Demir’in Raporundan felaketin ipuçları;
Bütün derelerin yönetimi DSİ’ye bırakılırsa, rant kaygısı ortadan kalkar, konu daha teknik boyutlarıyla ele alınır.
AK Parti MKYK Üyesi, Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, sel felaketiyle ilgili hazırladığı raporu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve MKYK üyelerine sundu ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Başbakan Erdoğan başkanlığında gerçekleşen MKYK toplantısında hazırladığı raporu sunan ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren Milletvekili Cemal Yılmaz Demir’in raporuna göre, Belediyeler rant kayıgısı nedeniyle dere ıslahını gerektiği gibi yapmıyorlar.
Demir bu nedenle raporunda, Şehir içi şehir dışı olduğuna bakılmaksızın tüm derelerin ıslahı ve yönetiminde tasarrufun DSİ bırakılmasına yönelik bir kanuni düzenlemenin gerektiğini ifade ediyor.
İşte Demir’in raporundan çarpıcı kesitler;
DERE YATAĞININ YERİ DEĞİŞTİRLMİŞ
Daha önce yapılan birçok ıslah çalışmaları sırasında dere yatağının yeri değiştirilmiş, yeni yapılan kanalın kesiti ise yeterli olmamış, üstü açık olarak planlanan bu kanalların üzeri kapatılmıştır. Ayrıca yapılan köprüler de selle gelen malzemeler kanalın ağzını tıkamış ve suyun geçişini engellemiştir. Engellenen su taşkınlara sebep olmuş, binalara ve çevreye zarar vermiştir. Burada yapılan TOKİ ye ait binaların bodrum katlarında iskan edilen dairelere dolan su can kaybına yol açmıştır.
Y
ılanlı Dere içinde, DSİ’nin yaptığı sel kapanı ile sel tahribatı olan alan arasında geçmişte çöp döküm alanı olarak, bugün ise toprak döküm sahası olarak kullanılan bölgede de derede adeta bent oluşmuş, bu bendin üzerine kadar su yükselmiş, bendin üzerinden aşan su burada tahribat yapmış ve yırtılmaya sebep olmuştur.
MAALESEF ALIŞVERİŞ MERKEZİ
Selin bir diğer tahribata yol açtığı İncirli (Çanaklı Çeşme) Deresi ise, kenarları dik dar bir dere yatağında bulunmaktadır. Bu dar alanda dere kanala alınmış, yer yer üzeri kapatılmış, yanlardaki dik yamaçlarda kazı yapılarak alan genişletilmiş ve genişletilen alan üzerine maalesef alışveriş merkezi (AVM) kurularak hizmete açılmıştır.
Aslında Samsun ilimiz dönemsel olarak özellikle Mayıs – Ağustos aylarında yoğun yağış almaktadır. Bunun neticesinde ıslah edilmemiş ya da yatağı değiştirilmiş dereler gelen suyu taşıyamamakta çevreye zarar vererek denize ulaşmaktadır. Çoğu zaman maddi hasarlarla neticelenen bu afetler birkaç yüzyılda bir yaşadığımız böyle bir aşırı yağış ortamında ise can ve mal kaybına yol açabilmektedir.
Sel ve heyelan konusu sadece Samsun ilimiz için değil Karadeniz bölgesi için potansiyel bir tehdit unsuru olarak durmaktadır. Plansız ve çarpık kentleşme ise afeti tetiklemektedir.
Memnunlukla ifade etmek gerekir ki selin hemen akabinde tüm kamu kurumları, belediyeler hatta STK’lar büyük bir gayretle çalışarak zayiatın mümkün olduğunca en aza indirgenmesi, vatandaşın mağduriyetini bir an önce giderilmesi gayreti içinde olmuşlardır.
Ancak her şeye rağmen 14 vatandaşımızın can kaybına, yaklaşık 70 milyon TL lik ekonomik külfete neden olan bu afetin yaraların tam olarak sarılabildiğini söylemek mümkün değildir.
Şehir içi ve dışı ayırt etmeksizin bütün derelerin yönetiminin DSİ’ye bırakılması önemli bir adım olacaktır.
Zira dere yataklarının ıslah edilmesinde belediyelerin önceliği, olduğunca az alan kaybı üzerinedir. Hatta bazı derelerin üzeri kapatılarak Havza ilçemizde olduğu gibi yeni alanlar oluşturulduğu görülebilmektedir.
İl Özel İdarelerin önceliği ise dere ıslah çalışmalarındaki yatırım maliyetlerin en aza indirilmesi üzerinedir. Halbuki dereler üzerindeki tüm tasarruf ve uygulama DSİ yönetimine bırakılırsa rant kaygısı ortadan kalkacak ve konu daha teknik boyutlarıyla ele alınacaktır.
Başbakanlığın 9 Eylül 2006 tarihli DSİ genelgesine rağmen DSİ’nin bilgisine başvurma konusunda ilgili kurumlar bugüne kadar yeterli hassasiyeti gösteremedi.
admin


















































































































































































































