La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah'ın elçisidir.
Bazı sözler vardır, yalnızca söylenmek için söylenmez; insanın bütün hayatını kuşatmak, yönünü belirlemek ve kalbinin merkezine yerleşmek için söylenir. La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah da böyledir. Bu söz, bizim imanımızın özüdür. Bu söz, kime kulluk edeceğimizi, kimin yolundan gideceğimizi ve hayatımızı hangi ölçüye göre yaşayacağımızı ilan eder. Kayıtlara geçsin: Bizim için Allah’tan daha sevgili hiçbir kimse, hiçbir makam, hiçbir dünya nimeti, hiçbir menfaat ve hiçbir arzu yoktur. Yine bizim için Allah’ın Resûlü Hz. Peygamberden daha sevgili hiçbir insan yoktur, olamaz. Çünkü biz Rabb’imizi Allah olarak tanıdık; O’nun gönderdiği rahmet elçisini de rehber ve örnek olarak kabul ettik. Bizim sözümüz budur, durduğumuz yer budur, imanımızın şahadeti budur.
Kur’an-ı Kerim, bu sevginin sıradan bir sevgi olmadığını bize açıkça bildirir. Tevbe Sûresi'nin 24. ayetinde Rabb’imiz; babalarımızı, oğullarımızı, kardeşlerimizi, eşlerimizi, akrabalarımızı, kazandığımız malları, durgunluğa uğramasından korktuğumuz ticaretimizi ve hoşumuza giden evlerimizi Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda mücadele etmekten daha sevgili hâle getirmememizi ister. Aksi hâlde bizi uyarır ve hükmünü bildirir. Bu ayet, sevgilerimizi yok saymamızı değil, sevgilerimizin yerini bilmemizi öğretir. Anne sevgisi vardır, baba sevgisi vardır, evlat sevgisi vardır, eş sevgisi vardır, dost sevgisi vardır. Fakat bütün bu sevgilerin üzerinde Allah sevgisi vardır. Bütün insan sevgilerinin üzerinde Resûlullah sevgisi vardır. Çünkü gerçek sevgi, sahibini Rabb’ine yaklaştırıyorsa güzeldir; insanı Rabb’inden uzaklaştırıyorsa imtihana dönüşür.
Öyleyse kayıtlara geçsin: Bizim sevgimizin de ölçüsü bellidir. Bir insanı Allah için severiz. Bir nimete Allah’ın emaneti olduğu için değer veririz. Bir dostun kıymetini, bizi Allah’a yaklaştırdığı ölçüde biliriz. Evladımızı severiz fakat onu Rabb’imizin önüne geçirmeyiz. Malımızı severiz fakat malın sahibinin Allah olduğunu unutmayız. Makamımızı, mesleğimizi, evimizi, dünyadaki bütün imkânlarımızı severiz fakat hiçbirini imanımızın önüne koymayız. Çünkü biliriz ki bugün elimizde olanların tamamı geçicidir. Bir gün evlerimizde olmayacağız, makamlarımızda olmayacağız, kazandığımız malların başında durmayacağız. Fakat Allah bizim Rabb’imiz olarak kalacak; O’nun Resûlü’ne olan sevgimiz, imanımızın şahadeti olarak bizimle olacaktır.
Hz. Peygamber, bizim için yalnızca tarihin bir döneminde yaşamış büyük bir insan değildir. O, Allah’ın insanlığa gönderdiği rahmet elçisidir. O, karanlıkların içine gönderilmiş nurdur. O, insanlığın yolunu kaybettiği bir çağda Allah’ın izniyle yolu gösterendir. O, yetimin başını okşayan, yoksulun hâlini soran, mazlumun yanında duran, günahkâra ümit kapısını gösteren, düşmanına bile merhametle yaklaşan bir Peygamber’dir. Onun hayatına baktığımızda Allah’ın razı olacağı bir kul olmanın nasıl mümkün olduğunu görürüz. Onun sabrında sabrı, merhametinde merhameti, adaletinde adaleti, duasında kulluğu, gözyaşında ümmete olan sevgiyi görürüz. İşte bu yüzden onun adı anıldığında kalbimizin titremesi, dilimizin salavatla ıslanması gerekir.
