Ak Parti saflarına yeni katılan ve daha bir hafta öncesine kadar Cumhurbaşkanı'na en ağır hakaretleri yönelten isimlerin mecliste ayakta alkışlanması maşeri vicdanda yaralar açarken; Ahmet Davutoğlu gibi partiye ve ülkeye uzun yıllar en üst düzeyde hizmet etmiş isimlerin geçmiş siyasi eleştirilerinden dolayı mahkûm edilmeye çalışılması parti tabanında "eksen kayması" endişelerini beraberinde getirdi.
Siyasi kulislerde, 2028 seçimleri öncesi izlenen bu pragmatik stratejinin davanın ruhuna ve kardeşlik hukukuna zarar verdiği konuşuluyor.
Hakaret Edenlere Mecliste Ayakta Alkış
Siyasi hareketlerin büyüme ve saflarını sıklaştırma hedefleri olağan karşılansa da, taban ve teşkilatlar bu sürecin kökleri kurutarak ve hafızayı silerek yapılmasından rahatsız.
Daha AK Parti'ye katılmadan çok kısa bir süre öncesine kadar, davanın liderine yönelik her türlü hakareti reva görenlerin, göğüslerine rozet takılırken meclis grubunda büyük bir coşkuyla ayakta alkışlanması dikkat çeken en önemli çelişki olarak öne çıkıyor. Kendi öz evlatlarına gösterilmeyen müsamahanın, dışarıdan gelen ve mazisi husumetle dolu olan kişilere cömertçe sunulması, siyasetin ahlaki pusulasının şaştığı yönündeki eleştirilerin dozunu artırıyor.
Davutoğlu'na Yönelik Tavır Ve Ayrışma Tehlikesi
Dışarıdan gelen sert muhaliflere gösterilen bu esnekliğin tam karşısında ise kendi içinden çıkan değerlere yönelik sergilenen katı tutum yer alıyor. Yıllarca ülkeye ve partiye müsteşar, milletvekili, dışişleri bakanı ve başbakan olarak fedakârca hizmet etmiş olan Ahmet Davutoğlu’nun, salt geçmişte yaptığı bazı siyasi eleştiriler nedeniyle adeta yargılanmaya kalkılması insaf ve adalet terazisine sığmayan bir hamle olarak değerlendiriliyor. Aynı kıbleye dönen, aynı hassasiyetleri taşıyan insanları birbirinden uzaklaştıran bu tavrın, kadim geleneğin en büyük tehlikesi sayılan "tefrikaya" kapı araladığı ifade ediliyor.
Hedef 2028 Seçimleri: Kucaklayıcı Siyaset Şart
Türkiye, küresel krizlerin ve bölgesel ateş çemberlerinin ortasında, ülkenin geleceği için hayati bir dönemeç olan 2028 seçimlerine doğru ilerliyor. Tek bir oyun bile milletin kaderinde ne denli büyük değişimler yaratacağı aşikârken, basiret ve feraset sahibi siyasetin gereğinin öncelikle küskünleri, kırgınları ve yol arkadaşlarını kucaklamak olduğu belirtiliyor. Karşı mahalleden ağır küfürler edenleri saflara katıp, "Bundan sonra bizim yanımızda dursunlar da eski mahallelerine küfretsinler" şeklindeki sığ siyasi anlayışın ne insani ne de ahlaki zeminde doğru bir istikamet olmadığı uyarısı yapılıyor.
Siyaset Bir Nefis Mücadelesi Değildir
Hakikatte bir medeniyet tasavvurunun ve yüce bir davanın yansıması olması gereken siyasetin; kin, pragmatizm ve rövanş üzerine değil, ilke, erdem ve vefa üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanıyor. İnsanlık tarihinin, günü kurtarmaya çalışanların değil, sadakati baş tacı edenlerin kalıcı izler bıraktığına şahitlik ettiği hatırlatılarak; "Tefrikanın girdiği yerden bereket kalkar, vefanın unutulduğu yerde sadakat yeşermez" mesajı veriliyor. Siyaset kurumunun bu süreçte bir nefis mücadelesinden sıyrılarak, yarınları inşa edecek hikmetli ve ahlaki bir duruşa dönmesi bekleniyor.























































































































































































































