı.
Ancak asıl yargılama küçük ilanlar arasında sıkıştırıldı. Ceza avukatı Ata Giritli, devletin üst kademelerinin olayı örtbas etmek istediğini, askerlerin cezaevinden gizlice çıkarıldığını iddia etti.
TUSLOG 3-2 Soğuk Savaş’ın Gölgesi
Araştırma, Samsun’daki TUSLOG 3-2 üssünü akademik olarak inceleyen ilk kapsamlı çalışma oldu.
1956-1970 arasında faaliyette kalan üs, bugünkü Sahra Sıhhiye Okulu’nun bulunduğu Kalkanca tepesindeydi.
Soğuk Savaş döneminde Türkiye’deki Amerikan askeri varlığının yeniden yapılandırılması sürecinde, Samsun ve Trabzon’daki üsler 1970’te Türk hükümetine devredildi.
İşçi Haklarından Radar Sistemlerine
TUSLOG 3-2 üssü yalnızca askerî değil, sosyal etkileriyle de dikkat çekti.
1961 Anayasası sonrası Harp-İş Sendikası’nın ilk toplu iş sözleşmesi bu üssün işçileriyle yapıldı.
Araştırmada ayrıca, olaydan kısa süre sonra radar sistemlerinin sökülerek personelin Sinop’a kaydırıldığı, ardından üssün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne devredildiği belirlendi.
Belgeler, Tanıklar, Fotoğraflar
Proje, yüzü aşkın belge ve görselin yanı sıra, eski Amerikan personeliyle yapılan çevrim içi görüşmelerden elde edilen bilgilerle de güçlendirildi.
Daoug Moris, George W. Durmand ve David Chamberline gibi isimlerin tanıklıkları, olayın uluslararası boyutunu ortaya koydu.
Kaynak: Elif TAŞAN – Samsun Bütünşehir Dergisi













































































































































































































