HADİS-İ ŞERİFTE DİKKAT ÇEKİLEN TEHLİKE
Sahih-i Müslim’de yer alan rivayette Muhammed (S.A.V.), ümmetin kendinden önceki toplulukları “kertenkele deliğine girseler dahi” takip edebileceğini bildiriyor.
Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) bir hadisinde: “Onlar (Yahudiler ve Hristiyanlar) bir kertenkele deliğine girseler, sizler de onları takip edeceksiniz.” (Sahihi Müslüm, No: 2669) demektedir.
Bu ifade, uzmanlara göre sadece tarihsel bir uyarı değil; günümüz akademik ve entelektüel dünyasına yönelik güçlü bir ikaz niteliği taşıyor.
MODERN PSİKOLOJİYE ELEŞTİREL BAKIŞ
Bugün psikoloji biliminin temelleri büyük ölçüde Batı düşüncesine dayanıyor. Sigmund Freud, B. F. Skinner ve Carl Rogers gibi isimlerin ortaya koyduğu yaklaşımlar, insanı çoğu zaman biyolojik ya da davranışsal boyuta indirgemekle eleştiriliyor.
Uzmanlar, bu yaklaşımın insanın ruh, kalp, nefis ve akıl boyutlarını yeterince kapsamadığını belirtiyor.
İSLAM DÜŞÜNCESİ YENİDEN GÜNDEMDE
İslam düşünce geleneğinde psikolojiye dair köklü bir birikim bulunduğu vurgulanıyor. İmam Gazali insanın iç dünyasını nefs terbiyesi üzerinden ele alırken, İbn Sina ruh-beden ilişkisini derinlemesine analiz ediyor.
Bu çerçevenin modern psikolojiye alternatif değil; daha kapsayıcı bir perspektif sunduğu ifade ediliyor.
“TERCÜME PSİKOLOJİ” ELEŞTİRİSİ
Uzmanlara göre en büyük sorunlardan biri, Batı kaynaklı kavramların doğrudan tercüme edilerek kullanılması. “Ego”, “id” ya da “self” gibi kavramların İslam düşüncesindeki “nefs” ve “kalp” kavramlarıyla birebir örtüşmediği belirtiliyor.
Bu durumun, farkında olunmadan aynı düşünce kalıplarının yeniden üretilmesine yol açtığı ifade ediliyor.
TERAPİ ANLAYIŞI DA TARTIŞILIYOR
Modern terapinin çoğunlukla bireyi merkeze aldığı ve “iyi hissetme” hedefiyle sınırlı kaldığı değerlendirmesi yapılıyor. Buna karşılık İslamî yaklaşımda insanın sadece rahatlaması değil; hakikate yönelmesi, ahlâkî dengeyi yakalaması ve iç dünyasını arındırması ön plana çıkıyor.
SEKÜLER NORMLAR GÖZDEN GEÇİRİLİYOR
Psikolojide “normal” kabul edilen birçok ölçütün belirli bir kültürün ürünü olduğu vurgulanıyor. Aşırı bireycilik, sınırsız özgürlük anlayışı ve haz merkezli yaşam tarzının evrensel değerler olmadığına dikkat çekiliyor.
Uzmanlar, bu normların sorgulanmadan benimsenmesinin kimlik aşınmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
ÜÇ AŞAMALI TEHLİKE: TAKLİT, DEĞER KAYBI, KİMLİK EROZYONU
“Kertenkele deliği” metaforu üç aşamalı bir sürece işaret ediyor:
Zihnî taklit: Kavramların sorgusuz kabulü
Değer kaybı: Ölçülerin ithal edilmesi
Kimlik erozyonu: Kendi düşünce dünyasından kopuş
Bu sürecin fark edilmeden ilerlediği ve en tehlikeli aşamanın kimlik kaybı olduğu belirtiliyor.
ÇIKIŞ YOLU: ŞUUR, TEFEKKÜR, İNŞA
Uzmanlara göre çözüm üç temel kavramda özetleniyor:
Şuur: Bilginin kaynağını sorgulamak
Tefekkür: Kavramları kendi değer dünyasında tartmak
İnşa: Yeni bir psikoloji dili ve modeli geliştirmek
SONUÇ: MESELE REDDETMEK DEĞİL, YENİDEN KURMAK
Değerlendirmelere göre “kertenkele deliğinden çıkmak”, Batı psikolojisini tamamen reddetmek anlamına gelmiyor. Asıl mesele, bu bilgiyi kendi medeniyet perspektifi içinde yeniden konumlandırmak.
Uzmanlar, aksi halde Müslüman psikologların yalnızca isim olarak kimliğini koruyacağını, ancak düşünce dünyasında başkalarının etkisi altında kalmaya devam edeceğini ifade ediyor.














































































































































































































