Sanki içimdeki insan yavaş yavaş buharlaşıyor da geriye sadece yürüyen, silen, görünen ama içi boş bir kabuk kalıyor.
Bir kabuk ki ne kırılıyor ne de doluyor;
sadece duruyor.
İnsanın durması bile bazen bir çeşit çığlıktır, ama benimki çığlık değilbir suskunluk, bir sızılık, bir ağırlık.
Her şeyden çok bir bekleyiş.













































































































































































