Biz Hz. Peygamber’i seviyoruz. Hem de kuru bir iddia olarak değil, hayatımıza yön veren bir sevgiyle seviyoruz. Onun adı bizim için bir isimden ibaret değildir. Muhammed Mustafa dediğimizde gönlümüzde Mekke’nin sıcaklığı, Medine’nin huzuru, Mescid-i Nebevî’nin sükûnu canlanır. O’nun mübarek yüzünü göremedik; fakat O’na iman ettik. O’nun sesini işitemedik; fakat O’nun getirdiği vahye kulak verdik. O’nunla aynı sokaklarda yürüyemedik; fakat O’nun izinden yürümeye çalışıyoruz. O’nun mübarek ellerine dokunamadık; fakat O’nun sünnetine sarılarak O’na yakın olmayı diliyoruz. Ne büyük bir hasrettir bu! Ne büyük bir nasiptir aynı zamanda! Asırlar sonra doğmuş olsak da O’nun ümmeti olabilmek, bizim için dünyanın bütün ünvanlarından daha büyük bir şereftir.
Kayıtlara geçsin: Bizim ulu önderimiz Hz. Peygamber’dir. Bizim yüce önderimiz Hz. Peygamber’dir. Bizim rehberimiz Hz. Peygamber’dir. Çünkü Allah, insanlığa örnek olarak O’nu göndermiştir. Biz O’na bakarak nasıl insan olunacağını, nasıl eş olunacağını, nasıl baba olunacağını, nasıl komşu olunacağını, nasıl dost olunacağını, nasıl affedileceğini, nasıl sabredileceğini ve nasıl Allah’a kul olunacağını öğreniyoruz. Bizim ölçümüz O’nun ahlâkıdır. Bizim yolumuz O’nun yoludur. Bizim gönlümüzün kıblesi Allah’ın rızasıdır; o rızaya giden yolda önümüzde yürüyen en güzel örnek ise Resûlullah’tır. İnsanlardan hiçbirini Peygamberimizin yerine koymayız. Hiçbir şahsı onun ölçüsünün üstüne çıkarmaz, hiçbir insanın sözünü Allah Resûlü’nün sözünden daha üstün görmeyiz.
Çünkü biz biliyoruz ki insan şaşabilir, insan yanılabilir, insan değişebilir. Bugün yanında olan, yarın yanında olmayabilir. Bugün alkışlayan, yarın sırt çevirebilir. Bugün sevilen bir makam, yarın unutulabilir. Dünya böyledir. Dünya, kalıcı olanı geçici; geçici olanı kalıcı gösterme konusunda insanı aldatabilir. Fakat Resûlullah’ın bize bıraktığı yol, Allah’ın izniyle kıyamete kadar yol gösteren bir nurdur. Bu sebeple biz sevgimizi insanlara göre değil, hakikate göre düzenlemek zorundayız. Bir insanı severken de ölçümüz Allah ve Resûlü olmalıdır. Bir insanla aramızdaki bağ bizi Peygamberimizin ahlâkına yaklaştırıyorsa ne güzeldir. Fakat o bağ bizi Allah’ın emirlerinden uzaklaştırıyorsa orada durup yeniden düşünmek gerekir. Çünkü hiçbir sevgi, imanımızın önüne geçecek kadar büyütülemez.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Benim için gerçekten en sevgili kim? Bunu yalnızca dilimizle değil, hayatımızla cevaplamalıyız. Öfkelendiğimizde Peygamberimizi hatırlıyor muyuz? Affetmekte zorlandığımızda onun merhametini düşünüyor muyuz? Ailemizle ilişkilerimizde onun güzel ahlâkını örnek alıyor muyuz? Çocuklarımızı yetiştirirken onun sevgisini, şefkatini ve adaletini taşıyabiliyor muyuz? Bir yetimin, yoksulun, yaşlının, kimsesizin yanından geçerken Resûlullah’ın ümmetine bakışını hatırlıyor muyuz? Eğer sevdiğimizi söylüyor ama onun ahlâkını hayatımıza taşımıyorsak sevgimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Çünkü gerçek sevgi, sevdiğinin yolunu sevmektir. Gerçek muhabbet, sevdiğinin razı olacağı hâle gelmeye çalışmaktır.
