Eğitim Bir Sen 2 No’lu Samsun Şubesi ile Diriliş Grubu tarafından düzenlenen ‘Cevaplan(a)mamış Sorularla Mehmed Âkif’ programında, İstiklâl ve İstikbâl Şairi Mehmed Âkif Ersoy, Samsun’da Diriliş Kafe’de anıldı.
Eğitim Bir Sen 2 No’lu Samsun Şubesi ile Diriliş Grubu tarafından düzenlenen ‘Cevaplan(a)mamış Sorularla Mehmed Âkif’ programında, İstiklâl ve İstikbâl Şairi Mehmed Âkif Ersoy, Diriliş Kafe’de anıldı. Katılımcıların aktif biçimde yer aldığı programda, Mehmed Âkif’e dair az bilinen yönler ele alınırken; ‘Vatan şairi, ömrünün son on bir yılını neden vatan hasretiyle yaşadı? Âkif’in Abdülhamid’e muhalefeti nasıl anlaşılmalı? Âkif neden her dönemde ötelendi? İstiklâl Marşı’nı kimler, niçin değiştirmeye çalıştı?’ gibi sorular üzerinden kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.
Programın konuşmacısı Prof. Dr. Yavuz Bayram, Mehmed Âkif’in hem Çanakkale ruhunun hem de Millî Mücâdele bilincinin yaşatılması bağlamında tartışmasız şekilde tek şair olduğunu vurguladı. Bayram, Âkif’in maruz kaldığı haksızlıkların temelinde, özellikle İstiklâl Marşı’nda bağımsızlığın simgesi olarak öne çıkan hilâl imgesinin bulunduğunu ifade ederek, bu doğrultuda örnek eleştiriler eşliğinde değerlendirmelerde bulundu. Âkif’e yönelen saldırıların, hilâl üzerinden İslâm’a duyulan rahatsızlığı da açığa çıkardığını belirten Bayram, şairin Batı dünyası için kullandığı ‘tek dişi kalmış canavar’ imgesinin de aynı çevrelerce bir saldırı gerekçesine dönüştürüldüğünü söyledi.
Soru-cevap formatında devam eden söyleşide Prof. Dr. Bayram, İstiklâl Marşı’nın dinî ve millî mesajları ile taşıdığı güçlü imgeler nedeniyle zaman zaman değiştirilmek istendiğini ve bu düşüncelerin ilerleyen süreçte somut girişimlere dönüştüğünü kaydetti. Bu kapsamda Bayram, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 13 Kasım 1925 tarihinde Hakimiyet-i Millîye gazetesinde, yeni bir millî marş yazılması amacıyla 500 liralık ödül konulan bir ilan yayımladığını hatırlattı. Bayram, Mehmed Âkif’in sıkça aktarılan ‘Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.’ sözünün arka planında da marşı değiştirmeye yönelik bu tür girişimlerin etkili olduğuna dikkat çekti.
Konuşmasında çarpıcı karşılaştırmalara da yer veren Prof. Dr. Bayram, Millî Mücâdele öncesinde eşiyle birlikte Avusturya’ya giden ve zaferin ardından İstanbul’a dönen Abdülhak Hamid Tarhan’a, İstanbul Belediyesi tarafından daire tahsis edilmesi, kendisine hidemât-ı vataniyyeden maaş bağlanması ve milletvekili yapılması gibi örnekleri hatırlattı. Buna karşılık,
‘Cânı cânânı bütün varımı alsın da Huda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ’
dizelerinin şairi Mehmed Âkif’in, ömrünün son on bir yılını Mısır’da geçirmek zorunda kalması, takip edilmesi ve emekli maaşını ancak ölüm döşeğinde kısa süreli olarak alabilmesi, Bayram’a göre üzerinde ciddiyetle durulması gereken ağır bir vefasızlık tablosudur.
Prof. Dr. Bayram, tüm bu haksızlıklara rağmen Mehmed Âkif’in, devletini ve milletini zor durumda bırakabilecek hiçbir oluşumun içinde yer almamasının da ayrıca dikkat çekici ve ibretlik bir duruş olduğunun altını çizdi.
Mehmed Âkif’i anma programı, katılımcıların soru ve katkılarıyla, söyleşi formatında tamamlandı.














































































































































































