Ey gönlüm! Bir gün bu dünyadan ayrılacaksın. Arkanda bıraktığın ev, mal, makam, şöhret ve bütün dünya nimetleri senden kopup gidecek. O gün yanında ne kalacak? İmanın kalacak. Allah’a olan kulluğun kalacak. Resûlullah’a olan sevgin ve O’nun sünnetine bağlılığın kalacak. Belki bugün dünyanın gürültüsü içinde bunu yeterince düşünmüyoruz. Belki nice sevgileri büyütüyor, nice geçici şeylerin peşinde ömrümüzü tüketiyoruz. Oysa kalbimizi yeniden temizleme zamanı gelmedi mi? Bir salavatla başlayabiliriz. Bir sünneti hayatımıza taşıyarak başlayabiliriz. Bir günahı terk ederek başlayabiliriz. Bir yetimin başını okşayarak, bir gönlü alarak, bir kırgınlığı onararak başlayabiliriz. Her güzel adım, bizi O’nun ahlâkına biraz daha yaklaştıracaktır.
Öyleyse bir kez daha, bütün dünyaya ve önce kendi nefsimize ilan edelim: La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah. Allah’tan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir. Biz Allah’a iman ediyor, O’nu seviyor, O’na kulluk ediyoruz. Biz Allah’ın Resûlü’nü seviyor, O’nun Peygamberliğine iman ediyor, O’nu rehber ve örnek kabul ediyoruz. Bizim için hiçbir insan, hiçbir makam, hiçbir dünya nimeti Allah’tan ve Resûlü’nden daha sevgili değildir. Olmayacaktır. Tevbe Sûresi’nin 24. ayetini yalnızca okuyup geçmeyecek, onu kalbimizin önüne bir ölçü olarak koyacağız. Kayıtlara geçsin: Bizim en büyük şerefimiz Allah’ın kulu, Hz. Peygamber’in ümmeti olmaktır. Bizim en büyük arzumuz, Rabb’imizin huzuruna imanla çıkmak ve Resûlullah’ın sancağı altında toplanabilmektir. Allah’ım! Kalplerimizi Sana ve Habibin Hz. Peygamber’e olan sevgiyle dirilt. Bizi O’nun sünnetinden ayırma. Son nefesimize kadar kelime-i tevhidin ve kelime-i şehadetin hakikatinden uzaklaştırma. Bizi, sevdiğini söyleyip sevgisini yaşayamayandan değil, Resûlullah’ı gerçekten seven ve O’nun izinden yürüyen kullarından eyle. Kayıtlara geçsin: Biz O’nu çok seviyoruz. Rabb’imizden dileğimiz, bu sevgiyi ömrümüzün son nefesine kadar çoğaltmasıdır.
Öztürk Samuk
Devlet TEK hesap yapmaz
Ömer Naci Yılmaz
Kayıtlara geçsin!
Elif Ekşi
Âlemlere Rahmet Diye Geldin, İyi Ki Geldin
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mevlid Kandili: Peygamberimizi Hatırlatmaya Vesile Bir Gece
Mehmet Ali Çamoğlu
Dünyanın Değişen Jeopolitik Dengeleri
Ahmet DÜZGÜN
Yeryüzü Bozguncularına İlahi İhtar
Recep YAZGAN
Cami Projesi Tasarlarken Neler Yapılmamalıdır!
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Adnan İPEKDAL
Gün Olur Asra Bedel Romanının 15 Temmuz Üzerinden Tahlili
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Vehbi KARA
Faşist Liderler ve Mal Varlıkları
Mithat Güdü
Din mi ticaret mi? Cemaat mi, örgüt mü?
Seyfettin BUDAK
Tamamlanmak İsteyen İnsan
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Eyüphan KAYA
50 yıllık evliyim karım evinin sultanıdır
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Adnan ÖZ
Samsunspor lige altın değerinde bir puanla başladı!
Nihat Güç
Zumer Suresi 76. Ayetin Düşündürdükleri
Hamdi TEMEL
İBN-İ SÎNÂ'dan Bugünün Bilimine
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Mehmet BOZKURT
Fahrettin Paşa'nın Torunları Mekke'de!
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Songül KARAMAN
Ne Olur
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)